Hukuki Makaleler

Vasiyetnamede Kimler Tanık Olamaz?

Vasiyetnamede Kimler Tanık Olamaz?

Ana çalışma alanlarımızdan biri olan vasiyetname ve vasiyetnamenin iptali davalarında, Türkiye genelinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız.

Vasiyetnamede Kimler Tanık Olamaz?

Resmî vasiyetnamede mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri tanık olamaz. Ayrıca fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklananlar ve okur yazar olmayan kişiler de resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılamaz. Türk Medeni Kanunu‘nun 536. maddesi bu kişileri açıkça yasak kapsamına almıştır.

Bu nedenle noter huzurunda vasiyetname düzenlenirken herhangi iki kişinin tanık olarak bulunması yeterli değildir. Tanıkların kanunda aranan nitelikleri taşıması, vasiyetçinin yasaklı yakınlarından biri olmaması ve aynı vasiyetnamede tanığa veya kanunda belirtilen yakınlarına kazandırma yapılmaması gerekir. Tanık seçimindeki hata, vasiyetnamenin ölümden sonra iptal davasına konu edilmesine yol açabilir.

Vasiyetnamede Tanık Olma Şartları

Resmî vasiyetname, Türk Medeni Kanunu’nun 532. maddesine göre iki tanığın katılmasıyla noter, sulh hâkimi veya kanunla yetkilendirilmiş başka bir resmî görevli tarafından düzenlenir. Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan sonra mirasbırakan, belgenin son arzularını içerdiğini resmî memurun huzurunda iki tanığa açıklar. Tanıklar da bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak imzalarlar. Vasiyetnamenin içeriğinin tanıklara açıklanması ise zorunlu değildir.

Tanıkların yalnız işlem sırasında hazır bulunması yeterli değildir. Kanun, tanıklarda belirli kişisel nitelikler aradığı gibi vasiyetçiyle olan yakınlık ilişkisini de sınırlandırmıştır.

Resmî vasiyetname tanığının taşıması gereken temel şartlar şu şekildedir:

  • Fiil ehliyetine sahip olmalıdır.
  • Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklanmış olmamalıdır.
  • Okur yazar olmalıdır.
  • Vasiyetçinin eşi olmamalıdır.
  • Vasiyetçinin üstsoy veya altsoy kan hısımlarından biri olmamalıdır.
  • Vasiyetçinin kardeşi olmamalıdır.
  • Kanunda yasaklanan bu kişilerin eşi olmamalıdır.

Bu şartlar tarafların isteğine bağlı değildir. Vasiyetçi, “Ben oğlumun tanık olmasını özellikle istiyorum” diyerek kanundaki yasağı ortadan kaldıramaz. Aynı şekilde tanığın vasiyetnamenin içeriğini bilmemesi veya herhangi bir kötü niyetinin bulunmaması da yasaklı akrabalık ilişkisini geçerli hâle getirmez.

Eş, Çocuk ve Kardeş Vasiyetnameye Tanık Olabilir mi?

Mirasbırakanın eşi, çocukları ve kardeşleri resmî vasiyetnameye tanık olamaz. Aynı yasak vasiyetçinin anne ve babası, büyükanne ve büyükbabası, torunları ve diğer üstsoy-altsoy kan hısımları bakımından da geçerlidir. Türk Medeni Kanunu m. 536 bu kişileri doğrudan tanıklık yasağı kapsamına almıştır.

Örneğin, bir baba noterde vasiyetname düzenlerken oğlunu veya kızını tanık olarak gösteremez. Kardeşinin tanık olarak işleme katılması da mümkün değildir. Benzer şekilde vasiyetçinin annesi, babası veya torunu da geçerli tanık olamaz.

Bu yasak yalnız mirastan pay alacak kişilerle sınırlı değildir. Çocuğun vasiyetnameden herhangi bir mal almaması, kardeşin yasal mirasçı olmaması veya eşin mirastan feragat etmiş olması tanıklık yasağını ortadan kaldırmaz. TMK m. 536’daki yasak, kişinin somut olayda mirasçı olup olmadığına değil vasiyetçiyle olan yakınlık ilişkisine dayanır.

Gelin ve Damat Vasiyetnameye Tanık Olabilir mi?

Gelin ve damat da resmî vasiyetnameye tanık olamaz. Bunun nedeni, TMK m. 536’nın yalnız vasiyetçinin altsoyunu değil, yasak kapsamındaki kişilerin eşlerini de açıkça düzenlemesidir. Dolayısıyla vasiyetçinin çocuğunun eşi, doğrudan kan bağı bulunmasa dahi tanıklık yasağı kapsamındadır.

Bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarihli, 2019/6139 E., 2020/1656 K. sayılı kararı doğrudan açıklayıcıdır. Karara konu resmî vasiyetnamede, mirasbırakanın torununun eşi tanık olarak yer almıştır. Yargıtay, bu kişinin TMK m. 536’da geçen “bu kişilerin eşleri” kapsamına girdiğini ve resmî vasiyetnamenin kanuna aykırı düzenlendiğini kabul etmiş; vasiyetnamenin iptaline ilişkin mahkeme kararını onamıştır.

Kararın gösterdiği sonuç nettir: Tanığın vasiyetçiyle doğrudan kan bağı bulunmaması tek başına yeterli değildir. Tanığın, kanunda sayılan yakınlardan birinin eşi olup olmadığı da kontrol edilmelidir.

Amca, Hala, Dayı, Teyze, Yeğen ve Kuzen Tanık Olabilir mi?

TMK m. 536 tanıklık yasağını bütün akrabaları kapsayacak şekilde düzenlememiştir. Kanunda vasiyetçinin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri açıkça sayılmıştır. Amca, hala, dayı, teyze, yeğen ve kuzen ise sırf bu akrabalık ilişkisi nedeniyle TMK m. 536/1’deki tanıklık yasağı kapsamında değildir.

Bununla birlikte bu kişilerin tanık olabilmesi için diğer kanuni şartları da taşıması gerekir. Fiil ehliyeti bulunmayan, okur yazar olmayan veya kamu hizmetinden yasaklanmış bir yeğenin sırf akrabalık yasağı bulunmuyor diye geçerli tanık olması mümkün değildir.

Ayrıca bu kişiye aynı vasiyetnameyle kazandırma yapılması hâlinde, tanıklık yasağından ayrı olarak tanığa kazandırma yasağı gündeme gelir. Bu nedenle “Yeğen tanık olabilir” cümlesi tek başına yeterli değildir; tanığın kişisel durumu ve vasiyetnameden menfaat elde edip etmediği de incelenmelidir.

Lehine Mal Bırakılan Kişi Tanık Olabilir mi?

Bu soruda iki ayrı kuralın birbirinden ayrılması gerekir. Bir kişi TMK m. 536/1 bakımından tanıklığa engel kişilerden biri olmayabilir; ancak aynı vasiyetnameyle kendisine kazandırma yapılması ayrı bir yasak oluşturur.

Türk Medeni Kanunu m. 536/2’ye göre resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların kanunda belirtilen yakınlarına o vasiyetnameyle kazandırmada bulunulamaz. Başka bir ifadeyle tanıklığa ehil bir kişinin aynı zamanda vasiyetnameden mal veya hak elde etmesi hukuken korunmaz.

Örneğin, vasiyetçi aileden olmayan, fiil ehliyetine sahip ve okur yazar bir arkadaşını tanık olarak seçmiş olabilir. Bu kişi tanıklık bakımından yasaklı değildir. Ancak aynı vasiyetnamede bu tanığa bir daire veya para bırakılması hâlinde TMK m. 536/2’deki kazandırma yasağı ihlal edilmiş olur.

Buradaki önemli nokta, hukuki sonucun yasaklı akrabanın tanık olmasıyla aynı olmamasıdır. Tanığın kendisine veya kanunda belirtilen yakınlarına yapılan kazandırmadan kaynaklanan sakatlıkta, TMK m. 558/3 uyarınca kural olarak vasiyetnamenin tamamı değil, yalnız yasaklı kazandırma iptal edilir.

Tanığın Yakınına Mal Bırakılması da Yasak mı?

Kazandırma yasağı yalnız tanığın kendisiyle sınırlı değildir. Türk Medeni Kanunu m. 536/2, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memur ve tanıkların belirli yakınlarına yapılan kazandırmaları da yasaklamıştır. Böylece vasiyetçinin malı doğrudan tanığa bırakmak yerine tanığın yakınlarından birine bırakarak yasağı dolanmasının önüne geçilmiştir.

Örneğin, vasiyetnamede tanık olarak yer alan kişinin çocuğuna veya kanunda belirtilen başka bir yakınına önemli bir malvarlığı kazandırılması hâlinde de TMK m. 536/2 ve m. 558/3 birlikte değerlendirilir. İptal sebebi yalnız bu kazandırmaya ilişkinse vasiyetnamenin diğer hükümleri ayakta kalır; iptal yasaklı kazandırma üzerinde sonuç doğurur.

Bu kural, vasiyetnamenin tamamını gereksiz yere ortadan kaldırmak yerine vasiyetçinin hukuka uygun diğer son arzularının korunmasını sağlar.

Lehine Vasiyet Yapılan Vakfın veya Kurumun Çalışanı Tanık Olabilir mi?

Kanundaki tanıklık yasaklarının kapsamı, yalnız soyut bir menfaat ilişkisine dayanılarak genişletilmez. Bir kurum lehine vasiyet yapılması, o kurumun bütün çalışanlarının otomatik olarak tanıklık yasağı kapsamına girdiği anlamına gelmez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.04.2016 tarihli, 2016/2244 E., 2016/5868 K. sayılı kararında, vasiyetnameyle malvarlığının önemli bölümünün bırakıldığı vakfın çalışanlarının vasiyetnamenin tanıkları olması incelenmiştir. Yargıtay, vakıf çalışanlarının sırf vakıfta çalışmaları nedeniyle TMK m. 536’da belirtilen yasaklı kişiler arasında sayılamayacağını ve bu hususun tek başına vasiyetnamenin iptal sebebi oluşturmadığını belirtmiştir.

Bu karar, tanıklık yasağının uygulanmasında kanunun çizdiği sınırın önemini göstermektedir. Bir kişinin tanıklığının sakıncalı görünmesi ile kanunen tanıklığının yasak olması aynı şey değildir. İptal değerlendirmesinde TMK m. 536’daki somut yasaklara bakılır.

Yasaklı Kişinin Tanıklığı Vasiyetnameyi Nasıl Etkiler?

Kanunen tanık olması yasaklanan bir kişinin resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılması, vasiyetnamenin şekil şartlarını sakatlar ve iptal sebebi oluşturur. Türk Medeni Kanunu m. 557/4, ölüme bağlı tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmasını açıkça iptal sebebi olarak düzenlemektedir.

Yasaklı kişinin tanıklığı yalnız şekli bir ayrıntı değildir. Resmî vasiyetname, mirasbırakan öldükten sonra hüküm doğurduğu için kanun vasiyetnamenin düzenlenmesini sıkı şekil kurallarına bağlamıştır. Tanıkların tarafsız ve kanunen uygun kişiler olması bu sistemin temel unsurlarından biridir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2019/6139 E., 2020/1656 K. sayılı kararında mirasbırakanın torununun eşinin tanık olması, doğrudan TMK m. 536/1’e aykırılık olarak değerlendirilmiş ve vasiyetnamenin iptaline ilişkin karar onanmıştır.

Bununla birlikte vasiyetname, ölüm gerçekleştiği anda mahkeme kararı olmaksızın fiilen yok sayılmaz. Menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı, kanundaki şartlarla vasiyetnamenin iptali davası açar. TMK m. 558, iptal davasının vasiyetnamenin tamamına veya yalnız belirli bir bölümüne yönelik olabileceğini düzenlemektedir.

Yasaklı Tanık ile Tanığa Mal Bırakılması Arasındaki Fark

Bu iki durum aynı maddede düzenlenmiş olsa da hukuki sonuçları farklıdır. Bu ayrım, vasiyetnamenin tamamının mı yoksa yalnız bir kazandırmanın mı iptal edileceğini belirler.

Yasaklı kişinin tanık olması hâlinde sorun tanığın doğrudan vasiyetnameye katılma ehliyetindedir. Mirasbırakanın çocuğu, kardeşi veya torununun eşinin tanık olması buna örnektir. Resmî vasiyetnamenin zorunlu şekil şartı ihlal edildiğinden vasiyetnamenin iptali gündeme gelir.

Tanıklığa ehil kişiye vasiyetnameyle mal bırakılması hâlinde ise sorun kişinin tanıklığında değil, ona yapılan kazandırmadadır. TMK m. 558/3 bu durumda yalnız yasaklı kazandırmanın iptal edilmesini öngörmektedir.

Örneğin, vasiyetçinin oğlu tanıklardan biri olmuşsa TMK m. 536/1 ihlal edilmiştir. Buna karşılık aileden olmayan ve tanıklığa tamamen ehil bir arkadaş tanıklık yapmış, aynı vasiyetnameyle kendisine bir otomobil bırakılmışsa ikinci fıkradaki kazandırma yasağı uygulanır. Bu iki olay aynı hukuki sonuçla değerlendirilmez.

Tanıkların Vasiyetnamenin İçeriğini Bilmesi Gerekir mi?

Resmî vasiyetname tanıklarının vasiyetnamenin içeriğini bilmesi zorunlu değildir. TMK m. 534’e göre vasiyetçi, vasiyetnameyi okuduğunu ve belgenin son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerini doğrular; ancak hangi taşınmazın kime bırakıldığı veya vasiyetnamenin diğer ayrıntıları kendilerine açıklanmak zorunda değildir.

Bu düzenleme hem tanıkların görevini sınırlar hem de vasiyetçinin son arzularının gizliliğini korur. Tanığın esas görevi vasiyetnamenin içeriğini denetlemek değil, kanunun öngördüğü beyanın kendi önünde yapıldığını ve vasiyetçinin işlem sırasında tasarrufa ehil göründüğünü doğrulamaktır.

Mirasbırakan vasiyetnameyi okuyamıyor veya imzalayamıyorsa TMK m. 535’te farklı ve daha ayrıntılı bir tanık katılımı öngörülmüştür. Bu durumda vasiyetname memur tarafından iki tanığın önünde mirasbırakana okunur ve tanıkların kanunda belirtilen hususları ayrıca doğrulamaları gerekir. Güncel Hukuk Genel Kurulunun 2024/768 E., 2025/768 K. sayılı kararı da resmî vasiyetnamede tanık beyanlarının ve şekil kurallarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ayrıntılı biçimde ele almaktadır.

El Yazılı Vasiyetnamede Tanık Gerekir mi?

El yazılı vasiyetnamenin geçerliliği için tanık gerekmez. Türk Medeni Kanunu m. 538’e göre el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün belirtilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılması ve imzalanması gerekir. Kanunda el yazılı vasiyetname için iki tanık şartı bulunmamaktadır.

Bu nedenle “vasiyetnamede kimler tanık olamaz?” sorusu esas olarak resmî vasiyetname bakımından önemlidir. El yazılı vasiyetnamede başka kişilerin belgeyi ayrıca imzalaması, onları resmî vasiyetnamedeki anlamıyla tanık hâline getirmez.

Örneğin, bir kişi el yazılı vasiyetnamesini baştan sona kendisi yazmış, tarih atmış ve imzalamışsa yanına iki arkadaşının daha imza atması kanunun aradığı bir geçerlilik şartı değildir. Buradaki asıl inceleme TMK m. 538’deki el yazısı, tarih ve imza koşullarına yönelir.

Sözlü Vasiyetnamede Tanık Şartları

Sözlü vasiyetname, yalnız olağanüstü hâllerde başvurulabilen özel bir vasiyetname türüdür. Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi nedenlerle resmî ya da el yazılı vasiyetname yapılamıyorsa mirasbırakan son arzularını iki tanığa açıklayabilir.

Sözlü vasiyetnamenin tanıkları bakımından da resmî vasiyetnamedeki tanıklık yasakları uygulanır; ancak okur yazar olma şartı aranmaz. Dolayısıyla mirasbırakanın eşi, çocuğu, kardeşi veya kanunda belirtilen diğer yasaklı yakınları sözlü vasiyetnamede de tanık olamaz.

Bu farklılık, sözlü vasiyetnamenin ancak olağanüstü durumlarda başvurulabilen istisnai niteliğinden kaynaklanmaktadır.

Tanık Hatası Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali Davasında Süre

Tanıklık yasağına aykırılık, vasiyetnamenin şekle aykırı düzenlenmesi nedeniyle iptal sebebi oluşturur. Ancak bu hakkın süresinde kullanılması gerekir.

Türk Medeni Kanunu m. 559’a göre iptal davası açma hakkı, davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Kanun ayrıca vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıllık, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıllık üst süreler öngörmektedir.

Örneğin, mirasçı vasiyetnamenin açılması sırasında tanıklardan birinin mirasbırakanın torununun eşi olduğunu öğrenmişse, tanıklık yasağına dayalı iptal talebinde bir yıllık sürenin başlangıcı bakımından bu öğrenme tarihi önem taşır.

Bu nedenle vasiyetname açıldıktan sonra yalnız belgenin içeriği değil, vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan iki tanığın kimlikleri ve mirasbırakanla yakınlık ilişkileri de kontrol edilmelidir.

Sonuç: Vasiyetnamede Kimler Tanık Olamaz?

Resmî vasiyetnamede fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklananlar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri tanık olamaz. Bu nedenle çocuk, torun, kardeş, gelin ve damat gibi kişiler resmî vasiyetnamenin tanığı olarak seçilmemelidir.

Buna karşılık amca, hala, dayı, teyze, yeğen veya kuzen sırf bu akrabalık ilişkisi nedeniyle TMK m. 536/1’deki tanıklık yasağı kapsamında değildir; ancak diğer tanıklık şartlarını taşımaları ve vasiyetnameyle yapılan kazandırmalar bakımından ayrıca engel bulunmaması gerekir.

Yasaklı kişinin tanık olması ile tanıklığa ehil kişiye vasiyetnameyle mal bırakılması da birbirinden ayrılmalıdır. İlk durumda resmî vasiyetnamenin şekil şartı ihlal edilir ve vasiyetnamenin iptali gündeme gelir. İkinci durumda ise TMK m. 558/3 uyarınca kural olarak yalnız yasaklı kazandırma iptal edilir.

Resmî vasiyetnamede tanık seçimi bu nedenle yalnız işlem günü çözülecek teknik bir ayrıntı değildir. Yanlış tanık seçimi, vasiyetçinin ölümünden sonra bütün vasiyetnameyi etkileyebilecek ciddi bir miras uyuşmazlığına dönüşebilir.

İletişim

Vasiyetnamenin hazırlanması, resmî vasiyetnamenin tanık şartları, şekil eksiklikleri ve vasiyetnamenin iptali konusunda hukuki değerlendirme ve danışmanlık için iletişime geçebilirsiniz.

Av. Muzaffer Demirsoy
Telefon: 0543 558 19 42
E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir