Hukuki Makaleler

Çankaya Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Çankaya miras avukatı

Çankaya Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Ankara’nın önemli yerleşim ve gayrimenkul merkezlerinden biri olan Çankaya’da, miras kalan taşınmazların paylaşılması, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar ve mirastan mal kaçırma iddiaları çeşitli hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. Özellikle Gaziosmanpaşa, Kavaklıdere, Ayrancı, Bahçelievler, Çukurambar ve Oran gibi bölgelerde bulunan konut, arsa ve ticari taşınmazların miras yoluyla intikali, mirasçılar açısından önemli ekonomik ve hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Miras uyuşmazlıkları yalnızca taşınmazların paylaşılmasıyla sınırlı değildir. Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi, vasiyetname ve saklı pay ihlalleri de miras hukukunun önemli konuları arasındadır. Bu uyuşmazlıklarda miras bırakanın geçmişte yaptığı işlemlerin, terekeye dahil malvarlığının ve mirasçıların haklarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Çankaya Miras Avukatı arayışında olan kişilerin mirasçılık haklarını, başvurabilecekleri hukuki yolları, görevli ve yetkili mahkemeleri ve kanuni süreleri bilmeleri önem taşımaktadır. Bu yazımızda Çankaya’da miras paylaşımından tapu intikaline, mirastan mal kaçırma davalarından ortaklığın giderilmesine kadar miras hukukunda karşılaşılan başlıca uyuşmazlıkları, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alıyoruz.


Çankaya’da Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Miras paylaşımı, miras bırakanın ölümü üzerine geride kalan malvarlığının yasal veya atanmış mirasçılar arasında paylaştırılmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesine göre mirasçılar, mirası ölüm anında bir bütün olarak kazanırlar. Miras bırakanın taşınmazları, banka hesapları, araçları, şirket payları ve diğer malvarlığı değerleri terekeye dahil olduğu gibi borçları da kural olarak mirasçılara geçer.

Birden fazla mirasçı bulunması halinde miras paylaşılıncaya kadar miras ortaklığı meydana gelir ve mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar. Miras bırakanın çocukları kural olarak eşit miras payına sahipken sağ kalan eşin payı, birlikte mirasçı olduğu kişilere göre değişir. Örneğin sağ kalan eşin çocuklarla birlikte mirasçı olması halinde eş mirasın dörtte birini, çocuklar ise kalan dörtte üçünü eşit olarak paylaşır. Ancak sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan alacakları ve miras bırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar paylaşımın sonucunu etkileyebilir.

Mirasçılar, taşınmazları kendi aralarında anlaşarak paylaştırabilirler. Örneğin Çankaya’nın Bahçelievler Mahallesi’nde iki daire ve Balgat’ta bir iş yerinin üç kardeşe miras kaldığını düşünelim. Kardeşler taşınmazları değerlerine göre paylaşabilir, değer farklarını para ödeyerek giderebilirler. TMK m. 676 gereğince miras paylaşma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması gerekir. Taşınmazların devrine ilişkin gerekli tapu işlemleri de ayrıca tamamlanmalıdır.

Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması halinde mahkeme yoluyla paylaşma gündeme gelebilir. TMK m. 642 uyarınca her mirasçı, kanuni veya sözleşmesel bir engel bulunmadıkça mirasın paylaşılmasını talep edebilir. Örneğin Çankaya’nın Ayrancı Mahallesi’nde bulunan bir dairenin dört kardeşe miras kaldığını ve kardeşlerden birinin paylaşımı kabul etmediğini varsayalım. Diğer mirasçılar, uyuşmazlığın niteliğine göre mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi yoluna başvurabilirler.

Bir mirasçının paylaşmaya rıza göstermemesi, diğer mirasçıların mahkeme yoluyla paylaşma talep etme hakkını tek başına ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur.

Mirasın paylaşılması sırasında vasiyetname, saklı pay, denkleştirme veya geçmişte yapılan kazandırmalar nedeniyle farklı uyuşmazlıklar da ortaya çıkabilir. Bu konular ve miras hukukunda başvurulabilecek diğer yargısal yollar hakkında Miras Davaları başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


Çankaya’da Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), miras bırakanın yasal veya atanmış mirasçılarını ve miras paylarını gösteren resmî belgedir. Miras kalan taşınmazların tapuda intikali, banka hesaplarına ilişkin işlemler ve terekenin araştırılması gibi birçok işlemde bu belgeye ihtiyaç duyulur. TMK m. 598 uyarınca mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir.

Nüfus kayıtlarının yeterli olduğu ve yargısal inceleme gerektirmeyen durumlarda mirasçılardan birinin notere başvurması yeterlidir. Ancak nüfus kayıtlarının yetersiz olması, soybağına ilişkin belirsizlik bulunması veya noterlerin belge düzenleyemediği yabancılık unsuru taşıyan durumlarda mahkemeye başvurulması gerekebilir. Mirasçılık belgesi almak için bütün mirasçıların birlikte başvurması zorunlu değildir.

Mahkemeden mirasçılık belgesi alınması gereken durumlarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 384. maddesine göre, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir. Örneğin Çankaya’nın Gaziosmanpaşa Mahallesi’nde yaşayan bir mirasçı, gerekli koşullarda Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirasçılık belgesi talep edebilir.

Mirasçılık belgesinde bazı mirasçıların gösterilmemesi veya miras paylarının yanlış hesaplanması halinde belgenin geçersizliği ileri sürülebilir. TMK m. 598 gereğince mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle hatalı bir mirasçılık belgesinin bulunması, gerçek mirasçıların haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.


Çankaya Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri

Miras kalan ev, arsa veya diğer taşınmazların mirasçılar adına tapu siciline kaydedilmesine miras yoluyla tapu intikali denir. Mirasçılar mülkiyet hakkını miras bırakanın ölümüyle kazanmakla birlikte, tapu kayıtlarının güncellenmesi sonraki hukuki işlemler bakımından önem taşır. Özellikle miras kalan taşınmazın satılması, paylaşılması veya üzerinde başka bir tasarrufta bulunulması düşünüldüğünde tapu sicilindeki mülkiyet durumunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

Tapu intikali için öncelikle noterlikten veya mahkemeden mirasçılık belgesi alınır. Ardından miras bırakan adına kayıtlı taşınmazlar belirlenerek ilgili tapu müdürlüğüne veya Web Tapu üzerinden başvuru yapılır. Başvuruda genel olarak mirasçılık belgesi, kimlik belgesi, taşınmazın tapu bilgileri, temsilci aracılığıyla işlem yapılacaksa vekâletname ve gerekli hallerde zorunlu deprem sigortası poliçesi kullanılır. İşlemin özelliğine göre tapu müdürlüğü tarafından ilave belgeler istenebilir.

Elbirliği mülkiyeti şeklindeki miras intikali için mirasçılardan birinin başvurusu yeterli olabilir. Ancak miras kalan taşınmazın yalnızca bir mirasçı adına geçirilmesi, mirasçılar arasında özel paylaşım yapılması veya taşınmazın üçüncü kişilere satılması farklı hukuki işlemler gerektirir. Örneğin Çankaya’nın Ümitköy Mahallesi’nde bulunan bir dairenin üç kardeşe miras kalması halinde mirasçılardan biri miras intikali için başvurabilir; ancak dairenin yalnızca bir kardeşe bırakılması için ayrıca hukuken geçerli bir paylaşma veya devir işlemi gerçekleştirilmelidir.

Miras yoluyla taşınmazın mirasçılar adına ilk tescilinde tapu harcı muafiyeti bulunmakla birlikte tapu döner sermaye bedeli ve veraset ve intikal vergisine ilişkin yükümlülükler gündeme gelebilir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında mirasçıların kanuni koşullara göre beyanname vermeleri gerekir. Ölümün Türkiye’de gerçekleştiği ve mirasçıların Türkiye’de bulunduğu durumda genel beyan süresi dört aydır; yurt dışı bağlantılı durumlarda farklı süreler uygulanabilir.

Miras kalan taşınmazın mirasçılar adına intikali ile sonradan satılması vergisel ve hukuki bakımdan aynı işlem değildir. Sonraki devirlerde veraset ve intikal vergisi ilişiğine ilişkin koşulların yerine getirilmesi gerekebilir. Verginin beyanı, istisnalar, vergi oranları ve ödeme süreleri hakkında Gelir İdaresi Başkanlığının Eylül 2026’da güncellediği Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi incelenebilir.

Taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tartışmalı olması, tapu kaydının gerçeği yansıtmaması veya mirasçıların tapu işlemlerine itiraz etmesi halinde Tapu Davaları kapsamında farklı hukuki talepler gündeme gelebilir.

Çankaya Tapu Müdürlüğü, Esat Caddesi No:44, Küçükesat/Ankara adresinde hizmet vermektedir. Müdürlüğe 0312 551 25 70 – 0312 551 25 85 numaralı telefonlardan veya cankaya-tsm@tkgm.gov.tr adresinden ulaşılabilir. Miras intikaline ilişkin uygun başvurular Web Tapu sistemi üzerinden de başlatılabilmektedir. Müdürlüğün güncel adresi, telefonları ve kurumsal bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün resmî Çankaya Tapu Müdürlüğü sayfasından kontrol edilebilir.


Çankaya Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası

Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), miras bırakanın bazı mirasçılarını miras haklarından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte yapmak istediği işlemi farklı bir işlem gibi göstermesi nedeniyle ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıktır. Uygulamada karşılaşılan durumlardan biri, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış olarak göstermesidir. Mirasçılardan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirilen muvazaalı taşınmaz devirlerinde, hukuki koşulların bulunması halinde tapu iptali ve tescil davası açılabilir.

Bununla birlikte miras bırakanın sağlığında çocuklarından birine taşınmaz devretmesi tek başına hukuka aykırı değildir. Örneğin Çankaya’nın Çukurambar Mahallesi’nde bulunan bir dairenin baba tarafından oğluna tapuda satış olarak devredildiğini düşünelim. Oğlun satış tarihinde taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmaması, satış bedelinin gerçekte ödenmemesi ve babanın daireyi devrettikten sonra kullanmaya devam etmesi, muvazaa iddiasının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Ancak bu durumların tek başına bulunması, kesin olarak mirastan mal kaçırma yapıldığını göstermez.

Muris muvazaası davalarında belirleyici husus, miras bırakanın taşınmazı devrederken taşıdığı gerçek irade ve mirasçılardan mal kaçırma amacıdır. Mahkeme, miras bırakanın satış yapmak için haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığını, devralanın ekonomik durumunu, satış bedeliyle taşınmazın gerçek değeri arasındaki farkı ve tarafların aile ilişkilerini birlikte değerlendirir. Tapu kayıtları, banka hareketleri, tanık beyanları ve işlem tarihindeki ekonomik koşullar da uyuşmazlığın ispatında önem taşıyabilir.

Muris muvazaası davalarının temel içtihat dayanaklarından biri Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli, 1974/1 Esas ve 1974/2 Karar sayılı kararıdır. Bu karara göre miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla satış olarak göstermesi halinde, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı ihlal edilen mirasçılar muvazaa nedeniyle tapu iptali talebinde bulunabilirler. Dolayısıyla muris muvazaasına dayalı tapu iptali davası açma hakkı yalnızca saklı paylı mirasçılarla sınırlı değildir. Yargıtay kararlarına mahkeme, daire, esas ve karar numaraları üzerinden ulaşmak için Yargıtay Karar Arama sisteminden yararlanılabilir.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Örneğin Çankaya’nın Kavaklıdere Mahallesi’nde bulunan bir taşınmaza ilişkin muris muvazaası davası, kural olarak Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri, kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere devredilmesi gibi durumlar hukuki sonucu etkileyebilir.

Muris muvazaası davalarında görünürdeki işlemin satış olması her zaman zorunlu değildir. Bazı durumlarda taşınmazlar ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında devredilmektedir. Bu sözleşmeler kural olarak geçerli olmakla birlikte gerçek bir bakım ilişkisine dayanıp dayanmadıkları ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadıkları somut olayda araştırılabilir. Konunun ayrıntıları için Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Muris muvazaası ile tenkis davası birbirinden farklı hukuki taleplerdir. Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları ihlal eden kazandırmalarının kanuni sınıra indirilmesini amaçlar ve TMK m. 571’de düzenlenen özel hak düşürücü sürelere tabidir. Bu nedenle tapu devrinin gerçek niteliğinin doğru belirlenmesi ve uygun hukuki talebin ileri sürülmesi önem taşımaktadır.

Muris muvazaası davalarında deliller, Yargıtay’ın değerlendirme ölçütleri, mirasçılardan mal kaçırma amacı ve dava açma koşulları hakkında daha kapsamlı bilgiye Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.


Çankaya’da Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Miras kalan ev, arsa veya iş yerinin birden fazla mirasçısı bulunduğunda taşınmazın paylaşılması, kullanılması veya satılması konusunda anlaşmazlıklar yaşanabilir. Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu mal üzerindeki ortaklığın hukuken sona erdirilmesini amaçlar. Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması halinde, kanuni koşullarla ortaklığın giderilmesi talep edilebilir.

Örneğin Çankaya’nın Birlik Mahallesi’nde bulunan bir dairenin üç kardeşe miras kaldığını, kardeşlerden ikisinin satış istediğini ancak üçüncü kardeşin buna karşı çıktığını varsayalım. Taraflar anlaşarak taşınmazı satabilecekleri veya mirasçılardan birine bırakabilecekleri gibi anlaşmazlık halinde mahkemeye de başvurabilirler. Bir mirasçının taşınmazın satılmasını istememesi, diğer mirasçıların ortaklığın giderilmesini talep etmesine tek başına engel değildir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi uyarınca taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. Bu düzenleme 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Tarafların dava açmadan önce arabuluculuk sürecini tamamlamaları gerekir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde, anlaşamama son tutanağıyla birlikte yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.

TMK m. 699 uyarınca ortaklığın giderilmesi, koşullarına göre aynen bölüşme veya satış yoluyla gerçekleştirilebilir. Taşınmazın hukuken ve fiilen bölünmesinin mümkün olmadığı durumlarda satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilir. Örneğin Çankaya’nın Yaşamkent Mahallesi’nde bulunan tek bir dairenin dört kardeş arasında bağımsız taşınmazlara bölünmesi mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda diğer hukuki koşullar da mevcutsa taşınmazın satılarak satış bedelinin hak sahiplerine payları oranında dağıtılması gündeme gelebilir.

Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2024/2138 Esas ve 2024/2874 Karar sayılı ilamında, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hükümde gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, somut olayda satış bedelinin tapudaki hisseler ve miras payları oranında dağıtılmasını sağlayacak biçimde hükmü düzelterek onamıştır. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davalarında yalnızca taşınmazın satılması değil, satış bedelinin doğru mülkiyet ve miras paylarına göre dağıtılması da önem taşır.

Ortaklığın giderilmesi davalarının süresi; taşınmazların sayısına, tarafların durumuna, bilirkişi ve keşif işlemlerine göre değişebilir. Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra gerçekleştirilen satış işlemleri de toplam sürenin değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.


Çankaya’da Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras

Mirasın reddi (reddi miras), mirasçının kendisine geçen mirası kanuni koşullarla kabul etmeme hakkıdır. Özellikle miras bırakanın yüksek miktarda borç bırakması halinde önem kazanmaktadır. TMK m. 605 ve devamında düzenlenen mirasın reddi, gerçek ret ve hükmen ret olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar.

Gerçek ret, mirasçının mirası reddettiğine ilişkin kayıtsız ve şartsız beyanını miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine bildirmesiyle gerçekleştirilir. TMK m. 606 uyarınca mirasın gerçek reddi için genel süre üç aydır. Bu süre yasal mirasçılar bakımından kural olarak ölümün öğrenildiği tarihten başlar; mirasçılık sıfatının daha sonra öğrenildiğinin ispatlandığı gibi kanuni durumlarda başlangıç tarihi farklılaşabilir. Kanuni sürede mirası reddetmeyen mirasçı, kural olarak mirası kayıtsız ve şartsız kazanmış sayılır.

Hükmen ret ise miras bırakanın ölüm tarihindeki mali durumuyla ilgilidir. TMK m. 605/2 uyarınca miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Bu durumun tespitinde miras bırakanın malvarlığı, banka borçları, icra dosyaları ve diğer ekonomik veriler incelenebilir. Hükmen reddin tespitine ilişkin davalarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Örneğin Çankaya’nın Dikmen Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin vefatından sonra yüksek miktarda banka ve icra borcu bulunduğunun ortaya çıktığını düşünelim. Miras bırakanın ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğunun ispatlanması halinde hükmen ret hükümleri gündeme gelebilir. Hükmen ret, gerçek ret için öngörülen üç aylık süreye aynı şekilde tabi değildir. Bununla birlikte mirasçının mirası benimsediğini gösteren davranışlarının bulunup bulunmadığı ve diğer kanuni koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.


Çankaya’da Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları

Miras bırakan, kanuni sınırlar içerisinde malvarlığı hakkında ölümünden sonra hüküm doğuracak tasarruflarda bulunabilir. Ancak vasiyetname düzenlenmesi, vasiyetnamenin iptali, belirli mal bırakılması ve saklı payın korunması birbirinden farklı hukuki işlemlerdir. Özellikle miras bırakanın taşınmazlarını yalnızca bir mirasçıya bırakması veya bir kişiyi bütün tereke için mirasçı ataması halinde diğer mirasçıların haklarının nasıl etkilendiği incelenmelidir.

Türk hukukunda resmî, el yazılı ve sözlü vasiyetname olmak üzere farklı vasiyetname türleri bulunmaktadır. Her birinin geçerliliği kanunda belirlenen şekil ve ehliyet koşullarına bağlıdır. Bu konudaki temel açıklamalara Vasiyetname Nedir? Vasiyetname Türleri ve Şartları başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Vasiyetnamenin bulunması, saklı paylı mirasçıların kanundan doğan haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Örneğin Çankaya’nın Oran Mahallesi’nde bulunan bir dairenin vasiyetnameyle çocuklardan birine bırakılması halinde diğer mirasçıların saklı paylarının ihlal edilip edilmediği araştırılabilir. Miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmını aşan kazandırmaları, koşullarının bulunması halinde tenkis davasına konu olabilir.

Miras bırakanın bütün malvarlığını tek kişiye bırakması da her durumda vasiyetnamenin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Saklı paylı mirasçıların bulunması halinde vasiyetnamenin kapsamı ile bu kişilerin kanuni hakları birlikte değerlendirilir. Bu ayrım hakkında Vasiyetname ile Tüm Malvarlığı Bir Kişiye Bırakılabilir mi? başlıklı yazımızda ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.

Miras bırakanın vefatından sonra bulunan vasiyetnamenin yetkili sulh hukuk mahkemesine teslim edilmesi ve ilgililere bildirilmesi gerekir. Vasiyetnamenin aslının bulunamaması ise ayrıca ispat sorunlarına neden olabilir. Bu konuya ilişkin hukuki koşulları Vasiyetname Kaybolursa Ne Olur? başlıklı yazımızda inceleyebilirsiniz.

Vasiyetnamenin açılması ve okunması, vasiyet edilen taşınmazın doğrudan vasiyet alacaklısı adına tescil edildiği anlamına gelmez. Vasiyet alacaklısı, gerekli koşullarda vasiyet edilen malın teslimini veya taşınmazın adına tescilini talep edebilir. Sürecin hukuki ayrıntıları için Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi ve Tenfizi başlıklı yazımıza başvurabilirsiniz.


Çankaya’da Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma

Mirastan feragat, miras bırakan ile mirasçı arasında yapılan ve mirasçılık hakkından vazgeçilmesini konu alan sözleşmedir. Mirasçılıktan çıkarma ise miras bırakanın kanunda öngörülen sebeplerle yaptığı ölüme bağlı tasarruftur. Her iki kurum mirasçılık haklarını etkileyebilmekle birlikte hukuki koşulları ve sonuçları birbirinden farklıdır.

TMK m. 528 uyarınca mirastan feragat sözleşmesi karşılıklı veya karşılıksız yapılabilir. Sözleşmenin TMK m. 545’te düzenlenen resmî şekil koşullarına uygun hazırlanması gerekir. Karşılık sağlanarak yapılan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat eden kişinin altsoyu bakımından da sonuç doğurur. Bu nedenle feragat sözleşmesinin sonuçları değerlendirilirken yalnızca feragat eden mirasçının değil, çocuklarının hukuki durumu da dikkate alınmalıdır.

Mirasçılıktan çıkarma ise TMK m. 510’da belirtilen sebeplerin bulunması halinde mümkündür. Mirasçının, miras bırakana veya yakınlarından birine karşı ağır suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi kanuni çıkarma sebepleri arasındadır. Miras bırakanın yalnızca çocuğuyla anlaşamaması veya görüşmemesi, tek başına geçerli bir mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturmaz.

Mirasçılıktan çıkarmanın vasiyetnameyle gerçekleştirilmesi düşünüldüğünde vasiyetnamenin geçerlilik ve şekil şartları da önem taşır. Resmî vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve bunların düzenlenme koşulları hakkında Vasiyetname Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.


Çankaya’da Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Miras davalarında görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın türüne göre belirlenmektedir. Her miras davası aynı mahkemede açılmaz. Dava türünün ve görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, yargılamanın usule ilişkin nedenlerle uzamaması bakımından önem taşımaktadır.

Başlıca miras uyuşmazlıklarında görevli mahkemeler şöyledir:

Dava veya işlemGörevli mahkeme
Mirasçılık belgesi alınmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Mirasın paylaşılmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Ortaklığın giderilmesiSulh Hukuk Mahkemesi
Gerçek reddi mirasSulh Hukuk Mahkemesi
Hükmen reddin tespitiAsliye Hukuk Mahkemesi
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptaliAsliye Hukuk Mahkemesi
Tenkis davasıAsliye Hukuk Mahkemesi
Vasiyetnamenin iptaliAsliye Hukuk Mahkemesi

HMK m. 11, terekenin paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkis gibi belirli miras davalarında miras bırakanın son yerleşim yerini esas alan özel yetki kuralları düzenlemektedir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda ise HMK m. 12’deki kesin yetki kuralı önem taşır. Bu nedenle yetkili mahkemenin belirlenmesinde mirasçının ikametgâhından önce açılacak davanın hukuki niteliği değerlendirilmelidir.

Örneğin Çayyolu’nda yaşayan bir mirasçı, Antalya’da bulunan bir taşınmaz hakkında muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açmak istiyorsa dava kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Buna karşılık miras bırakanın son yerleşim yerinin Çankaya olduğu bir tereke paylaşımı uyuşmazlığında Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkili olabilir. Dolayısıyla bütün miras davalarının mirasçının yaşadığı yerde açılacağı düşüncesi doğru değildir.


Miras Davaları Ne Kadar Sürer?

Miras davalarının sonuçlanma süresi, davanın türüne ve dosyanın özelliklerine göre değişmektedir. Veraset ilamı gibi çekişmesiz yargı işleri daha kısa sürede tamamlanabilirken muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, tenkis ve ortaklığın giderilmesi davaları daha kapsamlı incelemeler gerektirebilir. Özellikle mirasçı sayısının fazla olması, yurt dışında yaşayan mirasçıların bulunması, birden fazla taşınmazın dava konusu edilmesi, bilirkişi incelemeleri ve kanun yolu başvuruları yargılama süresini uzatabilir.

Örneğin Çankaya’nın Oran, Yıldızevler ve Ümitköy mahallelerinde bulunan üç farklı taşınmaza ilişkin mirastan mal kaçırma iddiasında, her taşınmazın geçmiş tapu devirlerinin, işlem tarihlerindeki koşullarının ve tarafların sunduğu delillerin ayrı ayrı incelenmesi gerekebilir. Bu araştırmaların kapsamı ve tarafların itirazları davanın süresini etkileyebilir. Bu nedenle miras davalarının ne kadar süreceği hakkında kesin bir süre vermek mümkün olmayıp yargılama birkaç aydan birden fazla yıla kadar uzayabilir.


Çankaya Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları

Miras davalarında avukatlık ücreti; davanın niteliğine, uyuşmazlığın ekonomik değerine ve üstlenilecek hukuki işlemlerin kapsamına göre belirlenir. Ücretlerin belirlenmesinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve yürürlükte bulunan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınır. Miras paylaşımı, muris muvazaası ve ortaklığın giderilmesi gibi farklı uyuşmazlıklarda yapılacak işlemler ve uygulanacak ücret esasları farklılık gösterebilir.

2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, asliye hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 30.000 TL maktu tarife ücreti belirlenmiştir. Ancak bu tutarlar bütün miras davalarında uygulanacak toplam avukatlık ücretini göstermez. Para veya para ile değerlendirilebilen haklara ilişkin uyuşmazlıklarda, davanın niteliğine göre nispi ücret hükümleri uygulanabilir. Tarife tutarları ve uygulama esasları için Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi duyurusu incelenebilir. Yeni tarife yürürlüğe girdiğinde güncel tutarlar dikkate alınmalıdır.

Avukat ile müvekkil arasında kararlaştırılan sözleşmesel ücret ile mahkemece karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti birbirinden farklıdır. Miras davalarında ayrıca başvuru ve karar harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri, keşif masrafları ve gerektiğinde kanun yolu giderleri ortaya çıkabilir. Yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceği, davanın türüne ve sonucuna göre değişmektedir.

Özellikle ortaklığın giderilmesi davalarında, davanın niteliği nedeniyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin paydaşlar arasında payları oranında dağıtılması gibi özel uygulamalar söz konusudur. Bu nedenle miras davasının toplam maliyeti yalnızca avukatlık ücretine bakılarak belirlenemez.


Çankaya Miras Avukatı Desteği

Miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar yalnızca miras paylarının hesaplanmasından ibaret değildir. Miras bırakanın malvarlığının araştırılması, geçmiş tarihli tapu işlemlerinin incelenmesi, delillerin toplanması ve kanuni sürelerin takip edilmesi de önem taşımaktadır. Özellikle birden fazla mirasçının veya taşınmazın bulunduğu uyuşmazlıklarda hukuki talebin ve izlenecek yolun doğru belirlenmesi gerekir.

Miras hukuku kapsamında miras paylaşımı, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, tenkis, vasiyetname ve reddi miras işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takibi gerçekleştirilebilir. Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunlu olmamakla birlikte, uyuşmazlığın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi ve sürecin usulüne uygun yürütülmesi önem taşır.

Yanlış hukuki talep, eksik taraf teşkili veya hak düşürücü sürenin kaçırılması, telafisi güç hak kayıplarına neden olabilir. Hukuki değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi için mirasçılık belgesi, tapu kayıtları, vasiyetname, banka ve ödeme belgeleri ile varsa mevcut dava evraklarının birlikte incelenmesi yararlı olabilir.


Çankaya Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular

1. Mirasçılardan Biri İmza Vermezse Miras Paylaşılır mı?

Mirasçılardan birinin anlaşmalı paylaşımı kabul etmemesi, diğer mirasçıların paylaşma hakkını ortadan kaldırmaz. Uyuşmazlığın niteliğine göre mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulabilir. Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda öncelikle arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.

2. Baba Evini Kardeşlerden Birine Devrettiyse Dava Açılabilir mi?

Babanın sağlığında taşınmazını çocuklarından birine devretmesi tek başına hukuka aykırı değildir. Ancak satış gerçekte bağışı gizliyorsa ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. Davada devir işleminin gerçek niteliği ve sunulan deliller önem taşır.

3. Miras Kalan Evin Satılması İçin Bütün Mirasçılar Anlaşmak Zorunda mı?

Miras ortaklığına dahil taşınmazın rızaya dayalı satışı bakımından kural olarak mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir. Ancak mirasçılar satış veya paylaşma konusunda anlaşamazlarsa kanuni koşullarla ortaklığın giderilmesini talep edebilirler. Bir mirasçının satışa karşı çıkması, ortaklığın giderilmesine her durumda engel değildir.

4. Miras Kalan Evde Bir Mirasçı Tek Başına Oturuyorsa Ne Yapılabilir?

Mirasçılardan birinin miras kalan taşınmazı tek başına kullanması, diğer mirasçıların mülkiyet haklarını ortadan kaldırmaz. Somut olayın özelliklerine göre ecrimisil, kira gelirine ilişkin talepler veya ortaklığın giderilmesi gibi hukuki yollar değerlendirilebilir. Ecrimisil taleplerinde intifadan men koşulu ve bu koşulun istisnaları da dikkate alınmalıdır.

5. Miras Kalan Evin Kira Gelirini Tek Bir Kardeş Alabilir mi?

Miras kalan taşınmazın kira geliri kural olarak terekeye aittir. Geliri tek başına tahsil eden mirasçının diğer mirasçılara karşı hesap verme veya ödeme yükümlülüğü doğabilir. Örneğin Çankaya’nın Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan miras kalan bir dairenin kira gelirini yalnızca bir kardeşin tahsil etmesi, diğer mirasçıların bu gelir üzerindeki haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

6. Miras Davası Açmak İçin Bütün Mirasçıların Katılması Gerekir mi?

Bu durum açılacak davanın türüne göre değişmektedir. Bazı miras davaları tek bir mirasçı tarafından açılabilirken ortaklığın giderilmesi davalarında bütün paydaşların davada taraf olarak yer alması ve usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Eksik taraf teşkili, yargılamanın uzamasına veya usule ilişkin sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.


Çankaya Miras Avukatı İletişim

Çankaya’da miras paylaşımı, mirastan mal kaçırma, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi ve diğer miras hukuku uyuşmazlıkları hakkında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Mirasçılık haklarınızın, mevcut belgelerin ve başvurulabilecek hukuki yolların somut olayınıza göre değerlendirilmesi için iletişim formu aracılığıyla veya aşağıdaki iletişim bilgilerinden ulaşabilirsiniz.

Ad Soyad: Av. Muzaffer Demirsoy

Telefon: 0543 558 19 42

E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Web Sitesi: https://muzafferdemirsoy.com

Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her miras uyuşmazlığı, somut olayın özellikleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir