
Hukuki Makaleler
Sincan Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Sincan Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı
Ankara’nın Sincan ilçesinde miras kalan konutların, arsaların, tarım arazilerinin ve ticari malvarlığı değerlerinin paylaşılması, mirasçılar arasında farklı hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. Özellikle Fatih, Törekent, Yenikent, Temelli ve Plevne çevresindeki taşınmazlarda mülkiyet kayıtlarının incelenmesi, miras paylarının belirlenmesi ve taşınmazların nasıl paylaşılacağı önemli hukuki meseleler arasında yer almaktadır.
Sincan’da miras uyuşmazlıkları yalnızca aile konutlarının paylaşılmasından ibaret değildir. Miras bırakanın sanayi bölgesindeki bir işletmede ortaklığının bulunması, tarımsal nitelikte taşınmazlarının olması, sağlığında bazı yakınlarına mal devretmesi veya mirasçılardan birinin tereke mallarını diğerlerinden gizlemesi farklı dava ve başvuru yollarını gündeme getirebilir. Miras paylaşımı, muris muvazaası, miras sebebiyle istihkak, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi ve vasiyetname uyuşmazlıkları farklı hukuki koşullara tabidir.
Sincan Miras Avukatı arayışında olan kişiler bakımından mirasçılık haklarının, kanuni sürelerin, görevli ve yetkili mahkemelerin ve terekeye ilişkin işlemlerin doğru belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu yazımızda Sincan’da karşılaşılabilecek miras hukuku uyuşmazlıklarını, Türk Medeni Kanunu hükümleri, Yargıtay kararları ve uygulamadan örneklerle ele alıyoruz.
Sincan’da Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Miras bırakanın ölümü üzerine geride bıraktığı malvarlığı, yasal ve varsa atanmış mirasçılara geçer. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesi gereğince mirasçılar, mirası ölüm anında bir bütün olarak kazanırlar. Mirasın kapsamına yalnızca taşınmazlar değil, miras bırakanın alacakları, araçları, şirket ortaklıklarından kaynaklanan hakları ve kural olarak borçları da dahildir.
Birden fazla mirasçı bulunduğunda tereke üzerinde elbirliği mülkiyetine dayanan miras ortaklığı meydana gelir. Mirasçılar, paylaşma tamamlanıncaya kadar tereke malları üzerinde kural olarak birlikte hak sahibidir. Örneğin Sincan’ın Fatih Mahallesi’nde bulunan üç bağımsız bölümlü bir apartmanın dört kardeşe miras kaldığını düşünelim. Kardeşlerden birinin daha önce bir dairede oturuyor olması, paylaşma yapılmadan o bağımsız bölümün mülkiyetini kendiliğinden kazanmasını sağlamaz.
Mirasçılar, anlaşarak taşınmazların belirli kişilere bırakılmasını veya satış bedelinin paylaşılmasını kararlaştırabilirler. TMK m. 676, miras paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını gerektirir. Örneğin Yenikent’te bulunan iki daire ile Törekent’teki bir iş yerinin üç kardeşe miras kalması halinde, taraflar taşınmazların değerlerini esas alarak paylaşma gerçekleştirebilirler. Değer farklarının para ile karşılanması ve tapu işlemlerinin paylaşmaya uygun şekilde tamamlanması gerekir.
Bununla birlikte Sincan’ın Temelli bölgesindeki tarım arazilerinin paylaşılması, konut ve iş yerlerinden farklı hukuki kurallara tabi olabilir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/C maddesi, miras yoluyla intikal eden tarım arazilerinin devrine ilişkin özel hükümler içermektedir. Tarım arazilerinin ekonomik bütünlüğünün korunması amacıyla bölünme ve mülkiyet devri bakımından sınırlamalar öngörülmüştür.
Örneğin Temelli’de miras kalan ve tarımsal niteliğini koruyan bir arazinin beş kardeş tarafından küçük parsellere ayrılması istenebilir. Ancak tarım arazilerinin mirasçılar arasında bölünmesi, mirasçı sayısına göre otomatik olarak gerçekleştirilemez. Arazinin niteliği, ekonomik bütünlük oluşturup oluşturmadığı, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ve ilgili kanuni hükümler değerlendirilmelidir.
5403 sayılı Kanun kapsamına giren tarım arazilerinde mirasçıların mülkiyet devrini kanunda öngörülen usul ve sürelerde tamamlamaları gerekir. Genel düzenleme kapsamında mirasın açılmasından itibaren bir yıllık devir süresi öngörülmekte; süresinde işlem yapılmaması halinde idari bildirim ve yargısal süreçler gündeme gelebilmektedir. Ölüm tarihi, arazinin hukuki niteliği ve uygulanacak geçiş hükümleri somut olayda ayrıca incelenmelidir. Konunun hukuki temeli ve uygulaması Tarım ve Orman Bakanlığının tarım arazilerinin miras yoluyla devrine ilişkin açıklamalarında ele alınmaktadır.
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması halinde TMK m. 642 çerçevesinde paylaşma talep edilebilir. Ancak uyuşmazlığın tarım arazisine, konuta veya ticari malvarlığına ilişkin olması, uygulanacak özel kurallar bakımından farklılık yaratabilir. Miras hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklar ve dava yolları hakkında Miras Davaları başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Sincan’da Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?
Veraset ilamı, miras bırakanın kimlerin mirasçısı olduğunu ve bu kişilerin miras paylarını gösteren resmî belgedir. Taşınmazların intikali, banka hesaplarıyla ilgili işlemler ve bazı tereke araştırmalarında mirasçılık belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Ancak mirasçılık belgesi, miras bırakanın bütün malvarlığını gösteren bir belge değildir.
TMK m. 598 uyarınca mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir. Mirasçılık durumunun nüfus kayıtlarından açıkça belirlenebildiği hallerde noterlik başvurusu yeterli olabilir. Bununla birlikte soybağı uyuşmazlıkları, yabancılık unsuru veya mirasçılık sıfatının yargısal incelemeyi gerektirmesi halinde mahkemeye başvurulması gerekebilir.
Mirasçılık belgesinin düzenlenmesinde bütün hak sahiplerinin doğru belirlenmesi önem taşır. Örneğin Sincan’da yaşamış bir kişinin ölümünden sonra, yıllar önce gerçekleşen bir evliliğinden olan çocuğunun mirasçılık belgesine dahil edilmediğini düşünelim. Böyle bir durumda düzenlenen belgenin mirasçılık durumunu doğru yansıtıp yansıtmadığı araştırılmalıdır. Mirasçılardan birinin veraset ilamında gösterilmemesi, o kişinin kanundan doğan mirasçılık hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Uygulamada mirasçının gizlenmesi veya paylaşmaya dahil edilmemesi, ketm-i verese olarak ifade edilen uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Bu durumda yalnızca mirasçılık belgesinin düzeltilmesi değil, diğer mirasçıların elinde bulunan tereke değerlerine ilişkin alacak veya istihkak talepleri de gündeme gelebilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.09.2024 tarihli, 2024/2464 Esas ve 2024/3839 Karar sayılı ilamında, mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadan tereke malını elinde tutan diğer mirasçılardan miras payının istenmesi, adi istihkak niteliğinde değerlendirilmiştir. Kararda, terekenin kesin paylaşılmasına kadar mirasçılar arasında açılacak bu nitelikteki davalarda miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu vurgulanmıştır.
Bu ayrım önemlidir. Miras sebebiyle istihkak davası ile mirasçılar arasındaki adi istihkak veya alacak talepleri her durumda aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Mirasçılıkta üstün hak iddiasının bulunup bulunmadığı, dava türünü ve uygulanacak hükümleri etkileyebilir.
Mirasçılık belgesinin alınmasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Belgenin geçersizliği ise TMK m. 598 gereğince her zaman ileri sürülebilir. Ancak geçmişte yapılmış paylaşmaların veya taşınmaz devirlerinin hukuki sonuçları, ayrıca değerlendirilmesi gereken meselelerdir.
Sincan Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri
Miras kalan taşınmazların mirasçılar adına tapuya geçirilmesi, mirasın kazanılmasından sonra tamamlanması gereken önemli işlemlerdendir. TMK m. 705 gereğince miras yoluyla taşınmaz mülkiyeti tescilden önce kazanılabilmekle birlikte, sonraki tasarruf işlemleri bakımından tapu kaydının güncellenmesi önem taşımaktadır.
Miras intikali için öncelikle mirasçılık belgesi alınmalı ve miras bırakan adına kayıtlı taşınmazlar belirlenmelidir. Ardından ilgili tapu müdürlüğüne veya elektronik başvuru sistemi üzerinden müracaat edilebilir. Başvuruda işlemin niteliğine göre kimlik belgesi, mirasçılık belgesi, taşınmaz bilgileri, vekâletname ve gerekli diğer belgeler kullanılır.
Örneğin Sincan’ın Plevne Mahallesi’nde bulunan bir dairenin mirasçılara geçmesi ile Temelli’de bulunan tarımsal nitelikteki bir taşınmazın mirasçılar arasında paylaştırılması aynı hukuki sürece tabi olmayabilir. İlkinde genel tapu intikal kuralları öne çıkarken ikincisinde 5403 sayılı Kanun’daki tarım arazilerinin devrine ilişkin özel hükümler dikkate alınmalıdır.
Sincan’da özellikle sanayi tesisleri ve iş yerlerine ilişkin miras işlemlerinde, taşınmazın tapuda kimin adına kayıtlı olduğunun araştırılması gerekir. Miras bırakanın bir şirketin ortağı olması, şirket adına kayıtlı fabrikanın veya iş yerinin doğrudan miras bırakanın kişisel taşınmazı olduğu anlamına gelmez. Şirketin malvarlığı ile miras bırakanın şirketteki ortaklık payları birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin miras bırakanın Sincan’daki organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren bir limited şirkette ortaklığı bulunduğunu düşünelim. Şirkete ait taşınmazlar, şirket tüzel kişiliğinin malvarlığına dahil olabilir. Mirasçılara geçen hak ise ilgili kanuni koşullara göre miras bırakanın şirket ortaklık payı olabilir. Bu durumda yalnızca tapu sicilinin değil, ticaret sicili ve şirket belgelerinin de incelenmesi gerekir.
Miras kalan taşınmazın ilk intikali kural olarak tapu harcından muaftır. Ancak işlem sırasında döner sermaye bedeli ve veraset ve intikal vergisiyle ilgili yükümlülükler bulunabilir. İntikal ile taşınmazın sonradan satılması ayrı işlemler olup farklı vergisel sonuçlar doğurabilir.
Miras bırakan adına kayıtlı olması gereken bir taşınmazın hukuka aykırı şekilde başka kişiye geçirildiği veya tapudaki malik kaydının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülüyorsa yalnızca miras intikali başvurusu yeterli olmayabilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre tapu iptali ve tescil, kayıt düzeltme veya diğer mülkiyet talepleri gündeme gelir. Bu konudaki hukuki yollar Tapu Davaları başlıklı yazımızda açıklanmaktadır.
Sincan Tapu Müdürlüğü İletişim Bilgileri
Adres: Ertuğrul Gazi Mahallesi, 1562. Cadde No:24, Sincan/Ankara
Telefon: 0312 551 29 53
E-posta: sincan-tsm@tkgm.gov.tr
Başvurudan önce müdürlüğün güncel adresi, telefon numarası ve kurumsal bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Sincan Tapu Müdürlüğü sayfasından kontrol edilebilir.
Sincan Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası
Miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz satışları, ölümünden sonra diğer mirasçılar tarafından tartışma konusu yapılabilir. Özellikle gerçekte bağışlama amacı taşıyan bir taşınmaz devrinin tapuda satış olarak gösterilmesi ve işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirilmesi halinde muris muvazaası söz konusu olabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca sözleşmenin hukuki niteliği belirlenirken kullanılan sözcüklerden çok tarafların gerçek ve ortak iradeleri dikkate alınır. Muris muvazaası davalarında da tapudaki işlemin görünüşü ile miras bırakanın gerçek amacı karşılaştırılır. Ancak miras bırakanın bir yakınına taşınmaz devretmiş olması, işlemin kendiliğinden muvazaalı olduğu anlamına gelmez.
Örneğin Sincan’ın Tandoğan Mahallesi’nde taşınmazları bulunan bir kişinin, arsasındaki payını damadına sattığını düşünelim. Miras bırakanın diğer çocukları satış bedelinin gerçekte ödenmediğini ve devir nedeniyle miras haklarının zedelendiğini ileri sürebilirler. Davalı ise söz konusu payı bedelini ödeyerek satın aldığını, daha önce aynı taşınmazda pay sahibi olduğunu ve payları birleştirmek amacıyla işlem yaptığını savunabilir.
Böyle bir uyuşmazlıkta yalnızca taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi veya tapuda belirtilen satış bedeli değil, devrin gerçekleştirildiği tarihteki koşullar da önemlidir. Satışın gerçek olup olmadığının belirlenmesinde miras bırakanın ekonomik ihtiyaçları, devralanın ödeme gücü, işlemin amacı, diğer mirasçılarla ilişkiler ve taşınmazın mülkiyet geçmişi birlikte incelenmelidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.05.2025 tarihli, 2024/2600 Esas ve 2025/2631 Karar sayılı ilamında, miras bırakanın damadına yaptığı taşınmaz payı devri muris muvazaası yönünden değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesi mal kaçırma amacının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark ve diğer delillerden hareketle davayı kabul etmiştir.
Yargıtay, somut olayda devralanın önceden taşınmazda pay sahibi olmasını, diğer payları satın alarak komşu parselle birleştirmesini, miras bırakanın geride başka mallar bırakmasını ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirmiştir. Yalnızca bedeller arasındaki farkın muris muvazaasını ispatlamak için yeterli olmadığına işaret ederek bölge adliye mahkemesinin kabul kararını bozmuştur.
Bu kararın önemi, miras bırakanın bir yakınına yaptığı taşınmaz devrinin gerçek niteliğinin tek bir delille değil, olayın bütün koşullarıyla belirlenmesi gerektiğini ortaya koymasıdır. Taşınmazın düşük bedelle devredildiğinin ileri sürülmesi önemli bir delil olabilir; ancak tek başına bütün muris muvazaası davalarında aynı sonucu doğurmaz.
Sincan’da miras bırakanın daha önce verdiği vekâletnameyle yapılan taşınmaz devirleri de farklı hukuki uyuşmazlıklara yol açabilir. Vekâlet görevinin kötüye kullanılması ile muris muvazaası aynı dava sebebi değildir. Örneğin vekil, miras bırakan adına taşınmazı yetkisine aykırı biçimde devretmişse davanın hukuki dayanağı, muvazaadan farklı hükümler kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle devir işleminin kimin tarafından ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Bununla birlikte taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere devri ve tapu siciline güven ilkesi gibi durumlar hukuki sonucu etkileyebilir.
Miras bırakanın taşınmaz devirleri nedeniyle dava açılmasının koşulları ve ispat araçları hakkında Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Sincan’da Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası
Miras kalan taşınmazların paylaşılması konusunda mirasçıların anlaşamaması, ortaklığın giderilmesi davasını gündeme getirebilir. Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu mal üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesini amaçlar. Ancak uygulanacak paylaşma yöntemi taşınmazın hukuki niteliğine göre belirlenir.
Örneğin Yenikent’te bulunan bir arsaya dört mirasçının ortak olduğunu ve mirasçıların taşınmazı farklı amaçlarla kullanmak istediklerini düşünelim. Mirasçılardan biri arsaya konut yapılmasını, diğeri satış gerçekleştirilmesini, üçüncüsü ise taşınmazın ileride değerleneceği düşüncesiyle ortaklığın devam etmesini isteyebilir. Mirasçılardan birinin ortaklığın sürmesini istemesi, kanuni şartlar mevcutsa diğerlerinin paylaşma veya ortaklığın giderilmesi hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
TMK m. 698, paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesini isteme hakkını düzenlemektedir. TMK m. 699 ise ortaklığın aynen bölüşme veya satış yoluyla giderilmesine ilişkin esasları içerir. Taşınmazın imar durumu, yüzölçümü, bölünmeye elverişliliği ve değer kaybı gibi unsurlar uygulanacak yöntemin belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Örneğin Sincan’ın Malazgirt Mahallesi’nde bulunan tek bir bağımsız bölümün dört kişi arasında ayrı taşınmazlara bölünmesi mümkün olmayabilir. Buna karşılık birden fazla parselden oluşan taşınmazlar yönünden aynen paylaşma olasılığı ayrıca incelenebilir. Mahkeme, tarafların yalnızca satış istemesine veya taşınmazın değerli olmasına bakarak her durumda aynı paylaşma yöntemini uygulamaz.
Sincan’ın Temelli bölgesinde bulunan tarımsal nitelikli taşınmazlarda ise 5403 sayılı Kanun’daki özel sınırlamalar dikkate alınmalıdır. Tarım arazisinin bölünmeye elverişli olup olmadığı, yeter gelirli büyüklük ve ekonomik bütünlük ölçütleri miras paylaşımını etkileyebilir. Dolayısıyla tarım arazilerinde genel ortaklığın giderilmesi kurallarının uygulanması sırasında özel tarım mevzuatının da değerlendirilmesi gerekir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi gereğince taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. Taraflar arabuluculukta anlaşamazlarsa görevli Sulh Hukuk Mahkemesine başvurabilirler.
Satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verildiğinde elde edilen bedel, hak sahiplerine mülkiyet ve miras payları dikkate alınarak dağıtılır. Ancak taşınmaz üzerinde ipotek, haciz veya başka hakların bulunması, satış işlemleri ve bedelin dağıtılması bakımından ayrıca incelenmesi gereken sonuçlar doğurabilir.
Sincan’da Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras
Miras bırakanın ölümü üzerine terekeye dahil hakların yanında kural olarak borçlar da mirasçılara geçer. Özellikle ticari faaliyette bulunan kişilerin ölümünden sonra banka kredileri, tedarikçi borçları, vergi yükümlülükleri ve diğer mali ilişkiler önem kazanabilir. TMK m. 599, mirasın hak ve borçlarla birlikte kazanılmasının temelini oluşturmaktadır.
Gerçek reddi miras, mirasçının kendisine geçen mirası kanunda öngörülen usulle kabul etmemesidir. TMK m. 606 uyarınca mirasın reddi için genel süre üç aydır. Ret beyanı kayıtsız ve şartsız olmalı ve miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmelidir.
Örneğin Sincan’da küçük ölçekli ticari faaliyeti bulunan bir kişinin vefat ettiğini, geride depo malzemeleri ile yüksek miktarda ticari borç bıraktığını düşünelim. Mirasçıların, depodaki malların gerçek sahibini ve işletmenin hukuki niteliğini araştırmadan yalnızca malvarlığının görünürdeki değerine göre hareket etmesi hatalı değerlendirmelere yol açabilir. Şahıs işletmesiyle şirket tüzel kişiliğine ait malvarlığı ve borçların hukuki sonuçları birbirinden farklı olabilir.
Mirasın reddi konusunda özellikle TMK m. 610 önem taşır. Mirasçının terekenin olağan yönetimi sınırlarını aşan işlemlerde bulunması, tereke mallarını gizlemesi veya kendisine mal etmesi ret hakkını kaybetmesine neden olabilir. Buna karşılık terekenin korunması amacıyla zorunlu işlemlerin yapılması her durumda mirasın kabul edildiği anlamına gelmez.
Hükmen ret ise miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasına dayanır. TMK m. 605/2 kapsamında bu koşulların bulunması halinde miras reddedilmiş sayılır. Gerçek reddin üç aylık süresinin geçirilmesi, hükmen ret iddiasının aynı süreye tabi olduğu anlamına gelmez; ancak mirasçının mirası benimsediğini gösteren davranışları ve diğer kanuni koşullar ayrıca incelenir.
Örneğin miras bırakanın ölüm tarihinde hakkında çok sayıda icra takibi bulunması, hükmen ret iddiası bakımından araştırılması gereken bir durumdur. Ancak yalnızca icra dosyalarının sayısı değil, terekenin aktif ve pasif malvarlığının ölüm tarihi itibarıyla karşılaştırılması önem taşır. Hükmen reddin tespiti taleplerinde görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Mirasın reddedilmesi sonrasında tereke borçlarının hangi mirasçılara yöneltilebileceği de ayrıca değerlendirilmelidir. TMK m. 611 ve 612, mirasın reddinin diğer mirasçılar üzerindeki etkileri ve en yakın yasal mirasçıların tamamının reddi halinde terekenin resmî tasfiyesine ilişkin sonuçları düzenlemektedir.
Sincan’da Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları
Miras bırakan, malvarlığının ölümünden sonra belirli kişilere bırakılmasını vasiyetnameyle düzenleyebilir. Bununla birlikte vasiyetnamenin hukuki sonucu yalnızca miras bırakanın kullandığı sözcüklere göre belirlenmez. Vasiyetnamenin içeriği, yapılan kazandırmanın niteliği, belgenin geçerlilik koşulları ve mirasçıların saklı pay hakları birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin Sincan’ın Törekent Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin, Temelli’deki taşınmazını bir yakınına bıraktığını belirten vasiyetname düzenlediğini düşünelim. Miras bırakanın ölüm tarihinde söz konusu taşınmazı hâlâ mülkiyetinde bulundurup bulundurmadığı ve vasiyetnamenin belirli mal bırakma mı yoksa başka bir ölüme bağlı tasarruf mu içerdiği incelenmelidir.
TMK m. 516, mirasçı atanmasını; TMK m. 517 ise belirli mal bırakılmasını düzenler. Atanmış mirasçılık ile vasiyet alacaklılığı farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bir kişinin vasiyetnameyle terekenin belirli oranında mirasçı atanması ile yalnızca bir taşınmazın kendisine bırakılması aynı anlama gelmez.
Sincan’daki vasiyetname işlemlerinde, birbiriyle çelişen vasiyetnamelerin bulunması da uyuşmazlık yaratabilir. Örneğin miras bırakanın önce bir taşınmazını kardeşine, daha sonra aynı taşınmazı yeğenine bıraktığı iki farklı vasiyetname düzenlediği ileri sürülebilir. Bu durumda belgelerin tarihleri, geçerlilikleri ve sonraki tasarrufun önceki vasiyetnameyle ilişkisi araştırılmalıdır. TMK m. 544, sonraki vasiyetnamenin önceki tasarruf üzerindeki etkisine ilişkin hükümler içermektedir.
Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca en son tarihli belgeye bakılarak karar verilmesi her durumda doğru olmaz. Önceki vasiyetnamenin tamamen kaldırılıp kaldırılmadığı veya sonraki belgenin önceki tasarrufu tamamlayıp tamamlamadığı değerlendirilebilir. Sincan’a ilişkin vasiyetname işlemleri hakkında Sincan Vasiyetname Avukatı | İptal ve Tenfiz Davaları başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Vasiyetnamenin geçerliliği ile saklı pay ihlali farklı hukuki meselelerdir. TMK m. 505 ve 506, tasarruf edilebilir kısmın ve saklı payların belirlenmesinde; TMK m. 560 ve devamı ise saklı payı zedeleyen kazandırmaların tenkisinde önem taşır. Örneğin miras bırakanın terekenin büyük bölümünü belirli bir kişiye bırakması, saklı paylı mirasçıların kanuni haklarının ayrıca değerlendirilmesini gerektirebilir.
Vasiyetnamenin geçersizliği ileri sürülüyorsa TMK m. 557’deki iptal sebepleri dikkate alınmalıdır. Miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık ve kanuni şekil şartlarına uyulmaması bu kapsamda gündeme gelebilir. İptal davası bakımından TMK m. 559’da, tenkis talepleri bakımından ise TMK m. 571’de düzenlenen hak düşürücü sürelerin ayrıca incelenmesi gerekir.
Vasiyetnamenin hangi koşullarda iptal edilebileceği, dava açabilecek kişiler ve ispat araçları hakkında Ankara Vasiyetnamenin İptali Davası Avukatı başlıklı yazımızda daha ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
Sincan’da Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma
Miras bırakanın sağlığında mirasçılarından biriyle mirastan feragat sözleşmesi yapması mümkündür. TMK m. 528, mirastan feragatin karşılık sağlanarak veya karşılıksız yapılabileceğini düzenlemektedir. Feragatin kapsamı, mirasçıya sağlanan karşılık ve sözleşmenin altsoy üzerindeki etkileri önem taşır.
Mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olabilmesi için TMK m. 545’te öngörülen resmî şekil koşullarına uyulması gerekir. Miras bırakanla mirasçının yalnızca kendi aralarında imzaladığı her belge, hukuken geçerli bir feragat sözleşmesi oluşturmaz.
Örneğin Sincan’da yaşayan bir kişinin, çocuğuna sağlığında belirli bir para ödeyerek ileride mirasından hak talep etmemesini kararlaştırdığını varsayalım. Böyle bir anlaşmanın mirastan feragat olarak sonuç doğurabilmesi, yalnızca paranın ödenmiş olmasına bağlı değildir. Sözleşmenin şekli, kapsamı ve mirasçılık hakkından vazgeçilmesine ilişkin irade birlikte değerlendirilmelidir.
Miras bırakanın çocuğuna sağlığında yaptığı bir kazandırma ise her zaman mirastan feragat anlamına gelmez. Bu kazandırmanın mirasta denkleştirme, bağışlama veya başka bir hukuki işlem kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir. Dolayısıyla miras bırakanın yaptığı ödemelerle mirasçılık hakkından vazgeçilmesi birbirinden ayrı ele alınmalıdır.
Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın kanunda belirtilen sebeplere dayanarak yapabileceği ölüme bağlı tasarruftur. TMK m. 510, saklı paylı mirasçıların hangi koşullarda mirasçılıktan çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte çıkarma sebebinin ölüme bağlı tasarrufta belirtilmesi ve hukuki koşullarının bulunması gerekir.
TMK m. 512 uyarınca mirasçılıktan çıkarma sebebinin varlığı konusunda uyuşmazlık çıkması halinde ispat yükü, çıkarma tasarrufundan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısına aittir. Bu nedenle çıkarma sebebinin yalnızca soyut ifadelerle belirtilmesi, sonradan açılacak davalarda ispat sorunlarına neden olabilir.
Mirasçılıktan çıkarma içeren bir vasiyetnamenin hazırlanmasında şekil şartlarının da dikkate alınması gerekir. Resmî, el yazılı ve sözlü vasiyetname türlerine ilişkin koşullar için Vasiyetname Nasıl Yapılır? başlıklı yazımız incelenebilir.
Sincan’da Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?
Miras hukukunda görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. Mirasçılık belgesi alınması, mirasın paylaşılması, miras sebebiyle istihkak, muris muvazaası ve vasiyetnamenin iptali farklı hukuki taleplerdir. Dolayısıyla tüm miras davaları aynı mahkemede açılmaz.
Başlıca miras uyuşmazlıklarında görevli mahkemeler şöyledir:
| Dava veya işlem | Görevli mahkeme |
|---|---|
| Mirasçılık belgesi alınması | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Mirasın paylaşılması | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Ortaklığın giderilmesi | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Gerçek reddi miras | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Hükmen reddin tespiti | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Miras sebebiyle istihkak | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Tenkis davası | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Vasiyetnamenin iptali | Asliye Hukuk Mahkemesi |
TMK m. 576 ile HMK m. 11, miras hukukundan kaynaklanan belirli davalarda miras bırakanın son yerleşim yerini esas alan yetki hükümlerini düzenlemektedir. Mirasın paylaşılması, miras sebebiyle istihkak, tenkis ve ölüme bağlı tasarrufların iptali gibi davalarda bu hükümler önem taşır.
Örneğin miras bırakanın son yerleşim yerinin Sincan’ın Osmanlı Mahallesi olduğunu ve ölümünden sonra mirasçılardan birinin paylaşmaya dahil edilmediğini düşünelim. Bu kişinin tereke mallarına veya miras payına ilişkin açacağı davanın niteliğine göre Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili olabilir. Burada mirasçının başka bir ilçede yaşaması, HMK m. 11’deki kesin yetki kuralını kendiliğinden değiştirmez.
Buna karşılık taşınmazın aynına ilişkin davalarda HMK m. 12 gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi önem taşır. Örneğin miras bırakanın Sincan’da yaşamış olmasına rağmen başka bir ilde bulunan taşınmazın tapusunun muris muvazaası nedeniyle iptali isteniyorsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.
Miras Davaları Ne Kadar Sürer?
Miras davalarının sonuçlanma süresi, uyuşmazlığın hukuki niteliğine ve araştırılması gereken delillere göre değişmektedir. Mirasçılık belgesi alınması gibi çekişmesiz yargı işleri daha kısa sürede tamamlanabilirken miras sebebiyle istihkak, muris muvazaası, tenkis ve ortaklığın giderilmesi davaları daha kapsamlı incelemeler gerektirebilir.
Sincan’da özellikle Temelli’deki tarım arazilerinin paylaşılması bakımından arazilerin vasfının belirlenmesi, gerekli kurum görüşlerinin alınması ve devir koşullarının incelenmesi söz konusu olabilir. Aynı şekilde sanayi bölgesinde bulunan işletme veya ortaklık paylarının mirasa dahil edilmesi halinde ticaret sicili, şirket sözleşmeleri ve mali belgelerin araştırılması gerekebilir.
Mirasçılardan birinin gizlendiği veya terekeye dahil malvarlığının diğer mirasçılardan saklandığı ileri sürülüyorsa, geçmiş tarihli kayıtların temin edilmesi ve paylaşma işlemlerinin incelenmesi önem taşır. Mirasçılık belgesinin düzeltilmesi, tereke malının iadesi ve geçmişte gerçekleştirilen devirlere ilişkin talepler farklı yargısal aşamalar gerektirebilir.
Bilirkişi incelemesi, keşif, tanık dinlenmesi, resmî kurumlardan belge temini ve kanun yolu başvuruları yargılamanın süresini etkileyebilir. Ayrıca mahkeme kararının verilmesi, kararın kesinleşmesi ve taşınmazın tapuda devredilmesi farklı aşamalardır. Bu nedenle miras davalarında kesin bir sonuçlanma süresi vermek mümkün değildir; çekişmeli uyuşmazlıklar birden fazla yıl devam edebilir.
Sincan Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları
Miras davalarında avukatlık ücreti; yapılacak işlemin türüne, uyuşmazlığın ekonomik değerine ve hukuki çalışmanın kapsamına göre belirlenir. Örneğin mirasçılık belgesi alınması ile çok sayıda taşınmaza ilişkin muris muvazaası davasının takip edilmesi aynı nitelikte değildir. Ücretlendirmede 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınır.
2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde asliye hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 30.000 TL maktu tutarlar belirlenmiştir. Ancak bu tutarlar her miras davasında uygulanacak toplam ücreti göstermez. Para veya para ile değerlendirilebilen haklara ilişkin uyuşmazlıklarda, davanın niteliğine göre nispi avukatlık ücreti hükümleri uygulanabilir.
Söz konusu tarife tutarları ve uygulama esasları Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi duyurusunda açıklanmıştır. Yeni dönem ücret tarifesi yürürlüğe girdiğinde, hukuki işlem veya dava bakımından güncel tarife hükümlerinin dikkate alınması gerekir.
Avukatlık ücreti dışında başvuru ve karar harçları, tebligat giderleri, keşif masrafları, bilirkişi ücretleri ve kanun yolu giderleri gündeme gelebilir. Özellikle birden fazla taşınmazın incelendiği veya geçmiş tapu kayıtlarının araştırıldığı davalarda yapılacak işlemlerin kapsamı masrafları etkileyebilir.
Avukat ile müvekkil arasında kararlaştırılan sözleşmesel ücret, mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri farklı hukuki kalemlerdir. Ayrıca ortaklığın giderilmesi gibi davalarda giderlerin paydaşlar arasında dağıtılmasına ilişkin özel uygulamalar bulunmaktadır. Bu nedenle dava maliyetinin somut uyuşmazlığa göre değerlendirilmesi gerekir.
Sincan Miras Avukatı Desteği
Miras hukukunda uyuşmazlığın doğru değerlendirilmesi için öncelikle mirasçıların, terekeye dahil malvarlığının ve miras bırakanın geçmişte yaptığı işlemlerin belirlenmesi gerekir. Özellikle tarımsal taşınmazların, şirket ortaklıklarının veya farklı kişiler adına kayıtlı olduğu ileri sürülen tereke mallarının bulunması halinde yalnızca mirasçılık belgesinin incelenmesi yeterli olmayabilir.
Miras hukuku kapsamında miras paylaşımı, miras sebebiyle istihkak, terekenin korunması, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve mirasın reddi gibi hukuki işlemler söz konusu olabilir. Her talebin dayandığı mevzuat, ispat koşulları, kanuni süreleri ve yargılama usulü farklıdır.
Örneğin mirasçılardan birinin terekeye ait malı kendi hesabına geçirdiğinin ileri sürülmesi ile miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz satışının muvazaalı olduğunun iddia edilmesi aynı dava sebebine dayanmaz. Benzer şekilde tarım arazisinin paylaşılmasıyla sanayi işletmesindeki ortaklık payının miras yoluyla geçişi de farklı hukuki düzenlemeler gerektirir.
Dava türünün yanlış belirlenmesi, eksik taraf teşkili, delillerin zamanında sunulmaması veya hak düşürücü sürenin geçirilmesi hak kayıplarına neden olabilir. Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunluluğu bulunmamakla birlikte, hukuki sürecin somut olayın özelliklerine uygun yürütülmesi önem taşır.
Sincan Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular
1. Veraset İlamında Gösterilmeyen Bir Mirasçı Sonradan Miras Payını İsteyebilir mi?
Evet. Mirasçının veraset ilamında gösterilmemesi, kanundan doğan mirasçılık hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mirasçılık belgesinin geçersizliği ileri sürülebilir ve somut olayın koşullarına göre terekeye ait mallar veya miras payı bakımından hukuki talepler gündeme gelebilir. Ancak daha önce yapılan devirlerin, paylaşmanın ve ileri sürülecek talebin hukuki niteliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
2. Temelli’de Miras Kalan Tarla Bütün Kardeşler Arasında Bölüştürülebilir mi?
Tarım arazilerinde her mirasçının payına karşılık bağımsız bir parsel oluşturulması her durumda mümkün değildir. 5403 sayılı Kanun’un tarım arazilerinin ekonomik bütünlüğünü korumaya yönelik hükümleri dikkate alınmalıdır. Arazinin büyüklüğü, niteliği, ölüm tarihi ve kanuni devir seçenekleri incelenerek uygun paylaşma yöntemi belirlenir.
3. Miras Bırakanın Alacaklı Olduğu Senet veya Borç Parası Kime Geçer?
Miras bırakanın ölüm tarihinde mevcut olan ve mirasçılara geçebilen alacak hakları kural olarak terekeye dahil olur. Senet veya sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsilinde, miras ortaklığının elbirliği mülkiyeti niteliği ve talebin kimin tarafından ileri sürülebileceği önem taşır. Gerekli durumlarda bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye temsilci atanması gündeme gelebilir.
4. Bir Mirasçı Terekeye Ait Altınları veya Nakit Parayı Saklarsa Ne Yapılabilir?
Terekeye dahil olduğu ileri sürülen para, altın veya diğer taşınırların kim tarafından alındığı ve hukuken kime ait olduğu araştırılmalıdır. TMK m. 589 ve devamı kapsamında terekenin korunmasına ilişkin önlemler talep edilebilir. Somut olayın koşullarına göre terekeye iade, alacak veya başka hukuki talepler de gündeme gelebilir. Ancak malın varlığı, terekeye aidiyeti ve kim tarafından alındığına ilişkin deliller önem taşır.
5. Miras Bırakan Sağlığında Bir Arsayı Satmışsa Mirasçılar Bu Satışı İptal Ettirebilir mi?
Miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği gerçek ve hukuken geçerli satış işlemi, yalnızca diğer mirasçılar istemediği için iptal edilemez. Ancak satışın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı bir işlem olduğu veya başka bir hukuka aykırılık bulunduğu ileri sürülüyorsa uygun hukuki talepler gündeme gelebilir. Devir tarihindeki satış bedeli, ödeme belgeleri ve miras bırakanın gerçek iradesi değerlendirilmelidir.
6. Miras Kalan Şirket Hisseleri de Miras Paylaşımına Dahil midir?
Miras bırakanın şirketteki ortaklık payları, hukuki niteliklerine göre terekeye dahil olabilir. Ancak şirketin sahip olduğu fabrika, makine, iş yeri veya banka hesabı ile miras bırakanın kişisel malvarlığı aynı değildir. Şirket türüne, ortaklık sözleşmesine ve ilgili kanun hükümlerine göre mirasçıların ortaklık hakları ve bunların kullanılması değerlendirilmelidir.
Sincan Miras Avukatı İletişim
Sincan’da miras paylaşımı, mirastan mal kaçırma, miras sebebiyle istihkak, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, tarım arazilerinin miras yoluyla devri, vasiyetname, tenkis ve mirasın reddi konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Mirasçılık belgelerinin, tapu kayıtlarının, şirket ortaklık belgelerinin, vasiyetnamelerin ve diğer hukuki evrakların değerlendirilmesi için iletişim sayfamız üzerinden başvuru yapabilirsiniz.
Avukat: Av. Muzaffer Demirsoy
Telefon: 0543 558 19 42
E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com
Web sitesi: https://muzafferdemirsoy.com
Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras hukukuna ilişkin hak ve yükümlülükler, her somut olayın özellikleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.