Hukuki Makaleler

Çubuk Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Çubuk miras avukatı

Çubuk Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Ankara’nın Çubuk ilçesinde miras uyuşmazlıkları, kimi zaman şehir merkezindeki bir dairenin paylaşılmasından, kimi zaman da aile tarafından yıllardır kullanılan bir arazinin tapuda kimin adına kayıtlı olduğunun araştırılmasından kaynaklanmaktadır. Atatürk, Yavuz Selim, Cumhuriyet, Aşağı Çavundur ve Yukarı Çavundur gibi mahallelerde bulunan taşınmazların geçmiş mülkiyet kayıtları, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklarda belirleyici olabilmektedir.

Çubuk’ta özellikle eski kadastro kayıtları, tapusuz kullanılan araziler, miras bırakanın sağlığında düzenlediği sözleşmeler ve kamulaştırma işlemleri nedeniyle farklı hukuki sorunlarla karşılaşılabilir. Bir taşınmazın yıllarca aile tarafından kullanılması, tapuda miras bırakan adına kayıtlı olması veya kamulaştırma bedelinin henüz ödenmemiş bulunması, birbirinden farklı hak ve dava türlerini gündeme getirir.

Bu yazıda Çubuk miras avukatı arayan kişiler için miras paylaşımının nasıl yapılacağını, tapu işlemlerini, muris muvazaası davalarını, mirasın reddini ve mirasçıların diğer hukuki haklarını ilgili mevzuat, Yargıtay kararları ve somut örneklerle açıklıyoruz.


Çubuk’ta Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Miras bırakanın vefatıyla birlikte mirasçılar, terekeye dahil malvarlığı haklarını kanun gereği kazanır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesi bu geçişin temel dayanağıdır. Mirasçılar birden fazla kişiden oluşuyorsa tereke üzerinde TMK m. 640 kapsamında miras ortaklığı meydana gelir.

Örneğin Çubuk merkezde bir dairesi, Aşağı Çavundur’da ise meyve bahçesi bulunan kişinin üç çocuğuna miras bıraktığını düşünelim. Çocuklar, bahçeyi bir kardeşe, daireyi diğerlerine bırakmayı kararlaştırabilirler. Bunun için taşınmazların gerçek değerleri belirlenerek mirasçıların paylarına uygun bir hesaplama yapılmalıdır.

TMK m. 676 uyarınca miras paylaşma sözleşmesinin yazılı biçimde kurulması gerekir. Anlaşmanın içeriğinde hangi taşınmazın kime bırakıldığı, varsa bedel farklarının nasıl ödeneceği ve tapu işlemlerinin ne şekilde tamamlanacağı açıkça gösterilmelidir.

Çubuk’ta mirasa konu olabilecek değerler yalnızca tapulu taşınmazlarla sınırlı değildir. Miras bırakanın bir idareden alacağı kamulaştırma bedeli, üçüncü kişilerden doğmuş alacakları veya devam eden bir tazminat davasından kaynaklanan malvarlığı hakkı da niteliğine göre terekeye dahil olabilir.

Örneğin miras bırakanın taşınmazının bir bölümü kamu hizmeti amacıyla kamulaştırılmış, ancak bedel henüz ödenmemiş olabilir. Bu durumda mirasçıların hakkı yalnızca tapuda kalan taşınmaz üzerinden hesaplanmaz. Miras bırakana ait ve mirasçılara geçebilen kamulaştırma bedeli alacağı da terekenin değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.

Kamulaştırma işlemiyle bağlantılı dava ve bedel talepleri hakkında Kamulaştırma Davaları başlıklı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.

Mirasçılar paylaşma konusunda anlaşamazsa TMK m. 642 uyarınca yargısal paylaşma talep edilebilir. Ancak paylaşmaya geçilmeden önce bütün malvarlığının ve hak sahiplerinin belirlenmesi gerekir. Miras uyuşmazlıklarında başvurulabilecek hukuki yollar Miras Davaları sayfamızda ayrıca açıklanmaktadır.


Çubuk’ta Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?

Mirasçılık belgesi, miras bırakanın ölümünden sonra kimlerin mirasçı olduğunu ve paylarının hangi oranlarda bulunduğunu gösterir. TMK m. 598 gereğince bu belge, şartları mevcutsa noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden temin edilebilir.

Çubuk’ta eski aile kayıtlarıyla bağlantılı miras işlemlerinde, miras bırakanın nüfus bilgileriyle tapudaki malik bilgilerinin karşılaştırılması gerekebilir. Örneğin miras bırakanın tapu kaydında yalnızca adı ve baba adı bulunuyor, soyadı ise farklı yazılmış olabilir. Böyle bir durumda veraset ilamının yanında tapu kayıt malikinin kimliğinin de araştırılması gerekir.

Mirasçılık belgesi, tapu kaydında adı geçen kişinin gerçekten miras bırakan olduğunu tek başına kesin olarak ortaya koymaz. Kimlik bilgilerinde farklılık varsa gerekli kayıt düzeltme veya mülkiyet tespiti işlemlerine başvurulabilir.

Bir başka ihtimal, miras bırakandan önce vefat eden çocuğun altsoyunun bulunmasıdır. TMK m. 495 uyarınca miras bırakandan önce ölmüş olan çocuğun yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyu alabilir. Bu nedenle torunların mirasçılık durumunun hesaplanmasında ölüm tarihleri önemlidir.

Mirasçılık belgesinin düzenlenmesinde Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Belgenin hukuken hatalı olduğu ileri sürülüyorsa TMK m. 598 kapsamında geçersizliği her zaman iddia edilebilir. Ancak belgenin düzeltilmesi, geçmişte gerçekleştirilen taşınmaz devirlerinin ayrıca incelenmesi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.


Çubuk Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri

Miras kalan taşınmazların tapu sicilinde mirasçılar adına gösterilmesi için miras yoluyla intikal işlemi yapılır. TMK m. 705, miras yoluyla taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanılabileceğini düzenler. Buna karşılık taşınmazın sonradan satılması veya başka bir tasarrufa konu edilmesi için tapudaki durumun güncellenmesi önemlidir.

İntikal başvurusunda mirasçılık belgesi, kimlik bilgileri ve taşınmaz kayıtları kullanılır. Elbirliği mülkiyeti şeklinde yapılacak intikal için mirasçılardan birinin başvurması yeterli olabilir. Ancak taşınmazın bütün mirasçılar yerine yalnızca bir kişi adına geçirilmesi, ayrıca geçerli paylaşma veya devir işlemi gerektirir.

Çubuk’un kırsal mahallelerinde bazı taşınmazların geçmişte kadastroda tespit dışı bırakılmış olması mümkündür. Örneğin aile bireylerinin uzun yıllardır kullandığı bir bahçenin tapu kaydı bulunmayabilir. Bu durumda yalnızca veraset ilamına dayanılarak bahçenin mirasçılar adına tescili istenemez.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca kamu malları ve belirli alanların kadastro işlemlerindeki hukuki durumu özel kurallara tabidir. Bir alanın tespit dışı bırakılmış olması, onun mutlaka özel mülkiyete elverişli olduğu anlamına gelmez. İlgili kayıtlar, zilyetlik iddiaları ve taşınmazın kamu malı niteliğinde bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Tapu kaydı bulunmayan yerler hakkında hangi koşullarda hak ileri sürülebileceği Kadastroda Tespit Dışı Bırakılan Yerler başlıklı yazımızda ayrıntılı açıklanmaktadır.

Miras bırakana ait olduğu ileri sürülen arazinin başka bir kişi adına kayıtlı olması halinde ise tapu iptali ve tescil, kadastro öncesi hakka dayalı dava veya başka bir mülkiyet talebi gündeme gelebilir. Bu uyuşmazlıkların hukuki dayanakları Tapu Davaları sayfamızda yer almaktadır.

Taşınmazın güncel ada ve parsel bilgilerinin araştırılmasında TKGM Parsel Sorgu uygulaması kullanılabilir. Ancak harita üzerinde taşınmazın görülmesi, tek başına mülkiyet hakkının ispatlandığı anlamına gelmez; resmî tapu ve kadastro kayıtları ayrıca incelenmelidir.

Çubuk Tapu Müdürlüğü İletişim Bilgileri

Adres: Yavuz Selim Mahallesi, Çamlıca Sokak No:2, Çubuk/Ankara

Telefon: 0312 551 27 82

E-posta: cubuk-tsm@tkgm.gov.tr

Başvuru öncesinde iletişim ve hizmet bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Çubuk Tapu Müdürlüğü sayfasından kontrol edilebilir.


Çubuk Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası

Miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği taşınmaz devirleri, ölümünden sonra diğer mirasçıların haklarını etkileyebilir. Gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla satış gibi göstermesi halinde muris muvazaası gündeme gelebilir. Görünürdeki sözleşmenin tarafların gerçek iradesine uygun olup olmadığı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi kapsamında değerlendirilir.

Örneğin Çubuk’ta bulunan bir arsanın, miras bırakan tarafından çocuklarından biri adına satış gösterilerek devredildiğini düşünelim. Diğer mirasçılar bedel ödenmediğini ve gerçek amacın bağış olduğunu ileri sürebilirler. Ancak davanın sonucu, satışın yapıldığı tarihteki koşullara ve ileri sürülen delillere bağlıdır.

Çubuk bakımından ayrıca önemli bir ayrım bulunmaktadır: Kadastro öncesindeki hakka dayanılarak açılan dava ile tapulu taşınmazın muris muvazaası nedeniyle devrine karşı açılan dava aynı süre kurallarına tabi olmayabilir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi, kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra kadastro öncesindeki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süre öngörmektedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.02.2024 tarihli, 2024/105 Esas ve 2024/853 Karar sayılı ilamında, çok sayıda taşınmaza ilişkin kadastro öncesi hak iddiaları ve muris muvazaası birlikte değerlendirilmiştir. Yargıtay, miras bırakanın kadastro tespitinden önce öldüğü ve davanın kadastro öncesindeki hukuki sebebe dayandığı durumlarda 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerektiğini açıklamıştır. Kararda ayrıca taşınmazların kadastro tutanaklarının, dayanak kayıtlarının ve sonradan gerçekleşen tapu işlemlerinin eksiksiz toplanması gerektiği belirtilerek yetersiz incelemeyle verilen karar bozulmuştur.

Bu kararın önemi, muris muvazaası davalarının genel olarak süreye tabi olmamasıyla kadastro öncesi hak iddialarına ilişkin özel sürenin birbirine karıştırılmaması gerektiğini göstermesidir.

Örneğin bir mirasçı, 1990’lı yıllarda kesinleşen kadastro tespitinde aileye ait olduğunu ileri sürdüğü taşınmazın kardeşi adına yazıldığını iddia ediyorsa önce tespitin kesinleşme tarihi ve dava sebebi araştırılmalıdır. Buna karşılık miras bırakanın sonradan tapuda yaptığı görünürdeki satış işlemine karşı açılacak muris muvazaası davası farklı değerlendirilir.

Bir başka hukuki ihtimal, taşınmazın ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığında devredilmiş olmasıdır. Böyle işlemlerde gerçek bakım ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve sözleşmenin niteliği ayrıca incelenir. Konuyla bağlantılı açıklamalar Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? başlıklı makalemizde bulunmaktadır.


Çubuk’ta Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Birden fazla mirasçının ortak olduğu taşınmazların kullanımına veya satışına ilişkin anlaşmazlıklar, ortaklığın giderilmesi davasıyla çözüme kavuşturulabilir. Bu dava, mevcut ortak mülkiyetin kanunda öngörülen yöntemlerle sona erdirilmesini amaçlar.

Örneğin Çubuk’un Yavuz Selim Mahallesi’nde bulunan bir dükkânın dört kardeşe miras kaldığını düşünelim. Kardeşlerden ikisi dükkânın satılmasını isterken diğerleri iş yerini kullanmaya devam etmek isteyebilir. Uzlaşma sağlanamadığında taşınmazın aynen paylaşılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilir.

TMK m. 699 uyarınca ortaklık, koşullarına göre aynen bölüşme veya satış yoluyla giderilebilir. Tek bağımsız bölüm niteliğindeki bir dükkânın fiziken bölünmesi mümkün değilse satış gündeme gelebilir. Ancak taşınmazın hukuki özellikleri araştırılmadan doğrudan satış yapılacağı sonucuna varılmamalıdır.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi gereğince ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk uygulanır. Bu nedenle kapsam dahilindeki davalarda mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır.

Mirasçıların ortaklığın giderilmesini istemesi ile terekeye ait bir alacağın tahsilini talep etmesi de farklıdır. Örneğin ortak dükkânın kira alacağının tahsili için miras ortaklığının birlikte hareket etmesi veya koşulları varsa terekeye temsilci atanması gerekebilir.

TMK m. 640 uyarınca miras ortaklığına temsilci atanması, terekeye ait hakların yönetilmesi veya dava yoluyla korunması bakımından gündeme gelebilir. Ancak temsilci atanması, mirasçıların mülkiyet haklarının temsilciye geçtiği anlamına gelmez.


Çubuk’ta Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras

Miras bırakanın borçları, mirasçılık ilişkisi bakımından taşınmazlar kadar önemlidir. TMK m. 599 gereğince mirasçılar, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere miras bırakanın borçlarından da sorumlu olabilirler.

TMK m. 606, gerçek reddi miras için genel olarak üç aylık süre öngörmektedir. Mirasın reddi, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine yapılacak kayıtsız ve şartsız beyanla gerçekleştirilir.

Örneğin Çubuk’ta ticari borçları bulunan bir kişinin vefatından sonra çocukları, terekeye ait bir kamyonet ile yüksek miktarda ödenmemiş borç bulunduğunu öğrenebilirler. Mirasın reddi değerlendirilirken borçların hukuki dayanağı ve terekenin ekonomik durumu araştırılmalıdır.

TMK m. 610, tereke mallarının gizlenmesi veya mirası benimseme anlamına gelebilecek bazı işlemlerin ret hakkını etkileyebileceğini düzenler. Bu nedenle terekeye ait malların kişisel amaçlarla satılması gibi işlemler ret beyanından önce dikkatle değerlendirilmelidir.

Hükmen ret ise miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasına dayanır. TMK m. 605/2 kapsamında kanuni koşullar gerçekleşmişse miras reddedilmiş sayılır.

Örneğin miras bırakanın ölüm tarihinde çok sayıda kesinleşmiş borcu bulunduğu, buna karşılık kayda değer bir aktif malvarlığının olmadığı ileri sürülebilir. Bu durumda borçların toplamı, tereke varlıkları ve ölüm tarihindeki mali durum araştırılır. Hükmen reddin tespiti uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.


Çubuk’ta Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları

Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığına ilişkin sonuç doğuracak iradesini açıklamasına imkân tanır. Ancak vasiyetnamenin kapsamı ve şekli kadar, belgede belirtilen taşınmazın hukuken kime ait olduğu da önemlidir.

Örneğin Çubuk’un Yukarı Çavundur Mahallesi’ndeki bir bahçenin vasiyetnameyle yeğene bırakıldığını düşünelim. Vasiyetnamede yalnızca bahçenin yörede kullanılan adı yazıyorsa hangi taşınmazın kastedildiğinin belirlenmesi gerekebilir. Bahçenin tapu ve kadastro kayıtları, vasiyetnamenin yorumlanmasında önem taşır.

TMK m. 531 ve devamı, vasiyetname türlerinin şekil koşullarını düzenler. TMK m. 557 ise ehliyetsizlik, irade sakatlığı ve şekle aykırılık gibi nedenlerle ölüme bağlı tasarrufun iptalini mümkün kılar.

Bazı uyuşmazlıklarda vasiyetnamenin aslı bulunamayabilir. Örneğin miras bırakanın el yazılı vasiyetname hazırladığı biliniyor ancak ölümünden sonra belge bulunamıyorsa vasiyetnamenin varlığı, içeriği ve hukuki geçerliliği ayrı ayrı değerlendirilir. Konuya ilişkin ayrıntılar Vasiyetname Kaybolursa Ne Olur? başlıklı yazımızda açıklanmaktadır.

Miras bırakanın tasarruf özgürlüğü, saklı pay hükümleriyle sınırlanabilir. TMK m. 505 ve 506, tasarruf edilebilir kısmın ve saklı payların hesabında esas alınır. TMK m. 560 ise saklı payı ihlal edilen mirasçıların tenkis hakkını düzenlemektedir.

Örneğin bütün taşınmazlarını tek bir kişiye vasiyet eden miras bırakanın altsoyu varsa, saklı pay ihlali gündeme gelebilir. Ancak vasiyetnamenin iptali ile saklı payın tamamlanmasına yönelik tenkis davası farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Vasiyetnamenin türleri ve geçerlilik şartları Vasiyetname Nedir? başlıklı makalemizde, iptal sebepleri ve dava koşulları ise Ankara Vasiyetnamenin İptali Davası Avukatı başlıklı yazımızda incelenmektedir.


Çubuk’ta Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma

Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile muhtemel mirasçısı arasında yapılan ve gelecekteki mirasçılık hakkından vazgeçilmesini konu alan işlemdir. TMK m. 528, bu sözleşmenin karşılıklı veya karşılıksız yapılmasına imkân tanır. Geçerlilik bakımından TMK m. 545’teki resmî şekil koşullarına uyulmalıdır.

Mirastan feragat ile miras bırakan öldükten sonra yapılan miras payının devri sözleşmesi karıştırılmamalıdır. TMK m. 677 gereğince açılmış mirastaki payın diğer bir mirasçıya devri yazılı sözleşmeyle yapılabilir. Payın üçüncü kişiye devrinde ise noterlikçe düzenleme şartı aranır.

Örneğin Çubuk’ta miras kalan taşınmazlardaki hakkını bedel karşılığında kardeşine devreden bir kişinin, sonradan bedelin çok düşük olduğunu ileri sürdüğünü düşünelim. Böyle bir uyuşmazlıkta sözleşmenin şekli, devredilen miras hakkının değeri ve tarafların sözleşmeyi hangi koşullarda kurdukları araştırılır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/2889 Esas ve 2024/2886 Karar sayılı ilamında, miras payı devri sözleşmesinin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle iptali talebi incelenmiştir. Yargıtay, devredilen miras payının gerçek değeri araştırılmadan yalnızca kişisel koşullar üzerinden davanın reddedilmesini yeterli görmeyerek kararı bozmuştur.

Bu karar, miras payının çok düşük bedelle devredildiği iddialarında öncelikle terekenin gerçek değerinin ve sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin araştırılması gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte düşük bedelin bulunması tek başına aşırı yararlanmanın bütün şartlarının oluştuğu anlamına gelmez. TBK m. 28’deki objektif ve sübjektif koşullar birlikte değerlendirilir.

Mirasçılıktan çıkarma ise sözleşmeden farklı olarak miras bırakanın kanuni sebeplere dayanarak yaptığı ölüme bağlı tasarruftur. TMK m. 510, saklı paylı mirasçının hangi durumlarda mirasçılıktan çıkarılabileceğini düzenler. Çıkarma sebebinin bulunması ve gerekli koşullarda ispatlanması gerekir.


Çubuk’ta Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Çubuk’ta miras uyuşmazlığının hangi mahkemede görüleceği, davanın konusuna göre belirlenir. Örneğin mirasçılık belgesi alınması ile geçmiş kadastro işleminden kaynaklanan tapu iptali davası aynı görev kurallarına tabi değildir.

Çubuk ilçesinde Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemeleri bulunmaktadır. Ancak davanın Çubuk’ta açılabilmesi için ilgili mahkemenin görevli ve yetkili olması gerekir.

Dava veya işlemGörevli mahkeme
Mirasçılık belgesi alınmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Mirasın paylaşılmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Ortaklığın giderilmesiSulh Hukuk Mahkemesi
Terekeye temsilci atanmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Gerçek reddi mirasSulh Hukuk Mahkemesi
Hükmen reddin tespitiAsliye Hukuk Mahkemesi
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescilAsliye Hukuk Mahkemesi
Vasiyetnamenin iptaliAsliye Hukuk Mahkemesi
Tenkis davasıAsliye Hukuk Mahkemesi

HMK m. 11, terekenin paylaşılması ve belirli miras davalarında miras bırakanın son yerleşim yerini esas alan yetki kuralları içermektedir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda ise HMK m. 12 kapsamında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi önem taşıyabilir.

Örneğin son yerleşim yeri Çubuk olan kişinin terekesinin paylaşılması isteniyorsa Çubuk Sulh Hukuk Mahkemesi yetkili olabilir. Buna karşılık başka bir ilde bulunan taşınmazın tapu kaydının muris muvazaası nedeniyle iptali talep ediliyorsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi esas alınır.

Kadastro işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklarda ayrıca tespitin kesinleşip kesinleşmediği önemlidir. Devam eden kadastro tespitiyle ilgili görevli mahkeme ile kesinleşmiş tapu kaydına karşı açılacak davada görevli mahkeme farklı olabilir.

Çubuk Adliyesi İletişim ve Adres Bilgileri

Adres: Yavuz Selim Mahallesi, PTT Caddesi No:39, Çubuk/Ankara

Çubuk’taki hukuk mahkemelerine ilişkin güncel kurumsal bilgilere Ankara Barosunun İlçe Adliyeleri sayfasından ulaşılabilir.


Çubuk Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları

Miras dosyalarında avukatlık ücreti, uyuşmazlığın ekonomik değeri ve yapılacak hukuki işlemler dikkate alınarak belirlenir. Tapu kaydının düzeltilmesi, miras payının devrine ilişkin sözleşmenin incelenmesi ve çok sayıda taşınmaza ilişkin iptal davası aynı kapsamda değildir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, ücretlendirme bakımından temel düzenlemelerdir. 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde asliye hukuk mahkemelerindeki davalar için 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerindeki davalar için 30.000 TL maktu tutarlar belirlenmiştir.

Ancak bu rakamlar bütün miras uyuşmazlıklarının toplam avukatlık ücretini göstermez. Para veya para ile değerlendirilebilen haklara ilişkin davalarda nispi ücret hükümleri uygulanabilir. Ayrıca yeni tarifenin yürürlüğe girmesi halinde güncel düzenlemeler esas alınmalıdır.

Yargılama sırasında keşif, fen bilirkişisi incelemesi, eski tapu ve kadastro belgelerinin araştırılması, tebligat ve mahkeme harçları gibi masraflar ortaya çıkabilir. Avukatla yapılan ücret sözleşmesi, mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderleri birbirinden ayrıdır.

Güncel ücret tarifesi ve resmî açıklamalar Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi duyurusundan incelenebilir.


Çubuk Miras Avukatı Desteği

Çubuk’taki bir miras uyuşmazlığında ilk inceleme, yalnızca mirasçıların paylarının hesaplanmasıyla sınırlı kalmayabilir. Ailenin yıllardır kullandığı taşınmazın tapuda bulunmaması, eski kadastro kayıtları veya kamulaştırma nedeniyle doğmuş alacaklar farklı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir.

Miras paylaşımı, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, kadastro uyuşmazlıkları, terekeye temsilci atanması, ortaklığın giderilmesi, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve mirasın reddi farklı şartlara tabidir.

Örneğin kadastrodan önceki hak iddiasıyla açılacak davada hak düşürücü süre, buna karşılık miras payının düşük bedelle devrine ilişkin uyuşmazlıkta sözleşmenin geçerliliği ve aşırı yararlanma koşulları öne çıkar. Aynı taşınmaza ilişkin olsa bile iki uyuşmazlıkta farklı mevzuat ve deliller uygulanabilir.

Bu nedenle tapu kayıtlarının, kadastro tutanaklarının, mirasçılık belgelerinin ve varsa eski sözleşmelerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunlu olmamakla birlikte, hukuki işlemlerin doğru usulle yürütülmesi hak kaybı riskini azaltabilir.


Çubuk Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular

1. Babamın Adına Tapusu Olmayan Ancak Yıllardır Kullandığı Bahçe Mirasçılara Geçer mi?

Tapu kaydı bulunmayan bir arazi üzerindeki hak iddiası, yalnızca uzun süreli kullanıma dayanılarak kesin olarak kabul edilemez. Arazinin hukuki niteliği, geçmiş kadastro işlemleri, zilyetlik koşulları ve kamu malı olup olmadığı araştırılmalıdır. Miras bırakanın mirasçılara geçebilen bir hakkı bulunuyorsa bu hak terekeye dahil olabilir.

2. Kamulaştırma Bedeli Henüz Ödenmeden Taşınmaz Sahibi Ölürse Parayı Kim Alır?

Miras bırakanın ölüm tarihinde mevcut ve mirasçılara geçebilen kamulaştırma bedeli alacağı, kural olarak terekeye dahil olur. Ancak ödemenin hangi aşamada olduğu, taşınmazın mülkiyet durumu ve bedelin daha önce hak sahibine ödenip ödenmediği incelenmelidir. Mirasçılar gerekli belgelerle alacak hakkını ileri sürebilirler.

3. Miras Kalan Arı Kovanları ve Arıcılık Malzemeleri de Paylaşılır mı?

Evet. Miras bırakanın mülkiyetinde bulunan arı kolonileri, kovanlar ve arıcılık ekipmanları, hukuki niteliklerine göre terekeye dahil olabilir. Ancak arıcılık kayıtlarının ve varsa başka kişilere ait ekipmanların incelenmesi gerekir. Bir mirasçının arıcılık faaliyetini sürdürmesi, bütün ekipmanın tek başına maliki olduğu anlamına gelmez.

4. Miras Payımı Çok Düşük Bedelle Devrettiysem Sözleşmeyi İptal Ettirebilir miyim?

Kanuni koşullar gerçekleşmişse mümkündür. TBK m. 28 kapsamında aşırı yararlanma iddiasında yalnızca bedel farkı değil, zarar görenin zor durumda kalmasından veya deneyimsizliğinden yararlanılması gibi şartlar da değerlendirilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/2889 E., 2024/2886 K. sayılı kararında miras payının gerçek değerinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

5. Miras Bırakanın Sağlığında Verdiği Vekâletname Ölümünden Sonra Kullanılabilir mi?

Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesi gereğince vekâlet ilişkisi, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet verenin ölümüyle sona erer. Ancak bu kuralın istisnaları ve vekilin ölümden haberdar olmadan yaptığı işlemlerin hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilebilir. Özellikle taşınmaz devri söz konusuysa vekâletnamenin kapsamı ve işlem tarihi incelenmelidir.

6. Mirasçılardan Birinin Nerede Yaşadığı Bilinmiyorsa Miras Paylaşımı Yapılabilir mi?

Mirasçının adresinin bilinmemesi, mirasçılık hakkını ortadan kaldırmaz. Mahkeme yoluyla paylaşma yapılacaksa bütün hak sahiplerinin usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmesi gerekir. Tebligatın yapılamaması veya kişinin gaip olması farklı hukuki durumlar olup gerekli koşullarda ilan, kayyımlık veya gaiplik hükümleri gündeme gelebilir.


Çubuk Miras Avukatı İletişim

Çubuk’ta miras paylaşımı, kadastrodan kaynaklanan tapu uyuşmazlıkları, kamulaştırma bedelleri, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, vasiyetname, tenkis ve reddi miras konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Mirasçılık belgeleri, tapu ve kadastro kayıtları, varsa sözleşmeler ve diğer hukuki evraklar üzerinden somut olayın değerlendirilmesi için iletişim sayfamızdan başvurabilirsiniz.

Avukat: Av. Muzaffer Demirsoy

Telefon: 0543 558 19 42

E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Web sitesi: https://muzafferdemirsoy.com

Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve yürürlükteki mevzuat doğrultusunda ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir