Hukuki Makaleler

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Mirastan mal kaçırma olarak bilinen muris muvazaası, mirasbırakanın yani murisin, gerçekte bir mirasçısına bağışlamak istediği taşınmazı, diğer mirasçılardan kaçırmak amacıyla tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi bedelli bir işlemmiş gibi göstermesidir.

Muris muvazaası davaları, miras hukuku uygulamasında en sık karşılaşılan dava türlerinden biridir. Özellikle mirasbırakanın sağlığında taşınmazlarını çocuklarından birine, eşine, akrabasına veya üçüncü kişiye devretmesi halinde diğer mirasçılar açısından miras hakkının ihlali gündeme gelebilir.

Bu tür davalarda bir miras avukatı desteği büyük önem taşır. Çünkü muris muvazaası davasında yalnızca tapu kaydına bakılmaz; işlemin gerçek amacı, mirasbırakanın mal kaçırma kastı, satış bedeli, alıcının ödeme gücü, aile ilişkileri, bakım savunması, taşınmazın gerçek değeri ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilir.

Muris muvazaası kurumu, temel dayanağını 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararından alır. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa ilkesi de bu davaların hukuki temelini oluşturur.

Muris Muvazaası Nedir? Mal Kaçırma Nedir?

Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda satış veya başka bir bedelli işlem gibi göstermesidir.

Örneğin mirasbırakan, gerçekte oğluna veya kızına taşınmazını karşılıksız vermek istemektedir. Ancak diğer mirasçılar ileride hak talep etmesin diye tapuda işlemi satış gibi gösterir. Gerçekte para ödenmemiştir veya tapuda gösterilen satış bedeli gerçek değeri yansıtmamaktadır. İşte bu durumda muris muvazaası gündeme gelebilir.

Bir miras avukatı, bu tür işlemlerde görünürdeki satışın gerçek bir satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırmak için yapılan muvazaalı bir işlem mi olduğunu araştırır.

Mirastan Mal Kaçırma Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Mirastan mal kaçırma davası, mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirlerinin gerçeği yansıtmadığı ve diğer mirasçıların miras hakkını bertaraf etmek amacı taşıdığı durumlarda açılır.

Bu dava özellikle şu hallerde gündeme gelir:

  • Murisin taşınmazını çocuğuna satış gibi göstermesi
  • Tapuda düşük bedelle satış yapılması
  • Gerçekte bağış olan işlemin satış olarak gösterilmesi
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mal kaçırma amacıyla yapılması
  • Mirasbırakanın tüm değerli taşınmazlarını sadece bir mirasçıya devretmesi
  • Erkek çocuğa veya belirli bir mirasçıya ayrıcalıklı devir yapılması,
  • Murisin ekonomik ihtiyacı olmadığı halde taşınmaz satmış gibi görünmesi
  • Alıcının satış bedelini ödeyecek ekonomik gücünün bulunmaması
  • Murisin intifa hakkını üzerinde tutarak yalnızca çıplak mülkiyeti devretmesi

Bu tür işlemlerde davanın doğru kurulması için miras avukatı tarafından tapu kayıtları, satış bedelleri, aile ilişkileri, ekonomik durum ve Yargıtay kararları birlikte incelenmelidir.

Muris Muvazaasının Şartları

Bir işlemin muvazaalı sayılabilmesi için bazı şartların birlikte bulunması gerekir. Yargıtay uygulamasında bu şartlar titizlikle değerlendirilir.

Görünürdeki İşlem

Muris muvazaasında tapuda görünen bir işlem vardır. Bu işlem genellikle satış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya benzeri bir resmi işlem olarak görünür.

Tapu kaydında işlem satış olarak görünse de gerçekte tarafların iradesi satış olmayabilir. Bu nedenle bir miras avukatı, tapudaki işlemle tarafların gerçek iradesi arasında fark olup olmadığını araştırır.

Gizli İşlem

Muris muvazaasında görünürdeki işlemin arkasında gizli bir bağışlama iradesi bulunur. Yani muris taşınmazını gerçekte karşılıksız devretmek istemektedir. Ancak bu bağışı tapuda satış gibi göstermektedir.

Bu gizli bağış işlemi resmi şekil şartına uygun yapılmadığı için geçersiz kabul edilir. Bu nedenle muris muvazaası ispatlanırsa tapu iptali ve miras payı oranında tescil gündeme gelir.

Muvazaa Anlaşması

Muris ile taşınmazı devralan kişi arasında görünürdeki işlemin gerçek olmadığı konusunda gizli bir anlaşma bulunmalıdır. Taraflar tapuda satış yapmış gibi görünür; ancak gerçekte satış bedeli ödenmemiştir veya işlem bağış amacına dayanmaktadır.

Mirasçılardan Mal Kaçırma Kastı

Muris muvazaasının en önemli unsurlarından biri mal kaçırma kastıdır. Mirasbırakanın asıl amacı, diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak olmalıdır.

Bu kast doğrudan bir belgeyle ispatlanmak zorunda değildir. Yargıtay uygulamasında murisin davranışları, aile ilişkileri, taşınmazın değeri, satış bedeli, alıcının ödeme gücü ve mirasçılar arasındaki paylaşım birlikte değerlendirilir.

Deneyimli bir miras avukatı, mal kaçırma kastını gösteren tüm emareleri dosyada ortaya koymalıdır.

Yargıtay Kararlarında Muris Muvazaası Kriterleri

Yargıtay, muris muvazaası davalarında tek bir kritere bakmaz. İşlemin muvazaalı olup olmadığını belirlerken tüm delilleri birlikte değerlendirir.

Tapuda Gösterilen Bedel ile Gerçek Değer Arasındaki Fark

Muris muvazaası davalarında en önemli göstergelerden biri, tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek piyasa değeri arasındaki farktır.

Eğer taşınmaz tapuda çok düşük bedelle devredilmişse, bu durum muvazaa şüphesini güçlendirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2022/867, K. 2023/836 sayılı kararında da bedel farkı, muvazaa değerlendirmesinde dikkate alınan önemli ölçütlerden biri olarak ele alınmıştır.

Ancak yalnızca bedel farkı her zaman tek başına yeterli değildir. Bu nedenle bir miras avukatı, taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerini, emsal satışları, bilirkişi raporlarını ve tapuda gösterilen bedeli birlikte değerlendirmelidir.

Alıcının Ödeme Gücü

Muris muvazaası davalarında, taşınmazı devralan kişinin gerçekten satış bedelini ödeyebilecek ekonomik güce sahip olup olmadığı da araştırılır.

Örneğin tapuda yüksek bedelli bir satış görünmesine rağmen, devralan mirasçının o tarihte düzenli geliri, birikimi veya ödeme gücü yoksa bu durum muvazaa iddiasını destekleyebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2023/348, K. 2024/535 sayılı kararında da alıcının ödeme gücü, muris muvazaası değerlendirmesinde önemli bir kriter olarak dikkate alınmıştır.

Bu nedenle miras avukatı, banka kayıtları, gelir durumu, çalışma geçmişi, ekonomik koşullar ve ödeme belgeleri üzerinden alıcının gerçek ödeme gücünü incelemelidir.

Murisin Satışa İhtiyacı Olup Olmadığı

Mirasbırakanın taşınmazı gerçekten satmasını gerektiren makul bir nedeni olup olmadığı da önemlidir.

Eğer murisin borcu, tedavi gideri, ekonomik sıkıntısı veya taşınmaz satmasını gerektiren başka bir ihtiyacı yoksa; buna rağmen değerli taşınmazını bir mirasçısına devretmişse, bu durum mirastan mal kaçırma kastını gösterebilir.

Buna karşılık murisin gerçekten borçlarını ödemek, tedavi giderlerini karşılamak veya ekonomik ihtiyacını gidermek amacıyla taşınmaz sattığı ispatlanırsa muris muvazaası iddiası zayıflayabilir.

Aile İçi İlişkiler

Yargıtay, muris muvazaası davalarında aile içi ilişkileri de dikkate alır. Mirasbırakanın hangi mirasçıyla yakın olduğu, hangi mirasçıyla sorun yaşadığı, sağlığında mirasçılar arasında adaletli bir paylaşım yapıp yapmadığı araştırılır.

Özellikle tüm değerli taşınmazların sadece bir çocuğa devredilmesi, diğer mirasçıların dışlanması veya kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması gibi durumlar muris muvazaası iddiasını güçlendirebilir.

Bu nedenle miras avukatı, murisin aile ilişkilerini, tanık beyanlarını, önceki devirleri ve mirasçılar arasındaki paylaşım düzenini dosyada ortaya koymalıdır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Muris Muvazaası

Muris muvazaası yalnızca satış işlemlerinde değil, bazı durumlarda ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında yapılan devirlerde de gündeme gelebilir.

Mirasbırakan, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı, bazı mirasçılarından kaçırma amacıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterebilir. Bu durumda mahkeme, sözleşmenin gerçekten bakım amacıyla mı yapıldığını yoksa mirasçılardan mal kaçırmak için mi kullanıldığını araştırır.

Yargıtay uygulamasında şu kriterler önemlidir:

  • Murisin gerçekten bakıma muhtaç olup olmadığı
  • Devralan kişinin fiilen bakım yapıp yapmadığı
  • Devredilen taşınmazın değeri
  • Bakım hizmeti ile devredilen mal arasında makul oran bulunup bulunmadığı
  • Murisin tüm malvarlığını devredip devretmediği
  • Diğer mirasçıların miras hakkının zedelenip zedelenmediği

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/7626, K. 2023/1364 sayılı kararında da bakım ve minnet savunmasının, ancak gerçek bakım ihtiyacı ve yapılan devirle bakım hizmeti arasında makul bir orantı bulunması halinde dikkate alınabileceği değerlendirilmiştir.

Bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı taşınmaz devirlerinde bir miras avukatı, sözleşmenin gerçek amacını ve murisin mal kaçırma kastını somut delillerle ortaya koymalıdır.

İntifa Hakkı Saklı Tutularak Yapılan Devirler

Muris muvazaası davalarında sık karşılaşılan durumlardan biri de murisin taşınmazın yalnızca çıplak mülkiyetini devretmesi, intifa hakkını ise üzerinde bırakmasıdır.

Bu durumda mirasbırakan taşınmazı tapuda devretmiş görünür; ancak kullanma ve yararlanma hakkını yaşamı boyunca kendisinde tutar. Bu yöntem, bazı dosyalarda muvazaayı perdeleme aracı olarak değerlendirilebilir.

Örneğin muris taşınmazın kuru mülkiyetini bir mirasçısına devretmiş, ancak ölene kadar taşınmazı kullanmaya devam etmişse; bu durum işlemin gerçek satış değil, mirastan mal kaçırma amaçlı bir devir olduğu yönünde değerlendirilebilir.

Bu nedenle miras avukatı, tapu kayıtlarında intifa hakkı, çıplak mülkiyet devri, satış bedeli ve murisin taşınmazı kullanmaya devam edip etmediği hususlarını birlikte incelemelidir.

Muris Muvazaası Davası Hangi Mallar İçin Açılır?

Muris muvazaası davası, kural olarak tapulu taşınmazlar için açılır. Çünkü 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, tapulu taşınmazların mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla devredilmesi durumuna ilişkindir.

Muris muvazaası davası genellikle şu mallar için açılır:

  • Arsa
  • Tarla
  • Ev
  • Daire
  • İşyeri
  • Bağ
  • Bahçe
  • Tapulu taşınmaz

Para, araç, ziynet eşyası veya taşınır mallar muris muvazaası davasının klasik konusu değildir. Bu tür mallar bakımından şartları varsa tenkis davası, alacak davası veya başka hukuki yollar gündeme gelebilir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü yanlış dava türüyle yola çıkılması hak kaybına neden olabilir. Bu nedenle bir miras avukatı, davanın muris muvazaası mı, tenkis mi, tapu iptal ve tescil mi yoksa alacak davası mı olması gerektiğini doğru belirlemelidir.

Üçüncü Kişiden Alınan Taşınmazlarda Muris Muvazaası

Uygulamada sık karşılaşılan durumlardan biri de murisin, parasını kendisi ödeyerek taşınmazı üçüncü kişiden doğrudan bir mirasçısı adına satın almasıdır.

Bu durumda taşınmaz hiçbir zaman murisin adına tescil edilmemiştir. Taşınmaz doğrudan mirasçı adına geçmiştir. Yargıtay uygulamasına göre bu gibi hallerde 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı doğrudan uygulanamaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/46, K. 2022/2174 sayılı kararında da bu husus değerlendirilmiş; murisin parasını ödeyip taşınmazı üçüncü kişiden doğrudan mirasçı adına tescil ettirdiği hallerde muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası yerine şartları varsa tenkis hükümlerinin gündeme gelebileceği kabul edilmiştir.

Bu nedenle bir miras avukatı, taşınmazın önce muris adına kayıtlı olup olmadığını, devir zincirini ve tapu kayıtlarını ayrıntılı şekilde incelemelidir.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Davayı miras hakkı zedelenen mirasçılar açabilir. Bu davayı açmak için mutlaka saklı pay sahibi olmak gerekmez. Yasal mirasçılar, miras hakları ihlal edilmişse muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açabilir.

Davayı açabilecek kişiler şunlardır:

  • Çocuklar
  • Sağ kalan eş
  • Anne ve baba
  • Torunlar
  • Diğer yasal mirasçılar
  • Atanmış mirasçılar

Mirasçı olmayan kişiler muris muvazaası davası açamaz. Bu nedenle dava açmadan önce mirasçılık sıfatı, veraset ilamı ve miras payları bir miras avukatı tarafından kontrol edilmelidir.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı Var mı?

Muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davaları, ayni hakka ve yolsuz tescile dayandığı için zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Bu davalar murisin ölümünden sonra her zaman açılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2017/1270, K. 2021/846 sayılı kararında da muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarının zamanaşımına tabi olmadığı vurgulanmıştır.

Ancak zamanaşımı olmaması, davanın geciktirilmesinin risksiz olduğu anlamına gelmez. Taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, iyiniyetli kişilerin kazanım iddiası, delillerin zayıflaması ve tanıkların ulaşılmaz hale gelmesi davayı zorlaştırabilir.

Bu nedenle mirastan mal kaçırma şüphesi varsa bir miras avukatı ile hızlı şekilde hareket edilmesi önemlidir.

Muris Muvazaası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Çünkü bu dava taşınmazın aynına ilişkindir. Taşınmaz birden fazla yerde bulunuyorsa yetki konusu ayrıca değerlendirilmelidir.

Davanın doğru mahkemede açılması önemlidir. Aksi halde usulden zaman kaybı yaşanabilir. Bu nedenle miras avukatı, dava açmadan önce taşınmazın bulunduğu yer, tapu kaydı ve yetki kurallarını incelemelidir.

Muris Muvazaası Davasında İspat

Davada ispat yükü kural olarak davacı mirasçıdadır. Davacı, tapudaki işlemin görünürdeki işlem olduğunu ve gerçekte mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ispatlamalıdır.

Ancak davacı mirasçı, işlemin tarafı değil; işlemden zarar gören üçüncü kişi konumundadır. Bu nedenle muris muvazaası her türlü delille ispatlanabilir.

Bu davalarda kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Tapu kayıtları,
  • Resmi senetler,
  • Satış bedelleri,
  • Banka kayıtları,
  • Bilirkişi raporları,
  • Tanık beyanları,
  • Emsal satış kayıtları,
  • Murisin ekonomik durumu,
  • Alıcının ödeme gücü,
  • Aile içi ilişkiler,
  • Murisin diğer mirasçılara yaptığı kazandırmalar,
  • Sağlık kayıtları,
  • Bakım ihtiyacı ve bakım hizmetine ilişkin belgeler.

Bu nedenle davada yalnızca “mal kaçırıldı” demek yeterli değildir. Davanın güçlü kurulması için miras avukatı tarafından deliller sistemli şekilde toplanmalı ve Yargıtay kriterlerine uygun biçimde sunulmalıdır.

Tapu İptal ve Tescil Davası

Muris muvazaası ispatlandığında, tapuda yapılan devir geçersiz kabul edilir. Bu durumda davacı mirasçılar, miras payları oranında tapu iptal ve tescil talep edebilir.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında amaç, taşınmazın miras payları oranında gerçek hak sahipleri adına tescil edilmesini sağlamaktır.

Ancak taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse, üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı önem kazanır. Taşınmazı devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise tapu iptali mümkün olmayabilir; bu durumda bedel veya tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava açmadan önce taşınmazın güncel tapu kaydı mutlaka incelenmelidir. Bir miras avukatı, taşınmazın hâlen davalı adına kayıtlı olup olmadığını, üçüncü kişiye devredilip devredilmediğini ve tedbir talebinin gerekip gerekmediğini değerlendirmelidir.

Muris Muvazaası Davasında Tedbir Talebi

Mirastan mal kaçırma davasında en önemli konulardan biri, taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemektir. Çünkü dava sırasında taşınmaz el değiştirirse süreç daha karmaşık hale gelebilir.

Bu nedenle tapu iptal ve tescil davası açılırken genellikle ihtiyati tedbir talep edilir. Mahkeme, şartları varsa taşınmazın devrini önlemek için tapu kaydına tedbir koyabilir.

Tedbir talebi, özellikle taşınmazın satılması, devredilmesi veya ipotek edilmesi riskinin bulunduğu durumlarda büyük önem taşır. Bu nedenle bir miras avukatı, dava açarken tedbir talebini güçlü gerekçelerle sunmalıdır.

Muris Muvazaası ve Tenkis Davası Arasındaki Fark

Muris muvazaası davası ile tenkis davası sık karıştırılır. Ancak bu iki dava farklı hukuki temellere dayanır.

Muris muvazaası davasında, tapuda yapılan işlemin gerçekte satış olmadığı, bağış olduğu ve mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı ileri sürülür. Dava kabul edilirse tapu iptali ve tescil gündeme gelir.

Tenkis davasında ise murisin yaptığı kazandırmaların saklı payları ihlal ettiği ileri sürülür. Burada işlem mutlaka muvazaalı olmak zorunda değildir. Gerçek bir bağış da saklı payı ihlal ediyorsa tenkise konu olabilir.

Bu nedenle bazı davalarda talepler kademeli şekilde kurulabilir. Örneğin:

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil, bu mümkün görülmezse tenkis talebi.

Bu yöntem, hak kaybını önlemek açısından önemlidir. Bu nedenle miras avukatı, somut olayda muris muvazaası mı, tenkis mi yoksa her ikisinin birlikte mi ileri sürülmesi gerektiğini belirlemelidir.

Muris Muvazaası Davasında Güncel Değer Sorunu

Bazı durumlarda taşınmazın aynen iadesi mümkün olmayabilir. Taşınmaz üçüncü kişilere devredilmiş, el değiştirmiş veya başka hukuki nedenlerle tapu iptali mümkün hale gelmemiş olabilir.

Bu durumda bedel, tazminat veya güncel değer tartışmaları gündeme gelebilir. Anayasa Mahkemesi’nin 2021 tarihli kararında, uzun süren yargılamalar sonucunda hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet hakkı ihlali oluşturabileceği değerlendirilmiştir.

Bu nedenle davanın bedele dönüşmesi ihtimalinde, taşınmazın güncel değeri, dava tarihi, karar tarihi, enflasyon etkisi ve mülkiyet hakkı açısından stratejik bir değerlendirme yapılmalıdır.

Miras avukatı, yalnızca tapu iptali yönünden değil, davanın bedele dönüşmesi ihtimaline karşı da talep ve delil stratejisini doğru kurmalıdır.

Muris Muvazaası Davasında Miras Avukatı Neden Önemlidir?

Muris muvazaası davaları, miras hukukunun en teknik ve delil yoğun dava türlerinden biridir. Bu davalarda tapu kaydı tek başına yeterli değildir. Murisin gerçek iradesi, mal kaçırma kastı, devir tarihi, satış bedeli, alıcının ödeme gücü, aile ilişkileri ve Yargıtay kriterleri birlikte değerlendirilir.

Miras avukatı, muris muvazaası davasında şu konularda hukuki destek sağlayabilir:

  • Tapu kayıtlarının incelenmesi,
  • Veraset ilamı ve miras paylarının belirlenmesi,
  • Muvazaa iddiasının hukuki temele oturtulması,
  • Tapu iptal ve tescil davasının hazırlanması,
  • Tenkis talebinin kademeli olarak ileri sürülmesi,
  • İhtiyati tedbir talebinin hazırlanması,
  • Satış bedeli ile gerçek değer arasındaki farkın ortaya konulması,
  • Alıcının ödeme gücünün araştırılması,
  • Tanık delillerinin belirlenmesi,
  • Bilirkişi incelemesine yönelik itirazların hazırlanması,
  • Yargıtay kararlarına uygun dava stratejisi kurulması,
  • Üçüncü kişiye devir halinde hukuki yolun belirlenmesi.

Bu nedenle mal kaçırma şüphesi bulunan dosyalarda bir miras avukatı ile hareket edilmesi, hem davanın doğru açılması hem de delillerin etkili şekilde sunulması açısından önemlidir.

Sonuç

Mirastan mal kaçırma diğer adıyla muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesiyle ortaya çıkar. Bu tür işlemlerde amaç, çoğu zaman diğer mirasçıların miras hakkını bertaraf etmektir.

Muris muvazaası davalarında Yargıtay; tapuda gösterilen bedel ile gerçek değer arasındaki farkı, alıcının ödeme gücünü, murisin satış ihtiyacını, aile içi ilişkileri, bakım savunmasını ve mirasçılar arasındaki paylaşım dengesini birlikte değerlendirir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2022/867, K. 2023/836 sayılı kararında bedel farkı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2023/348, K. 2024/535 sayılı kararında ise alıcının ödeme gücü muris muvazaası değerlendirmesinde önemli ölçütler arasında kabul edilmiştir.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları zamanaşımına tabi değildir. Ancak taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, delillerin zayıflaması ve ihtiyati tedbir ihtiyacı nedeniyle hızlı hareket edilmesi önemlidir.

Bu nedenle mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devrinin mirastan mal kaçırma amacı taşıdığı düşünülüyorsa, bir miras avukatı aracılığıyla tapu kayıtları incelenmeli, ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmeli ve gerekirse muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açılmalıdır.

İletişim | Miras Avukatı Muzaffer Demirsoy

Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu,miras hukukunu ilgilendiren her türlü konuda tecrübeye dayalı bilgi birikimi ile miras avukatı olarak Türkiye genelinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Miras avukatı arayışındaysanız, danışmanlık ve dava takibi hizmeti için ofisimizle İletişime geçebilirsiniz.

Telefon: 0543 558 19 42

E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Detaylı bilgi için Miras Davaları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Contact | İnheritance Lawyer Muzaffer Demirsoy

We are pleased to assist you as inheritance lawyers in all areas of inheritance law, particularly in matters such as donations, wills, certificates of inheritance, estate distribution, concealment of inheritance (fraudulent transfers by the deceased), lifetime care contracts, and inheritance research. You can easily contact us through the communication channels listed below.

Phone: +90 543 558 19 42

Email: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir