Hukuki Makaleler

Gölbaşı Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Gölbaşı miras avukatı

Gölbaşı Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde miras kalan konutların, arsaların, bağ ve bahçelerin paylaşılması, özellikle birden fazla mirasçının bulunduğu durumlarda çeşitli hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. İncek, Kızılcaşar, Taşpınar, Tulumtaş, Hacılar ve Karşıyaka gibi bölgelerde bulunan taşınmazların değerleri, tapu durumları ve kullanım özellikleri, mirasçılık haklarının kullanılmasında önem taşımaktadır.

Gölbaşı’ndaki miras uyuşmazlıklarının kendine özgü yönlerinden biri, bazı taşınmazların Mogan–Eymir Gölleri çevresindeki özel çevre koruma kararları, imar planları veya yapılaşma sınırlamaları kapsamında bulunabilmesidir. Bir taşınmazın miras yoluyla kazanılması ile o taşınmaz üzerinde yeni bir yapı yapılması, mevcut yapının genişletilmesi veya arsanın bağımsız parsellere ayrılması farklı hukuki işlemlerdir. Bu nedenle miras paylaşımı sırasında taşınmazların yalnızca ekonomik değerlerinin değil, hukuki niteliklerinin de araştırılması gerekir.

Gölbaşı Miras Avukatı arayışında olan kişiler açısından miras paylarının belirlenmesi, tapu kayıtlarının incelenmesi, geçmiş taşınmaz devirlerinin araştırılması ve mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması halinde uygun dava yolunun seçilmesi önem taşır. Bu yazımızda miras paylaşımı, mirastan mal kaçırma, ortaklığın giderilmesi, vasiyetname, saklı pay, reddi miras ve mirasçılık uyuşmazlıklarını ilgili mevzuat, Yargıtay kararları ve somut olay örnekleriyle açıklıyoruz.


Gölbaşı’nda Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Miras bırakanın ölümü üzerine geride kalan malvarlığı, kanuni veya atanmış mirasçılara geçer. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesi gereğince mirasçılar, mirası ölüm anında bir bütün olarak kazanırlar. Ancak miras yoluyla mülkiyetin kazanılması ile mirasçıların hangi malı tek başlarına kullanabileceklerinin veya satabileceklerinin belirlenmesi aynı işlem değildir.

Birden fazla mirasçı bulunduğunda TMK m. 640 kapsamında miras ortaklığı meydana gelir. Paylaşma tamamlanıncaya kadar mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve terekeye ait haklar üzerinde kural olarak birlikte tasarrufta bulunurlar. Örneğin Gölbaşı’nın Seğmenler Mahallesi’nde bulunan bir dairenin iki kardeş ile sağ kalan eşe miras kaldığını düşünelim. Bu kişiler miras hakkına sahip olmakla birlikte paylaşma yapılmadan dairenin belirli bölümlerinin doğrudan kendilerine ait olduğunu ileri süremezler.

Mirasçılar, aralarında anlaşarak terekeye dahil malları paylaşabilirler. Örneğin İncek’te bir konut, Oğulbey’de bir arsa ve Gölbaşı merkezinde bir iş yeri bulunan miras bırakanın üç çocuğu, taşınmazların güncel değerlerini dikkate alarak paylaşma gerçekleştirebilirler. Bu paylaşımda taşınmazların değerleri eşit değilse belirli mirasçılar arasında denkleştirici parasal ödemeler kararlaştırılabilir.

TMK m. 676 gereğince miras paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Ayrıca taşınmazlar üzerindeki mülkiyetin paylaşmaya uygun hale getirilmesi için tapu sicilinde gerekli işlemlerin tamamlanması önemlidir. Tarafların yalnızca sözlü anlaşma yapması, ileride paylaşmanın kapsamı ve geçerliliği konusunda uyuşmazlık ortaya çıkarabilir.

Gölbaşı’nda paylaşma konusu taşınmazların kullanım koşulları da önemli olabilir. Örneğin Mogan Gölü yakınlarında bulunan bir arsa ile İncek’teki yapılaşmaya elverişli başka bir arsanın tapudaki yüzölçümleri benzer olsa bile ekonomik değerleri ve kullanım olanakları farklı olabilir. Miras paylaşımında taşınmazın büyüklüğü kadar imar durumu, tapudaki kısıtlamaları ve hukuken kullanılabilirliği de dikkate alınmalıdır.

Nitekim Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi, 22.10.1990 tarihli ve 90/1117 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Ancak bu statü, Gölbaşı ilçesindeki bütün taşınmazların aynı imar veya yapılaşma koşullarına tabi olduğu anlamına gelmez. Her parselin yürürlükteki planlar ve koruma kararları karşısındaki durumu ayrıca araştırılmalıdır. Bölgenin niteliğine ilişkin açıklamalar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi sayfasında yer almaktadır.

Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamazsa TMK m. 642 uyarınca mirasın paylaşılması talep edilebilir. Bununla birlikte paylaşmadan önce terekeye dahil bir alacağın tahsil edilmesi veya üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmazın terekeye ait olduğunun ileri sürülmesi gerekiyorsa farklı hukuki başvurular gündeme gelebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.01.2026 tarihli, 2025/2695 Esas ve 2026/287 Karar sayılı ilamı, terekeye ait hakların dava yoluyla ileri sürülmesinde miras ortaklığının temsiline ilişkin önemli açıklamalar içermektedir. Kararda, terekeye ait bir hak için yalnızca bazı mirasçıların dava açması halinde diğer mirasçıların katılımının veya muvafakatinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için uygun süre verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle terekeye ait bir alacağın bulunması, her mirasçının kendi miras payı oranındaki kısmı doğrudan ve tek başına dava edebileceği anlamına gelmez.

Mirasın paylaşılması, terekeye ait hakların korunması ve mirasçılar arasında açılabilecek diğer davalar hakkında Miras Davaları başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


Gölbaşı’nda Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?

Veraset ilamı, miras bırakanın yasal veya atanmış mirasçılarının kimler olduğunu ve miras paylarını gösteren resmî belgedir. Taşınmazların tapuda intikali, banka hesaplarına ilişkin miras işlemleri ve bazı resmî başvurular sırasında mirasçılık belgesine ihtiyaç duyulabilir. Bununla birlikte mirasçılık belgesi, miras bırakanın sahip olduğu bütün taşınmazları veya borçlarını göstermez.

TMK m. 598 uyarınca mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir. Nüfus kayıtlarının yeterli olduğu ve özel bir yargısal inceleme gerekmeyen durumlarda noterlik başvurusu mümkün olabilir. Ancak mirasçılık sıfatının belirlenmesinde hukuki uyuşmazlık bulunması veya noterlik tarafından belgenin düzenlenememesi halinde mahkemeye başvurulması gerekebilir.

Örneğin Gölbaşı’nın Karşıyaka Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin ölümünden sonra, vasiyetnameyle bütün tereke için başka bir kişinin mirasçı atandığının ileri sürüldüğünü düşünelim. Böyle bir durumda yasal mirasçılar ile atanmış mirasçının hukuki durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Atanmış mirasçılık ile belirli mal vasiyeti aynı hukuki sonucu doğurmaz. Bir kişiye yalnızca belirli bir taşınmazın vasiyet edilmesi, o kişinin bütün terekenin mirasçısı olduğu anlamına gelmez.

Mirasçılık belgesinin düzenlenmesinde ölüm tarihindeki mirasçılık durumunun belirlenmesi önemlidir. Miras bırakanın daha önce düzenlediği ve geçerli olduğu ileri sürülen bir vasiyetnamenin bulunması, mirasçılık belgesinin kapsamını etkileyebilir. Ancak vasiyetnamenin açılması, iptali veya saklı paylara ilişkin uyuşmazlıklar gerektiğinde ayrıca dava konusu yapılmalıdır.

Veraset ilamı taleplerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. HMK m. 384 uyarınca aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde başvuranın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu nedenle kanuni koşulların bulunması halinde Gölbaşı (Ankara) Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi talep edilebilir.

Mirasçılık belgesinde mirasçıların eksik gösterilmesi veya paylarının yanlış belirlenmesi halinde belgenin geçersizliği ileri sürülebilir. TMK m. 598 gereğince mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Ancak bu imkân, mirasla bağlantılı bütün dava ve taleplerin süresiz olduğu anlamına gelmez.


Gölbaşı Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri

Miras bırakan adına kayıtlı taşınmazların mirasçılar adına tapuya geçirilmesi, mirasın kazanılmasından sonra gerçekleştirilen önemli işlemlerdendir. TMK m. 705 uyarınca miras yoluyla taşınmaz mülkiyeti tescilden önce kazanılabilir. Bununla birlikte mirasçıların taşınmaz üzerinde satış veya diğer tasarruf işlemlerini gerçekleştirebilmeleri için tapu sicilindeki durumun usulüne uygun şekilde düzenlenmesi gerekir.

Miras intikali için öncelikle mirasçılık belgesi alınarak miras bırakan adına kayıtlı taşınmazlar belirlenir. Daha sonra ilgili tapu müdürlüğüne veya uygun elektronik başvuru sistemi üzerinden müracaat edilir. İşlemin niteliğine göre mirasçılık belgesi, kimlik bilgileri, taşınmaz kayıtları, vekâletname ve gerekli diğer belgeler talep edilebilir.

Mirasçılardan birinin başvurusu, elbirliği mülkiyeti şeklindeki miras intikali için yeterli olabilir. Ancak taşınmazın bütün mirasçılar yerine yalnızca bir kişinin adına tescil edilmesi, ayrıca geçerli bir paylaşma veya devir işlemi gerektirir. Bir mirasçının intikal başvurusunda bulunması, diğer mirasçıların paylarının kendisine geçtiği anlamına gelmez.

Gölbaşı’nda özellikle İncek, Kızılcaşar ve Taşpınar gibi bölgelerdeki taşınmazlarda tapu kaydı ile fiilî kullanım durumu arasında farklılık bulunabilir. Örneğin tapuda tarla olarak kayıtlı bulunan bir taşınmazın üzerinde konut veya başka bir yapı bulunması mümkündür. Böyle bir durumda taşınmazın mülkiyeti, yapının hukuki durumu, imar izinleri ve varsa tapu şerhleri birlikte araştırılmalıdır.

Bir taşınmazın miras yoluyla intikal etmesi, o taşınmaz üzerindeki yapıların ruhsatlı olduğunu veya yeni yapılaşma hakkı bulunduğunu göstermez. Özellikle özel çevre koruma kararları ve imar planlarıyla bağlantılı taşınmazlarda, sonraki devir veya kullanım işlemlerinden önce ilgili kayıtların incelenmesi önem taşır. İmar planlarından kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında İmar Davaları başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.

Miras yoluyla intikal eden taşınmazın tapusunda intifa hakkı, ipotek veya başka bir sınırlı ayni hak bulunabilir. Örneğin miras bırakanın adına kayıtlı bir taşınmaz üzerinde üçüncü kişi lehine kurulmuş intifa hakkı varsa mülkiyetin mirasçılara geçmesi, bu hakkı kendiliğinden sona erdirmez. İntifa hakkının kime ait olduğu, süresi ve sona erme koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Miras yoluyla taşınmazın ilk intikali kural olarak tapu harcından muaftır. Ancak işlem sırasında döner sermaye bedeli ve veraset ve intikal vergisine ilişkin yükümlülükler gündeme gelebilir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında beyanname verme süresi, ölümün ve mirasçıların bulunduğu yere göre değişebilmektedir. Bu nedenle mirasçılık belgesinin alınmasıyla vergisel yükümlülüklerin de kendiliğinden tamamlandığı düşünülmemelidir.

Taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tartışmalı olması, tapuda yanlış malik adına tescil bulunması veya geçmişte yapılan bir devrin hukuka aykırılığının ileri sürülmesi halinde yalnızca miras intikali yeterli olmayabilir. Böyle uyuşmazlıklarda Tapu Davaları kapsamında tapu iptali ve tescil, yolsuz tescilin düzeltilmesi veya diğer ayni hak talepleri gündeme gelebilir.

Gölbaşı Tapu Müdürlüğü İletişim Bilgileri

Adres: Bahçelievler Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi, 317. Sokak, Gölbaşı/Ankara

Telefon: 0312 551 48 10

E-posta: golbasi.ankara-tsm@tkgm.gov.tr

Başvuru öncesinde müdürlüğün güncel adresi ve iletişim bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Gölbaşı Tapu Müdürlüğü sayfasından kontrol edilebilir.


Gölbaşı Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası

Miras bırakanın sağlığında bazı taşınmazlarını çocuklarına, torunlarına veya diğer yakınlarına devretmesi, ölümünden sonra mirasçılar arasında anlaşmazlık yaratabilir. Özellikle gerçekte bağışlama amacı taşıyan bir taşınmaz devrinin tapuda satış olarak gösterilmesi ve işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirilmesi halinde muris muvazaası gündeme gelir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde tarafların gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Muris muvazaası davalarında da görünürdeki tapu işlemi ile miras bırakanın gerçek amacının aynı olup olmadığı araştırılır. Bununla birlikte miras bırakanın yakınlarına yaptığı bütün taşınmaz devirleri muvazaalı değildir.

Örneğin Gölbaşı’nın Kızılcaşar Mahallesi’nde birden fazla arsası bulunan kişinin taşınmazlarından bazılarını küçük yaştaki torunlarının adına satış yoluyla devrettiğini düşünelim. Miras bırakanın ölümünden sonra çocuklarından biri, torunların devir tarihinde taşınmazları satın alabilecek ekonomik güce sahip olmadığını ve işlemlerin gerçekte bağış olduğunu ileri sürebilir. Davalılar ise taşınmazların aile içinde paylaşılması amacıyla devredildiğini savunabilirler.

Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca torunların yaşlarının küçük olması veya taşınmazların yakın akrabalara devredilmesi yeterli değildir. Miras bırakanın satış ihtiyacı, devralanların ekonomik gücü, taşınmazların işlem tarihindeki değeri, devrin karşılığında ödeme yapılıp yapılmadığı ve mirasçılar arasında daha önce gerçekleştirilen kazandırmalar birlikte değerlendirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli, 2023/1-1083 Esas ve 2025/71 Karar sayılı ilamında, miras bırakanın önemli miktarda taşınmazını satış görünümü altında küçük yaştaki torunlarına devretmesi nedeniyle açılan muris muvazaası davası incelenmiştir. Somut olayda torunların taşınmazları satın alma gücünün bulunmaması, miras bırakanın taşınmazları kullanmaya devam etmesi ve gerçek bir satış ihtiyacının ortaya konulamaması önem taşımıştır.

Yargıtay ayrıca miras bırakanın sağlığında bütün mirasçılarını kapsayan ve kabul edilebilir bir denge sağlayan paylaşma yaptığı yönündeki savunmayı değerlendirmiştir. Davalı torunların somut mirasçılık durumu ve işlemlerin kapsamı karşısında bu savunmanın kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmış; muris muvazaası nedeniyle davanın kabulü gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.

Bu karar, aile içinde paylaşma yapıldığı iddiasının her durumda mirasçılardan mal kaçırma iddiasını ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Miras bırakanın gerçekten bütün mirasçıları gözeten bir paylaşma yapıp yapmadığı, devirlerin karşılıklı olup olmadığı ve işlem tarihindeki koşullar birlikte araştırılmalıdır.

Muris muvazaası bakımından diğer önemli bir ayrım, miras bırakanın bizzat yaptığı devir ile vekiline yaptırdığı işlemler arasındadır. Örneğin Gölbaşı’nda bulunan bir arsanın miras bırakan tarafından verilen vekâletname kullanılarak başka kişiye devredildiği ileri sürülebilir. Vekilin yetkisini kötüye kullandığı iddiası ile miras bırakanın kendi iradesiyle gerçekleştirdiği muvazaalı satışın iptali farklı hukuki nedenlere dayanır.

Bu ayrımın dava açma yetkisi bakımından da sonuçları vardır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2024/4023 Esas ve 2025/4593 Karar sayılı ilamında, miras bırakanın verdiği vekâletnamenin kötüye kullanılması ve ehliyetsizlik nedenlerine dayalı tapu iptali istemlerinde miras ortaklığının usulüne uygun temsil edilmesi gerektiği açıklanmıştır. Kararda, üçüncü kişiye karşı bu hukuki nedenlerle yalnızca miras payı oranında açılan davanın dinlenemeyeceği yönündeki değerlendirme önem taşımaktadır.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak dava, üçüncü kişilerin tapu siciline güvenerek hak kazanması veya ispat güçlükleri gibi nedenlerle farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle tapu devirlerinin hukuki sebebinin ve işlem geçmişinin doğru belirlenmesi gerekir.

Taşınmaz devrinin ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında gerçekleştirildiği durumlarda ise gerçek bir bakım ilişkisi bulunup bulunmadığı incelenebilir. Bu işlemlerin nasıl kurulduğu ve hangi şekil şartlarına tabi olduğu hakkında Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.


Gölbaşı’nda Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Miras kalan taşınmazın birden fazla mirasçısı bulunduğunda taşınmazın satılması, kullanılması veya paylaştırılması konusunda farklı talepler ortaya çıkabilir. Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu mal üzerindeki ortaklığın kanuni yollarla sona erdirilmesini amaçlar. Ancak taşınmazın fiziki yapısı ve mülkiyet biçimi uygulanabilecek yöntemi etkiler.

Örneğin Gölbaşı’nın Taşpınar Mahallesi’nde bulunan geniş bir arsanın beş mirasçıya kaldığını düşünelim. Mirasçılardan bazıları taşınmazın satılmasını isterken diğerleri imar uygulaması sonrasında daha değerli hale gelebileceğini düşünerek ortaklığın devam etmesini isteyebilir. Böyle bir durumda önce taşınmazın tapu durumu, imar planındaki yeri ve hukuken bölünmeye elverişli olup olmadığı araştırılmalıdır.

TMK m. 699 uyarınca ortaklığın aynen bölüşme veya satış yoluyla giderilmesi mümkündür. Taşınmazın bağımsız parçalara ayrılması mümkün değilse veya bölünme önemli değer kaybı yaratacaksa satış yoluyla ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir. Ancak her hisseli arsanın mutlaka satılacağı veya yüzölçümü yeterli olan her arsanın aynen bölünebileceği düşünülmemelidir.

Gölbaşı’nda taşınmazın özel çevre koruma alanında bulunması, imar planı veya parselasyon koşulları bakımından ayrıca incelenmesini gerektirebilir. Örneğin bir arsanın beş mirasçıya ait olması, arsanın beş bağımsız imar parseline ayrılabileceği anlamına gelmez. Mülkiyetin mirasçılar arasında paylaşılması ile idare tarafından yeni imar parselleri oluşturulması farklı hukuki işlemlerdir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi uyarınca taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanmaktadır. Bu kapsamda dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamadığında görevli Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.

Gölbaşı’ndaki hisseli arsalar bakımından dikkat edilmesi gereken diğer bir konu yasal önalım (şufa) hakkıdır. TMK m. 732 gereğince paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmazdaki payını üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlar kanuni koşullarla önalım hakkını kullanabilirler. Ancak taşınmazın miras yoluyla elbirliği mülkiyetine konu olması ile paylı mülkiyete geçirilmesi, önalım hakkının uygulanması bakımından aynı değildir.

Örneğin Tulumtaş Mahallesi’nde bulunan hisseli bir arsanın paylı mülkiyete dönüştürüldüğünü ve paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye sattığını varsayalım. Bu durumda diğer paydaşların önalım hakkı gündeme gelebilir. Buna karşılık miras bırakanın ölümüyle elbirliği mülkiyetinin kurulması, tek başına üçüncü kişiye yapılmış bir pay satışı değildir.

25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile önalım hakkının süre ve bedel hükümlerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Değişik TMK m. 733 uyarınca yeni düzenleme kapsamındaki satışlarda önalım hakkı, noter bildiriminin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Değişiklikten önce yapılan satışlar bakımından kanundaki geçiş hükmü ayrıca dikkate alınmalıdır.

TMK m. 734’ün değişen ikinci fıkrası uyarınca önalım davasında taşınmaz payının rayiç bedeli mahkemece belirlenir ve kanunda öngörülen bedelin hâkim tarafından verilen kesin süre içinde yatırılması gerekir. Dolayısıyla önalım davalarında yalnızca tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden değerlendirme yapılması, güncel düzenlemeyi her durumda yansıtmaz.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2026/476 Esas ve 2026/1553 Karar sayılı ilamında da 7571 sayılı Kanun’un önalım bedeline ilişkin değişikliğinin devam eden davalara etkisi değerlendirilmiştir. Kararda, rayiç bedelin belirlenmesinde dava tarihi ile yeni düzenlemenin yürürlük tarihinin önem taşıdığı açıklanmıştır. Güncel hükümler Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat Bilgi Sistemindeki Türk Medeni Kanunu metninden incelenebilir.

Önalım hakkı davası ile ortaklığın giderilmesi davası aynı hukuki talep değildir. Ortaklığın giderilmesi ortak mülkiyetin sona erdirilmesine yönelirken önalım hakkı, kanuni koşullarla üçüncü kişiye satılan payın öncelikle satın alınmasını sağlar. Bu nedenle hangi davanın açılacağı taşınmazın mülkiyet yapısına ve gerçekleşen işleme göre belirlenmelidir.


Gölbaşı’nda Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras

Miras bırakanın ölümünden sonra yalnızca taşınmazların ve alacakların değil, borçların da araştırılması gerekir. TMK m. 599 gereğince mirasçılar, kural olarak miras bırakanın borçlarından da sorumlu hale gelirler. Miras bırakanın kredi borçları, kefalet yükümlülükleri veya üçüncü kişilere karşı sözleşmesel borçları bulunabilir.

Gerçek reddi miras, mirasçının kanuni koşullarda mirası kabul etmediğini bildirmesidir. TMK m. 606 uyarınca gerçek ret için genel süre üç aydır. Ret beyanının kayıtsız ve şartsız olarak miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine yöneltilmesi gerekir.

Örneğin Gölbaşı’nda ikamet eden bir kişinin ölümünden sonra mirasçılarının adına kayıtlı taşınmazlar bulunduğunu, ancak bu taşınmazların yüksek tutarlı borçlar için teminat gösterildiğini öğrendiğini düşünelim. Mirasın reddi değerlendirilirken yalnızca taşınmazların piyasa değeri değil, borçların kapsamı ve terekenin ekonomik durumu da dikkate alınmalıdır. Mirasın reddine ilişkin kararın kanuni sürelere ve terekeye yönelik davranışlara göre değerlendirilmesi gerekir.

Mirasın reddinin yalnızca terekenin borçlu olması halinde gündeme geldiği düşünülmemelidir. Mirasçı, kanunda aranan usule ve süreye uymak koşuluyla farklı nedenlerle de mirası reddedebilir. Ancak ret hakkının kullanılması, reddeden kişinin diğer kişilerle olan bütün hukuki ilişkilerini kendiliğinden sona erdirmez.

TMK m. 617, borçlu durumdaki mirasçının alacaklılarını koruyan özel bir düzenleme içermektedir. Buna göre malvarlığı borcunu karşılamaya yetmeyen mirasçının, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetmesi halinde, yeterli güvence verilmemişse alacaklılar veya iflas idaresi ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptalini dava edebilirler.

Örneğin yüksek tutarlı kişisel borçları bulunan bir mirasçının, Gölbaşı’nda bulunan değerli bir taşınmazdan kendisine düşecek miras hakkını alacaklılarından uzak tutmak amacıyla reddettiği ileri sürülebilir. Bu durumda ret işleminin iptali için kanuni koşulların bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Mirasın reddi hakkının kullanılması ile alacaklıları zarara uğratmak amacıyla yapılan reddin iptali birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

Hükmen ret ise miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasına dayanır. TMK m. 605/2 uyarınca bu koşullar bulunuyorsa miras reddedilmiş sayılır. Hükmen ret, gerçek ret için öngörülen üç aylık süreye aynı şekilde tabi değildir; ancak miras bırakanın ölüm tarihindeki mali durumunun ve mirasçıların terekeye yönelik davranışlarının incelenmesi gerekir.

Örneğin Hallaçlı Mahallesi’nde yaşamış bir kişinin vefatından sonra adına kayıtlı önemli bir malvarlığı bulunmadığı, buna karşılık kesinleşmiş yüksek tutarlı borçları olduğu anlaşılabilir. Bu durumda hükmen reddin koşulları, ölüm tarihindeki aktif ve pasif malvarlığı araştırılarak belirlenir. Hükmen reddin tespiti uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.


Gölbaşı’nda Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları

Miras bırakan, ölümünden sonra malvarlığının belirli kişilere bırakılmasını vasiyetnameyle düzenleyebilir. Ancak vasiyetnameyle yapılan kazandırmanın geçerliliği ile mirasçıların saklı paylarının korunması birbirinden farklı hukuki konulardır. Ayrıca vasiyet edilen taşınmazın hukuki niteliği, vasiyetnamenin uygulanmasını etkileyebilir.

Örneğin Gölbaşı’nın İncek Mahallesi’nde bir dairesi ve Kızılcaşar’da hisseli arsası bulunan kişinin, arsadaki payını belirli bir yakınına bıraktığını varsayalım. Vasiyetnamede bütün taşınmazın mı yoksa yalnızca miras bırakana ait payın mı konu edildiği önem taşır. Miras bırakanın sahip olduğu paydan daha geniş bir mülkiyet hakkının vasiyetnameyle doğrudan kazanılması mümkün değildir. Vasiyet alacaklısının hangi hakkı talep edebileceği, vasiyetnamenin içeriğine göre değerlendirilir.

Vasiyetnamelerde bazı kazandırmalar koşula veya yüklemeye bağlanabilir. TMK m. 515, ölüme bağlı tasarrufların koşul ve yüklemeler içerebilmesine ilişkin hükümler düzenlemektedir. Bununla birlikte hukuka veya ahlaka aykırı koşul ve yüklemeler, bağlı bulundukları tasarrufların geçerliliğini etkileyebilir.

Örneğin miras bırakanın Mogan çevresindeki bir taşınmazı vasiyet ederken taşınmazın belirli bir şekilde kullanılmasını istediğini düşünelim. Bu durumda miras bırakanın iradesiyle belirlenen kullanım koşulunun, taşınmazın imar ve çevre koruma mevzuatına uygun olup olmadığı incelenmelidir. Vasiyetname, taşınmaz üzerinde kanunen bulunmayan bir yapılaşma veya kullanım hakkı yaratmaz.

Gölbaşı’nda vasiyetname hazırlanması, iptal edilmesi, koşullu kazandırmalar ve vasiyet edilen taşınmazların devri konularında Gölbaşı Vasiyetname Avukatı | İptal ve Tenfiz Davaları başlıklı yazımızda ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır.

TMK m. 557, ölüme bağlı tasarrufların iptal sebeplerini düzenlemektedir. Miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, iradesinin sakatlanması, hukuka veya ahlaka aykırı içerik ve şekil koşullarına uyulmaması halinde vasiyetnamenin iptali gündeme gelebilir. Ancak mirasçıların vasiyetnamenin içeriğini adaletsiz bulması tek başına kanuni iptal sebebi değildir.

Bunun yanında saklı pay haklarının ihlal edilmesi, vasiyetnamenin iptalinden farklı bir hukuki talep doğurabilir. TMK m. 505 ve 506 uyarınca miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmı ve saklı pay oranları belirlenir. Saklı payları ihlal eden kazandırmalar bulunması halinde TMK m. 560 ve devamı kapsamında tenkis davası değerlendirilebilir.

Örneğin miras bırakanın tek taşınmazı Gölbaşı’nda yüksek değerli bir konut olabilir ve bu konutu vasiyetnameyle yalnızca bir kişiye bırakmış olabilir. Bu durumda saklı paylı mirasçıların bulunup bulunmadığı, terekenin aktif ve pasif değerleri ve tasarruf edilebilir kısım birlikte değerlendirilir. Vasiyetnamenin geçerli olması, saklı paylı mirasçıların tenkis talebinde bulunamayacağı anlamına gelmez.

Vasiyetnamenin iptaline ilişkin kanuni sebepler, ispat koşulları ve süreler hakkında Ankara Vasiyetnamenin İptali Davası Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Vasiyetnameyle belirli bir mal bırakılmışsa, hak sahibinin bu malın teslimini veya taşınmazın adına tescilini talep etmesi gerekebilir. TMK m. 600, vasiyet alacaklısının haklarını düzenlemektedir. Vasiyetnamenin mahkemede açılması ile vasiyet edilen taşınmazın tapuda hak sahibi adına geçirilmesi aynı işlem değildir. Bu aşamalar Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi ve Tenfizi başlıklı yazımızda açıklanmaktadır.


Gölbaşı’nda Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma

Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçısı arasında yapılan ve ileride doğacak mirasçılık hakkından vazgeçilmesini konu alan bir sözleşmedir. TMK m. 528 gereğince mirastan feragat bir karşılık sağlanarak veya karşılıksız yapılabilir. Ancak feragatin kimin lehine yapıldığı ve sözleşmenin kapsamı, sonraki hukuki sonuçları etkileyebilir.

TMK m. 545 uyarınca mirastan feragat sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir. Bu nedenle aile bireylerinin kendi aralarında yaptıkları her yazılı anlaşma, geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi oluşturmaz.

Örneğin Gölbaşı’nda yaşayan bir kişinin, çocuklarından biriyle belirli bir ödeme karşılığında mirastan feragat sözleşmesi yaptığını ve sözleşmenin diğer bir çocuk lehine düzenlendiğini düşünelim. Feragat lehine yapılan kişinin mirasçı olamaması halinde sözleşmenin sonuçları değişebilir. TMK m. 529, belirli kişi lehine yapılan feragat sözleşmesinin hükümden düşebileceği halleri düzenlemektedir. Bu nedenle feragatin yalnızca varlığının değil, hangi kişi lehine yapıldığının da incelenmesi gerekir.

Mirastan feragat sözleşmeleri bakımından tereke alacaklılarının hakları da önem taşıyabilir. TMK m. 530, terekenin borçları karşılayamaması ve mirasçılar tarafından da borçların ödenmemesi halinde, feragat eden kişi ile mirasçılarının belirli koşullarda alacaklılara karşı sorumlu olabileceğini düzenler. Bu sorumluluk, feragat için miras bırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde sağlanan karşılık ve mirasın açılması anındaki zenginleşme ile sınırlıdır.

Dolayısıyla mirastan feragat sözleşmesinin yapılması, her durumda tereke alacaklılarının haklarını ortadan kaldırmaz. Özellikle feragat karşılığı önemli miktarda para veya taşınmaz verilen durumlarda kanuni sorumluluk koşullarının değerlendirilmesi gerekebilir.

Mirasçılıktan çıkarma ise miras bırakanın belirli kanuni sebeplere dayanarak yaptığı ölüme bağlı tasarruftur. TMK m. 510, saklı paylı mirasçıların hangi sebeplerle mirasçılıktan çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Mirasçının miras bırakana veya yakınlarından birine karşı ağır suç işlemesi ya da aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi bu kapsamda gündeme gelebilir.

Mirasçılıktan çıkarma ile mirastan feragat aynı işlem değildir. Feragat miras bırakanla mirasçı arasında yapılan sözleşmeye dayanırken çıkarma, kanuni sebeplerin bulunması halinde miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufuyla gerçekleşir. Çıkarma nedeninin geçerliliği, tasarrufta gösterilmesi ve gerektiğinde ispatlanması önem taşımaktadır.


Gölbaşı’nda Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Miras hukukundan kaynaklanan davalarda görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir. Mirasçılık belgesi alınması, mirasın paylaşılması, ortaklığın giderilmesi, tapu iptali, tenkis ve vasiyetnamenin iptali farklı hukuki işlemlerdir. Bu nedenle dava açılmadan önce ileri sürülecek talebin doğru belirlenmesi gerekir.

Gölbaşı ilçesinde Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemeleri bulunmaktadır. Dolayısıyla Gölbaşı ile bağlantılı her miras uyuşmazlığının Ankara merkez mahkemelerinde açılması gerektiği düşüncesi doğru değildir. Bununla birlikte mahkemenin Gölbaşı’nda bulunması, ilçedeki bütün taşınmazlar veya mirasçılar hakkında açılacak davalarda kendiliğinden yetkili olduğu anlamına gelmez.

Başlıca miras uyuşmazlıklarında görevli mahkemeler şöyledir:

Dava veya işlemGörevli mahkeme
Mirasçılık belgesi alınmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Mirasın paylaşılmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Ortaklığın giderilmesiSulh Hukuk Mahkemesi
Gerçek reddi mirasSulh Hukuk Mahkemesi
Hükmen reddin tespitiAsliye Hukuk Mahkemesi
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescilAsliye Hukuk Mahkemesi
Miras sebebiyle istihkakAsliye Hukuk Mahkemesi
Tenkis davasıAsliye Hukuk Mahkemesi
Vasiyetnamenin iptaliAsliye Hukuk Mahkemesi

HMK m. 11, terekenin paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve belirli miras davalarında miras bırakanın son yerleşim yerine ilişkin kesin yetki hükümleri düzenlemektedir. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda ise HMK m. 12 kapsamında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi önem taşır.

Örneğin miras bırakanın son yerleşim yeri Gölbaşı’nın Bahçelievler Mahallesi ise terekenin paylaşılmasına ilişkin davada Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi yetkili olabilir. Buna karşılık miras bırakanın başka bir şehirde bulunan taşınmazının tapu kaydının muris muvazaası nedeniyle iptali isteniyorsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi gündeme gelir.

Dava açılacak mahkemenin belirlenmesinde yalnızca taşınmazın veya mirasçının adresine bakılması yeterli değildir. Miras bırakanın son yerleşim yeri, uyuşmazlığın hukuki niteliği, taşınmazın bulunduğu yer ve özel yetki hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.


Miras Davaları Ne Kadar Sürer?

Miras uyuşmazlıklarında yargılama süresi, ileri sürülen talebin niteliğine, mirasçı sayısına ve araştırılması gereken delillere göre değişmektedir. Mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz yargı işleri daha kısa sürede tamamlanabilirken muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, tenkis ve ortaklığın giderilmesi davaları daha kapsamlı incelemeler gerektirebilir.

Gölbaşı’nda özellikle hisseli arsaların paylaşılması ve imar durumlarının araştırılması sırasında ilgili tapu ve belediye kayıtlarının incelenmesi gerekebilir. Örneğin Kızılcaşar’da bulunan bir arsanın paylaştırılması isteniyorsa taşınmazın tapudaki mülkiyet durumu, mevcut imar planındaki yeri ve hukuken bölünmeye elverişli olup olmadığı araştırılabilir.

Mogan–Eymir çevresindeki taşınmazların uyuşmazlık konusu olduğu durumlarda ise, gerekli olması halinde koruma kararları ve ilgili plan hükümleri de incelemeye dahil edilebilir. Taşınmazın özel çevre koruma alanında bulunması, her miras davasının mutlaka daha uzun süreceği anlamına gelmez. Önemli olan, ileri sürülen hukuki talebin hangi kayıt ve incelemeleri gerektirdiğidir.

Yargılama sırasında bilirkişi incelemesi, keşif, tanık dinlenmesi ve resmî kurumlardan belge temini yapılabilir. Ayrıca kararın istinaf veya temyize konu edilmesi, yargılama süresini uzatabilir.

Mahkeme kararının verilmesi, kararın kesinleşmesi ve taşınmazın tapuda hak sahibi adına geçirilmesi farklı aşamalardır. Bu nedenle miras davalarının sonuçlanması için önceden kesin bir süre bildirilmesi mümkün değildir. Uyuşmazlığın kapsamına göre bazı işlemler kısa sürede tamamlanabilirken çekişmeli davalar birden fazla yıl devam edebilir.


Gölbaşı Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları

Miras hukukuna ilişkin avukatlık ücreti, yürütülecek hukuki işlemin niteliğine, dava konusu hakkın ekonomik değerine ve dosyanın kapsamına göre belirlenir. Mirasçılık belgesi alınması ile çok sayıda taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil davası açılması aynı hukuki çalışma değildir. Bu nedenle ücret değerlendirmesi yapılırken uyuşmazlığın özellikleri dikkate alınmalıdır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve yürürlükte bulunan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık ücretinin belirlenmesinde temel düzenlemeler arasındadır. 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde asliye hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 30.000 TL maktu tutarlar belirlenmiştir.

Ancak bu tutarlar bütün miras davalarında uygulanacak toplam ücreti göstermez. Dava konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir hakka ilişkinse, uyuşmazlığın niteliğine göre nispi vekâlet ücreti hükümleri uygulanabilir. Ücret tarifesindeki değişiklikler yürürlüğe girdiğinde güncel hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.

Miras davalarında avukatlık ücretinden ayrı olarak mahkeme harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri, keşif masrafları ve kanun yolu giderleri ortaya çıkabilir. Özellikle taşınmazların değerinin belirlenmesi, imar kayıtlarının araştırılması veya birden fazla taşınmaz üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekebilir.

Avukatla müvekkil arasında kararlaştırılan sözleşmesel ücret, mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri farklı hukuki kalemlerdir. Ayrıca ortaklığın giderilmesi davalarında giderlerin ve vekâlet ücretinin paydaşlar arasında dağıtılmasına ilişkin özel uygulamalar bulunmaktadır. Bu nedenle dava maliyetinin somut talep üzerinden değerlendirilmesi gerekir.


Gölbaşı Miras Avukatı Desteği

Miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda öncelikle mirasçıların, terekeye dahil malvarlığının ve miras bırakanın geçmişte gerçekleştirdiği işlemlerin belirlenmesi gerekir. Özellikle hisseli taşınmazların, sınırlı ayni hakların veya imar kısıtlamalarının bulunduğu durumlarda yalnızca güncel tapu kaydının incelenmesi yeterli olmayabilir.

Miras paylaşımı, tapu iptali ve tescil, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, önalım hakkı, miras sebebiyle istihkak, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve mirasın reddi gibi uyuşmazlıklar farklı kanuni düzenlemelere tabidir. Bu nedenle her somut olayda hangi hakkın ileri sürüleceği ve hangi hukuki yolun kullanılacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin Gölbaşı’nda miras kalan bir arsanın hisseli mülkiyete geçirilmesi, bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması ve daha sonra ortaklığın giderilmesinin istenmesi üç farklı hukuki işlem oluşturabilir. Bu işlemlere uygulanacak dava şartları, süreler ve talep sonuçları birbirinden farklıdır.

Miras bırakanın geçmişte yaptığı bir taşınmaz devrine itiraz edilecekse, devir işleminin gerçek satış, bağış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya yetkisiz temsil kapsamında olup olmadığı araştırılmalıdır. Uyuşmazlığın yanlış hukuki sebebe dayandırılması, eksik taraf teşkili veya kanuni sürenin kaçırılması hak kaybına neden olabilir.

Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte miras hukukunda özellikle çok taraflı ve taşınmaz ağırlıklı uyuşmazlıklarda hukuki taleplerin ve delillerin usule uygun şekilde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.


Gölbaşı Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular

1. Mogan Gölü Yakınında Miras Kalan Arsaya Ev Yapılabilir mi?

Miras yoluyla bir arsanın mülkiyetinin kazanılması, o arsaya mutlaka konut yapılabileceği anlamına gelmez. Taşınmazın imar durumu, özel çevre koruma kararları, yapılaşma koşulları ve gerekli izinler ayrıca araştırılmalıdır. Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında kalan taşınmazlarda ilgili plan hükümleri önem taşıyabilir. Arsanın yalnızca tapudaki niteliğine bakılarak yapılaşma hakkı bulunduğu sonucuna varılmamalıdır.

2. Miras Kalan Taşınmaz Üzerinde Başka Bir Kişinin İntifa Hakkı Varsa Ne Olur?

İntifa hakkı ile mülkiyet hakkı birbirinden farklıdır. Mirasçılar taşınmazın mülkiyetini kazanabilir; ancak tapuda geçerli bir intifa hakkının bulunması, taşınmazı kullanma ve ondan yararlanma imkanlarını etkileyebilir. İntifa hakkının kime ait olduğu, nasıl kurulduğu ve hangi koşullarda sona ereceği incelenmelidir. Miras intikali yapılması, üçüncü kişi lehine kurulmuş intifa hakkını kendiliğinden kaldırmaz.

3. Miras Kalan Hisseli Arsanın Bir Payı Yabancı Birine Satılırsa Diğer Paydaşlar Ne Yapabilir?

Taşınmaz paylı mülkiyete tabi ise ve paydaşlardan biri payını üçüncü kişiye satmışsa, diğer paydaşların TMK m. 732 kapsamında yasal önalım hakkı doğabilir. Ancak bunun için mülkiyet biçimi, satış işlemi ve hak düşürücü süreler değerlendirilmelidir. 25 Aralık 2025 sonrasında yapılan satışlar bakımından, kanuni bildirimden itibaren üç aylık ve satıştan itibaren bir yıllık süreler önem taşır. Daha eski satışlarda geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir.

4. Miras Bırakan Müteahhitle Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Yapmışsa Hakları Mirasçılara Geçer mi?

Miras bırakanın taraf olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan ve niteliği itibarıyla mirasçılara geçebilen malvarlığı hakları terekeye dahil olabilir. Ancak yüklenicinin üstlendiği edimler, miras bırakana düşecek bağımsız bölümler, sözleşmenin geçerliliği ve mevcut ifa durumu ayrı ayrı incelenmelidir. Henüz teslim edilmemiş bir daire üzerindeki sözleşmesel alacak hakkı ile tapuda kazanılmış mülkiyet hakkı aynı değildir.

5. Mirası Reddeden Kişinin Borçları Varsa Alacaklıları Reddin İptalini İsteyebilir mi?

Evet, ancak kanuni koşulların bulunması gerekir. TMK m. 617 uyarınca malvarlığı borçlarını karşılamaya yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse alacaklılar veya iflas idaresi yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptalini dava edebilir. Reddin iptaline karar verilirse terekenin resmî tasfiyesi gündeme gelir.

6. Miras Bırakan Ölmeden Önce Çocuklarından Biriyle Miras Payına İlişkin Sözleşme Yapılmışsa Geçerli midir?

Henüz açılmamış bir miras hakkında yapılan sözleşmeler, miras açıldıktan sonraki miras payı devirlerinden farklıdır. TMK m. 678 uyarınca miras bırakanın katılması veya izni bulunmaksızın muhtemel mirasçının henüz açılmamış miras hakkında diğer mirasçılarla veya üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmeler geçerli değildir. Ayrıca yapılacak işlemin şekil şartları ve tarafların gerçek iradeleri değerlendirilmelidir. Miras açıldıktan sonra yapılacak miras payı devirleri ise TMK m. 677 kapsamında ayrı kurallara tabidir.

Gölbaşı Miras Avukatı İletişim

Gölbaşı’nda miras paylaşımı, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, önalım hakkı, vasiyetname, saklı pay, tenkis ve mirasın reddi konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Mirasçılık belgelerinizin, tapu kayıtlarınızın, varsa vasiyetnamelerin veya taşınmazlara ilişkin sözleşmelerinizin somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi için iletişim sayfamız üzerinden başvuru yapabilirsiniz.

Avukat: Av. Muzaffer Demirsoy

Telefon: 0543 558 19 42

E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Web sitesi: https://muzafferdemirsoy.com

Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras hukukundan kaynaklanan hak ve yükümlülükler, her somut olayın özellikleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir