
Hukuki Makaleler
Keçiören Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Keçiören Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı
Keçiören’de miras kalan bir evin kardeşler arasında paylaşılamaması, aileye ait taşınmazların geçmişte belirli kişilere devredilmiş olması veya miras bırakanın borçlarının ortaya çıkması, mirasçılar arasında hukuki anlaşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle Etlik, İncirli, Ovacık, Ayvalı, Esertepe ve Bağlum bölgelerinde bulunan apartman daireleri, arsalar, iş yerleri ve hisseli taşınmazlar miras uyuşmazlıklarının konusu olabilmektedir.
Miras hukukunda ortaya çıkan sorunların çözümü, çoğu zaman yalnızca mirasçıların paylarının hesaplanmasıyla mümkün değildir. Taşınmazların tapu geçmişinin incelenmesi, terekeye dahil malların belirlenmesi, miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği işlemlerin araştırılması ve gerektiğinde mahkemeye başvurulması gerekebilir. Miras paylaşımı, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve reddi miras birbirinden farklı şartlara ve hukuki sonuçlara sahip işlemlerdir.
Keçiören Miras Avukatı arayışında olan kişiler açısından hangi hukuki yola başvurulabileceğinin, dava açma sürelerinin, görevli mahkemelerin ve mirasçılık haklarının bilinmesi önemlidir. Bu yazımızda Keçiören’de karşılaşılabilecek miras uyuşmazlıklarını, somut örnekler, Türk Medeni Kanunu hükümleri ve Yargıtay kararları kapsamında inceliyoruz.
Keçiören’de Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Miras bırakanın ölümüyle birlikte malvarlığı, kanundan veya ölüme bağlı tasarruftan kaynaklanan mirasçılık hakları doğrultusunda mirasçılara geçer. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesi gereğince mirasın kazanılması için ayrıca bir kabul beyanında bulunulması gerekmez. Ancak mirasın kendiliğinden kazanılması, terekeye dahil her malın doğrudan belirli bir mirasçıya ait olduğu anlamına gelmez.
TMK m. 640 uyarınca birden fazla mirasçı bulunduğunda paylaşma tamamlanıncaya kadar miras ortaklığı devam eder. Bu dönemde mirasçılar, tereke malları üzerinde elbirliği mülkiyetine sahiptir. Örneğin Keçiören’in Kuşcağız Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesinin anne ve üç çocuğa miras kalması halinde, mirasçılar paylaşma yapılmadan dairenin bağımsız bölümlerini veya odalarını kendi miras paylarına göre tek başlarına sahiplenemezler.
Mirasçılar, aralarında anlaşarak taşınmazların satılmasına, belirli bir mirasçıya bırakılmasına veya farklı malların farklı mirasçılara tahsis edilmesine karar verebilirler. TMK m. 676 uyarınca miras paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Paylaşmaya ilişkin anlaşmanın ardından taşınmazların tapu kayıtlarının bu anlaşmaya uygun şekilde düzenlenmesi gerekir.
Paylaşım sırasında miras bırakanın geçmişte yaptığı kazandırmalar da önem taşıyabilir. TMK m. 669 ve devamında düzenlenen mirasta denkleştirme hükümleri, belirli koşullarda miras bırakanın sağlığında mirasçılara yaptığı karşılıksız kazandırmaların paylaşımda dikkate alınmasını sağlar. Örneğin miras bırakanın çocuklarından birine iş kurması için önemli miktarda para verdiği, diğerine ise herhangi bir kazandırmada bulunmadığı durumda, verilen paranın denkleştirmeye tabi olup olmadığı araştırılabilir.
Keçiören’deki miras uyuşmazlıklarında, özellikle Bağlum’da bulunan eski tarihli arazi ve hisseli taşınmazlarda, miras bırakanın sağlığında fiilî paylaşma yapıldığı veya taşınmazların kadastro sırasında farklı kişiler adına kaydedildiği ileri sürülebilir. Böyle durumlarda tapu kayıtları, kadastro tutanakları ve önceki paylaşmaya ilişkin delillerin değerlendirilmesi gerekir.
Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.05.2023 tarihli, 2022/5615 Esas ve 2023/2928 Karar sayılı ilamında, miras yoluyla intikal ettiği ileri sürülen taşınmazlar bakımından önceki paylaşma iddialarının ve kadastro kayıtlarının yeterince araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Kararda, miras bırakanın sağlığında veya ölümünden sonra bir paylaşma yapılıp yapılmadığının, taşınmazların kimler tarafından hangi sıfatla kullanıldığının ve kadastro işlemlerinin incelenmesinin önemi ortaya konulmuştur. Bu nedenle miras kalan bir taşınmazın fiilen uzun yıllardır tek mirasçı tarafından kullanılması, mülkiyet uyuşmazlığının tek başına çözüldüğü anlamına gelmez.
Mirasçıların anlaşamadığı durumlarda ise TMK m. 642 kapsamında mirasın paylaşılması talep edilebilir. Mirasın paylaşılmasına engel oluşturan özel bir durum bulunmuyorsa mirasçıların paylaşmayı sürekli olarak ertelemesi mümkün değildir. Mirasın paylaşılmasıyla bağlantılı diğer hukuki yollar için Miras Davaları başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Keçiören’de Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?
Miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılık sıfatının resmî işlemlerde gösterilebilmesi için mirasçılık belgesine (veraset ilamı) ihtiyaç duyulur. Bu belge, mirasçıların kimliklerini ve miras paylarını ortaya koyar. Ancak mirasçılık belgesi, terekeye dahil bütün malvarlığının dökümünü göstermez; miras bırakanın hangi bankalarda hesabı veya hangi ilçelerde taşınmazı bulunduğunun ayrıca araştırılması gerekebilir.
TMK m. 598 gereğince mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden temin edilebilir. Nüfus kayıtları açık ve yeterli olduğunda noterlik yoluyla belge alınması çoğu zaman mümkündür. Bununla birlikte mirasçılık durumunun tespitinin yargısal inceleme gerektirdiği hallerde noterlik başvurusu yeterli olmayabilir.
Örneğin Keçiören’in Kalaba Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin vefat ettiğini ve önceki evliliğinden çocukları bulunduğunu varsayalım. Mirasçılar arasında önceki evlilikten olan çocukların nüfus kayıtlarına veya soybağına ilişkin bir anlaşmazlık bulunuyorsa, doğru mirasçıların belirlenmesi için ilave inceleme gerekebilir. Mirasçılık belgesinin yalnızca başvuruda bulunan kişinin beyanına göre değil, hukuken geçerli kayıtlar ve mirasçılık durumuna göre düzenlenmesi gerekir.
Veraset ilamı talebinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Çekişmesiz yargıya ilişkin HMK m. 384 çerçevesinde, özel bir yetki kuralı bulunmayan durumlarda talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesine başvurulabilir. Dolayısıyla Keçiören’de yaşayan bir mirasçı, kanuni koşulların bulunması halinde Ankara Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi talep edebilir.
Mirasçılık belgesinin hatalı düzenlenmesi halinde belgenin geçersizliği ileri sürülebilir. Özellikle daha sonra ortaya çıkan mirasçılar, tanıma veya soybağına ilişkin mahkeme kararları ve nüfus kayıtlarındaki düzeltmeler belgenin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. TMK m. 598 uyarınca mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Keçiören Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri
Miras bırakan adına kayıtlı taşınmazların mirasçılar adına tapuya geçirilmesi, mirasın kazanılmasından farklı bir işlemdir. Miras yoluyla tapu intikali, ölüm nedeniyle mirasçılara geçen mülkiyetin tapu sicilinde gösterilmesini sağlar. İntikal işlemi özellikle taşınmazın daha sonra satılması, paylaşılması veya üzerinde başka bir hukuki işlem yapılması düşünüldüğünde önem kazanır.
Başvuru öncesinde mirasçılık belgesinin alınması ve miras bırakan adına kayıtlı taşınmazların belirlenmesi gerekir. Ardından tapu müdürlüğüne veya elektronik başvuru sistemi üzerinden müracaat edilebilir. İşlemin niteliğine göre mirasçılık belgesi, kimlik belgesi, varsa vekâletname, taşınmaz bilgileri ve gerekli diğer belgeler talep edilebilir.
Örneğin miras bırakanın Esertepe Mahallesi’nde bir dairesi, Bağlum Kafkas Mahallesi’nde ise hisseli arsası bulunduğunu düşünelim. Her iki taşınmaz aynı terekeye dahil olmakla birlikte tapu kayıtlarındaki mülkiyet durumları, hisseler, takyidatlar ve taşınmazların hukuki özellikleri ayrı ayrı incelenmelidir. Hisseli arsa üzerindeki ortaklık sorunlarının bulunması, dairenin miras yoluyla intikali ile aynı hukuki mesele değildir.
Mirasçılardan birinin başvurusu ile elbirliği mülkiyeti şeklinde intikal işlemi gerçekleştirilebilse de taşınmazın yalnızca bir mirasçının adına tescili için ayrıca hukuki dayanak gerekir. Miras paylaşma sözleşmesi, geçerli devir işlemleri veya ilgili mahkeme kararları bu kapsamda önem taşıyabilir.
Miras kalan taşınmazın ilk intikalinde tapu harcı muafiyeti bulunmasına karşılık, işlemin niteliğine göre döner sermaye bedeli ve veraset ve intikal vergisi yükümlülükleri gündeme gelebilir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu gereğince mirasçıların beyan ve ödeme yükümlülükleri, ölümün gerçekleştiği yer ve mirasçıların bulunduğu ülke gibi koşullara göre değişebilir. Bu konuda Gelir İdaresi Başkanlığının Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi yol gösterici niteliktedir.
Tapuda miras bırakan adına görünmeyen bir taşınmazın gerçekte terekeye ait olduğu veya mevcut tapu kaydının hukuka aykırı şekilde oluşturulduğu iddia ediliyorsa yalnızca intikal başvurusu yeterli olmayabilir. Böyle bir durumda uyuşmazlığın özelliklerine göre tapu iptali ve tescil gibi davalar değerlendirilir. Ayrıntılar için Tapu Davaları başlıklı yazımıza başvurabilirsiniz.
Keçiören Tapu Müdürlüğü İletişim Bilgileri
- Adres: Güçlükaya Mahallesi, Savur Sokak No:1, Hükümet Konağı Kat:1, Keçiören/Ankara
- Telefon: 0312 551 28 82
- E-posta: kecioren-tsm@tkgm.gov.tr
İşlem öncesinde müdürlüğün adresi ve güncel iletişim bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Keçiören Tapu Müdürlüğü sayfasından kontrol edilebilir.
Keçiören Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası
Miras bırakanın sağlığında yaptığı bazı taşınmaz devirleri, ölümünden sonra mirasçılar arasında uyuşmazlığa neden olabilir. Muris muvazaası, miras bırakanın gerçekte bağışlama amacı taşıdığı halde mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla taşınmazı tapuda satış veya başka bir işlem görünümü altında devretmesidir. Bu durumda koşulları varsa görünürdeki işlemin geçersizliği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil talep edilebilir.
Ancak her aile içi taşınmaz devri muvazaalı değildir. Miras bırakan, gerçek bir bedel karşılığında taşınmaz satabilir veya kendisine sağlanan bakım ve hizmet nedeniyle bir kişiye malvarlığı devredebilir. Davanın sonucunu belirleyen husus, taşınmazın kime devredildiğinden çok devir işleminin gerçek amacı ve hukuki niteliğidir.
Örneğin Keçiören’in Subayevleri Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin, kendisine uzun yıllar yardımcı olan torununa bir taşınmaz devrettiğini varsayalım. Diğer mirasçılar işlemin gerçekte karşılıksız yapıldığını ve mirastan mal kaçırma amacı taşıdığını iddia edebilirler. Buna karşılık torun, miras bırakana uzun süre bakım sağladığını ve taşınmazın bunun karşılığı olarak devredildiğini savunabilir. Bu uyuşmazlıkta yalnızca tarafların akrabalık ilişkisine veya tapudaki satış bedeline bakılarak karar verilmesi doğru olmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.03.2024 tarihli, 2023/916 Esas ve 2024/1786 Karar sayılı ilamı bu ayrım bakımından dikkat çekicidir. Kararda, taşınmazın torunlara devrine ilişkin muris muvazaası iddiası değerlendirilirken miras bırakanın bakım ihtiyacı, kendisine sağlanan hizmetler, aile ilişkileri ve geride kalan malvarlığı birlikte ele alınmıştır. Yargıtay, somut olayda devrin bakım ve minnet duygusuyla yapıldığı, mirastan mal kaçırma amacının bulunmadığı sonucuna ulaşarak davanın kabulüne ilişkin kararı bozmuştur.
Bu karar, taşınmazın aile bireyine devredilmesinin veya tapu bedelinin düşük gösterilmesinin tek başına muris muvazaasını ispatlamaya yeterli olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte bakım karşılığı gerçekleştirildiği ileri sürülen her devir de kendiliğinden geçerli kabul edilmez. Her olayda bakımın gerçekliği, devrin kapsamı ve miras bırakanın asıl amacı araştırılmalıdır.
Muris muvazaası davalarında özellikle tapu işlem belgeleri, devir tarihindeki taşınmaz değeri, banka kayıtları, devralanın ekonomik gücü ve tanık anlatımları önem taşır. Ayrıca miras bırakanın aynı dönemde diğer mirasçılarına da mal devredip devretmediği ve geride ne ölçüde malvarlığı bıraktığı araştırılabilir. Mirasçılardan mal kaçırma iddiasının hukuken ispatlanması gerekir; yalnızca mirasçılardan birinin devirden rahatsız olması dava kabulü için yeterli değildir.
Miras bırakanın taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devretmesi de bazı durumlarda uyuşmazlık yaratabilir. Sözleşmenin gerçek bir bakım yükümlülüğüne dayanması ile mirasçılardan mal kaçırmak için görünürde yapılması birbirinden farklıdır. Bu sözleşmelerin geçerlilik ve iptal koşullarına ilişkin ayrıntılar Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? başlıklı yazımızda açıklanmıştır.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, sicile güven ilkesi ve uyuşmazlığın dayandığı hukuki sebep farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle kadastro öncesi hukuki nedenlere dayanan taleplerde özel süre kuralları gündeme gelebileceğinden her tapu uyuşmazlığının muris muvazaası davasıyla aynı değerlendirmeye tabi tutulmaması gerekir.
Mirastan mal kaçırma işlemlerine karşı başvurulabilecek hukuki yollar ve ispat araçları hakkında Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) başlıklı kapsamlı yazımızı inceleyebilirsiniz. İlgili içtihatlara mahkeme ve dosya numarası üzerinden ulaşmak için Yargıtay Karar Arama sistemi de kullanılabilir.
Keçiören’de Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası
Mirasçılar arasında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, miras kalan taşınmazın kullanılmasına veya satılmasına ilişkin anlaşmazlıktır. Bir mirasçı taşınmazı muhafaza etmek isterken diğerleri satıştan elde edilecek bedeli talep edebilir. Ortaklığın giderilmesi davası, taşınmaz veya taşınır mal üzerindeki ortak mülkiyet ilişkisinin kanuni yöntemlerle sona erdirilmesine yöneliktir.
Örneğin Keçiören’in Etlik Mahallesi’nde bulunan ve alt katında iki iş yeri bulunan bir taşınmazın kardeşlere miras kaldığını düşünelim. Mirasçılardan biri iş yerlerinden birini kullanmak, diğeri taşınmazın tamamını satmak isteyebilir. Taşınmazın tapudaki niteliği, imar durumu ve bağımsız bölümlere ayrılabilme imkânı, hangi paylaşma yönteminin uygulanabileceğini etkiler.
TMK m. 699 uyarınca ortaklığın aynen bölüşme veya satış yoluyla giderilmesi mümkündür. Mahkeme öncelikle uyuşmazlığa konu malın niteliğini ve aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığını değerlendirir. Bölünme taşınmazda önemli değer kaybına neden olacaksa veya hukuken mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilir. Satış bedeli, hak sahiplerinin tapu ve miras payları dikkate alınarak dağıtılır.
Satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılması ile kamuya açık artırma yoluyla gerçekleştirilmesi aynı değildir. TMK m. 699 uyarınca artırmanın yalnızca paydaşlar arasında yapılabilmesi bütün paydaşların rızasına bağlıdır. Dolayısıyla bir mirasçının taşınmazı tek başına satın almak istemesi, mahkeme satışının mutlaka yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirileceği anlamına gelmez.
Ortaklığın giderilmesine ve taşınır veya taşınmazların paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesi gereğince dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Arabuluculuk görüşmelerinde mirasçıların taşınmazı satması, bir mirasçının diğerlerinin paylarını satın alması veya başka bir paylaşma yöntemi üzerinde anlaşmaları mümkündür. Görüşmeler sonuçsuz kalırsa görevli Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.
Özellikle birden fazla taşınmazın ortaklığın giderilmesi davasına konu edildiği durumlarda, her taşınmazın mülkiyet yapısının ve ortaklarının tespit edilmesi gerekir. Eksik taraf teşkili veya taşınmazların hukuki niteliğinin yanlış belirlenmesi yargılamayı uzatabilir.
Keçiören’de Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras
Mirasın kazanılması yalnızca malvarlığının mirasçılara geçmesi sonucunu doğurmaz. TMK m. 599 uyarınca miras bırakanın borçları da kural olarak mirasçılara geçmektedir. Bu nedenle miras bırakanın önemli miktarda banka, vergi veya diğer borçlarının bulunması halinde mirasın kabul edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Gerçek reddi miras, mirasçının mirası kabul etmek istemediğine ilişkin iradesini kanunda öngörülen usulle açıklamasıdır. TMK m. 606 gereğince mirasın gerçek reddi için genel süre üç aydır. Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine kayıtsız ve şartsız olarak yapılır. Sürenin başlangıcı mirasçılık sıfatının hangi tarihte öğrenildiği gibi kanuni koşullara göre belirlenir.
Örneğin uzun yıllardır yurt dışında yaşayan ve Keçiören’de bulunan babasının ölümünü sonradan öğrenen bir mirasçının durumunda, ölümün ve mirasçılık sıfatının öğrenilme tarihi önem taşıyabilir. Mirası reddetmek isteyen kişinin kanuni süreyi yalnızca ölüm tarihinden itibaren otomatik olarak hesaplaması her olayda doğru olmayabilir.
Mirasın reddi bakımından dikkat edilmesi gereken diğer bir konu, mirasçının terekeye yönelik davranışlarıdır. TMK m. 610 kapsamında olağan yönetim sınırlarını aşan veya tereke işlerine gereğinden fazla karışma niteliğinde olan işlemler ret hakkının kaybedilmesine yol açabilir. Buna karşılık miras bırakanın cenaze işlemleriyle ilgilenmek veya terekenin korunması amacıyla zorunlu tedbirler almak aynı şekilde değerlendirilemez.
Hükmen reddi miras ise miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasına dayanır. TMK m. 605/2 gereğince bu durumda miras reddedilmiş sayılır. Gerçek reddin üç aylık süresinin geçirilmiş olması, hükmen ret iddiasının aynı süre nedeniyle kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Örneğin Keçiören’in Ufuktepe Mahallesi’nde ikamet eden bir kişinin ölümünden sonra mirasçılara yüksek tutarlı borçlar için ödeme talepleri yöneltildiğini düşünelim. Miras bırakanın ölüm tarihinde aktif ve pasif malvarlığının araştırılması, gerçekten ödemeden aciz içinde olup olmadığının ortaya konulması bakımından önemlidir. Hükmen reddin tespiti uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Keçiören’de Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları
Miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığının nasıl değerlendirileceğine ilişkin iradesini içeren vasiyetnameler, mirasçılar arasında farklı uyuşmazlıklara neden olabilir. Özellikle vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun düzenlenip düzenlenmediği, miras bırakanın tasarruf ehliyeti ve saklı paylı mirasçıların haklarının ihlal edilip edilmediği önem taşır.
TMK m. 531 ve devamı hükümleri çerçevesinde resmî, el yazılı ve sözlü vasiyetname türleri düzenlenmiştir. Her vasiyetname türünün ayrı geçerlilik koşulları bulunmaktadır. Örneğin TMK m. 538 uyarınca el yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar miras bırakanın kendi el yazısıyla yazılması, tarih içermesi ve imzalanması gerekir. Bilgisayarda hazırlanarak yalnızca imzalanmış bir metin, bu haliyle el yazılı vasiyetnamenin şekil şartlarını karşılamaz.
Örneğin Keçiören’in Şenlik Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin malvarlığını belirli bir yakınlarına bırakmak amacıyla bilgisayarda vasiyetname hazırladığını varsayalım. Belgenin içeriği açık olsa bile şekil şartlarına uygun düzenlenmemesi, ölümünden sonra geçerlilik tartışmalarına yol açabilir. Vasiyetname türleri ve geçerlilik koşulları hakkında Vasiyetname Nedir? başlıklı yazımızda ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
Vasiyetnamenin geçersizliğine ilişkin iddialar ile saklı pay ihlali aynı hukuki mesele değildir. TMK m. 557, ölüme bağlı tasarrufların iptal sebeplerini düzenlerken TMK m. 560 ve devamı, saklı payı zedeleyen tasarrufların tenkisine ilişkin hükümler içerir. Dolayısıyla hukuken geçerli bir vasiyetname, saklı payı ihlal ettiği ölçüde tenkise konu olabilir.
Miras bırakanın malvarlığını tek bir kişiye bırakmak istemesi halinde de bu ayrım önem taşır. Böyle bir vasiyetnamenin geçerliliği ile mirasçıların saklı paylarından kaynaklanan talepleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Konuyla ilgili Vasiyetname ile Tüm Malvarlığı Bir Kişiye Bırakılabilir mi? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Tenkis davası bakımından TMK m. 571’de hak düşürücü süreler öngörülmüştür. Bu nedenle mirasçıların vasiyetnamenin açıldığını, saklı paylarının ihlal edildiğini veya kendilerini etkileyen kazandırmaları öğrendiklerini gösteren tarihler hukuken önem taşıyabilir.
Miras bırakanın ölümünden sonra vasiyetnamenin aslının bulunamaması da uyuşmazlık yaratabilir. Kaybolan veya yok edilen vasiyetnameyle ilgili ispat sorunları Vasiyetname Kaybolursa Ne Olur? başlıklı yazımızda ele alınmaktadır.
Vasiyetnamenin mahkemece açılması, belirli bir taşınmazın vasiyet alacaklısı adına kendiliğinden tapuya tescil edildiği anlamına gelmez. Vasiyet edilen malın niteliğine göre ayrıca ifa veya tescil talebi gerekebilir. Bu aşama hakkında Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi ve Tenfizi başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.
Keçiören’de Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma
Miras bırakan hayattayken mirasçılardan biriyle mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Bu sözleşmeyle mirasçı, belirlenen kapsamda mirasçılık hakkından vazgeçer. Feragatin karşılık sağlanarak veya karşılıksız yapılması, feragat eden mirasçının altsoyu bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.
TMK m. 528, mirastan feragat sözleşmesinin hukuki temelini oluşturur. TMK m. 545 uyarınca feragat sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir. Bu nedenle mirasçıların kendi aralarında imzaladıkları her miras hakkından vazgeçme belgesi, geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi niteliği taşımaz.
Örneğin Keçiören’de yaşayan bir baba, sağlığında çocuklarından biriyle belirli bir karşılık vererek mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyebilir. Böyle bir sözleşmede yalnızca ödenecek bedelin değil, feragatin kapsamının, karşılıklı edimlerin ve feragat eden mirasçının çocukları üzerindeki sonuçların da açık şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Mirasçılıktan çıkarma ise miras bırakanın tek taraflı iradesiyle başvurabileceği, kanunda öngörülen sebeplere bağlı bir işlemdir. TMK m. 510, cezai ve koruyucu nitelikteki çıkarma nedenlerinden belirli olanlarını düzenlemektedir. Mirasçının ağır suç işlemesi veya aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi bu kapsamda gündeme gelebilir.
Miras bırakanın çocuklarından biriyle görüşmemesi, onu mirasından tamamen çıkarabileceği anlamına gelmez. Çıkarma nedeninin kanuni koşullara dayanması ve ölüme bağlı tasarrufta belirtilmesi gerekir. Vasiyetnamenin düzenlenme usulleriyle ilgili Vasiyetname Nasıl Yapılır? başlıklı yazımız da incelenebilir.
Keçiören’de Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?
Miras hukukunda mahkemenin görev ve yetkisinin belirlenmesi, ileri sürülen hukuki talebe göre yapılır. Bir taşınmazın miras yoluyla intikali, miras ortaklığının paylaşılması ve geçmişte yapılan tapu devrinin iptal edilmesi birbirinden farklı işlemlerdir. Dava açılmadan önce uyuşmazlığın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir.
Başlıca miras uyuşmazlıklarında görevli mahkemeler şöyledir:
| Dava veya işlem | Görevli mahkeme |
|---|---|
| Mirasçılık belgesi alınması | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Mirasın paylaşılması | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Ortaklığın giderilmesi | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Gerçek reddi miras | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Hükmen reddin tespiti | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Tenkis davası | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Vasiyetnamenin iptali | Asliye Hukuk Mahkemesi |
HMK m. 11 uyarınca mirasın paylaşılması, terekenin paylaşılmasına ilişkin belirli talepler ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili bazı davalarda miras bırakanın son yerleşim yeri özel yetki bakımından önem taşır. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda ise HMK m. 12 kapsamında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi söz konusu olabilir.
Örneğin miras bırakanın son yerleşim yerinin Keçiören olması ve terekenin paylaşılmasının talep edilmesi halinde Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi gündeme gelebilir. Buna karşılık miras bırakanın Keçiören’de yaşamış olmasına rağmen Konya’daki bir taşınmazın tapusunun muris muvazaası nedeniyle iptali talep ediliyorsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi dikkate alınmalıdır.
Keçiören’de ikamet etmek, bütün miras davalarının mutlaka Keçiören’de veya aynı Ankara mahkemesinde açılacağı anlamına gelmez. Görev ve yetki, dava türü ve kanundaki özel hükümler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Miras Davaları Ne Kadar Sürer?
Miras davalarında yargılama süresi uyuşmazlığın konusu, delillerin kapsamı ve tarafların durumuna bağlıdır. Noterlikte kısa sürede sonuçlandırılabilen mirasçılık belgesi işlemleriyle, geçmişe dönük çok sayıda tapu devrinin incelendiği muris muvazaası davalarının aynı sürede tamamlanması beklenemez. Benzer şekilde ortaklığın giderilmesi davasında karar verilmesi ile taşınmazın satış işlemlerinin tamamlanması farklı aşamalardır.
Keçiören’de özellikle Bağlum ve çevresinde bulunan hisseli arsalar veya kök miras bırakandan intikal eden taşınmazlar bakımından eski tapu kayıtlarının ve kadastro belgelerinin temini gerekebilir. Birden fazla mirasçının farklı şehirlerde ya da ülkelerde yaşaması, tebligatların yapılmasını ve taraf teşkilinin sağlanmasını da etkileyebilir.
Yargılama boyunca bilirkişi incelemesi, keşif, tanık dinlenmesi ve gerektiğinde ilgili kurumlardan kayıt temini yapılabilir. İstinaf ve temyiz başvuruları da davanın kesinleşme süresini uzatabilir. Bu nedenle her miras davası için önceden kesin bir sonuçlanma tarihi bildirilmesi mümkün değildir; bazı işlemler kısa sürede tamamlanabilirken çekişmeli davalar yıllarca devam edebilir.
Keçiören Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları
Miras hukuku uyuşmazlıklarında avukatlık ücreti, yapılacak işlemin türüne, dosyanın kapsamına ve uyuşmazlığın ekonomik değerine göre belirlenir. Bir mirasçılık belgesi başvurusu ile yüksek değerli taşınmazlara ilişkin tapu iptali davasında yürütülecek hukuki çalışmalar aynı değildir. Ücret konusunda 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınır.
2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, asliye hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar bakımından 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar bakımından 30.000 TL maktu tutarlar öngörülmüştür. Bununla birlikte miras davalarının tamamında yalnızca bu maktu ücretler uygulanmaz. Dava konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir hakka ilişkinse, davanın niteliğine göre nispi vekâlet ücreti hükümleri uygulanabilir.
Tarife tutarları ve uygulama esasları Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi duyurusunda yer almaktadır. Yeni ücret tarifesinin yürürlüğe girmesiyle güncel tutarlar ayrıca dikkate alınmalıdır.
Dava masrafları ise avukatlık ücretinden farklıdır. Mahkeme harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücreti, keşif bedeli ve kanun yolu giderleri dosyanın kapsamına göre değişebilir. Avukatla kararlaştırılan sözleşmesel ücret, mahkemece karşı tarafa yükletilebilecek vekâlet ücreti ve yargılama giderleri birbirinden ayrı kalemlerdir.
Özellikle ortaklığın giderilmesi davalarında giderlerin ve vekâlet ücretinin paydaşların hakları oranında karşılanması gibi özel uygulamalar bulunur. Muris muvazaası veya tenkis gibi çekişmeli davalarda ise dava sonucu, kabul veya ret oranı ve ilgili usul hükümleri önem taşır. Bu nedenle uyuşmazlığın maliyeti, açılacak dava ve talep sonucuna göre değerlendirilmelidir.
Keçiören Miras Avukatı Desteği
Mirasçılar arasında uyuşmazlık doğduğunda öncelikle hangi malların terekeye dahil olduğunun, hangi işlemlerin miras bırakanın sağlığında gerçekleştirildiğinin ve mirasçıların hangi talepleri ileri sürebileceğinin belirlenmesi önem taşır. Özellikle taşınmazlara ilişkin davalarda geçmiş tapu kayıtları, resmî senetler, mirasçılık belgeleri ve gerektiğinde banka kayıtları birlikte incelenebilir.
Miras hukuku kapsamında miras paylaşımı, tapu iptali ve tescil, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, vasiyetnamenin iptali, tenkis, mirasın reddi ve terekenin korunmasına ilişkin hukuki işlemler söz konusu olabilir. Her uyuşmazlıkta aynı dava yolunun uygulanması mümkün değildir.
Örneğin miras kalan taşınmazların kapsamı konusunda bilgi sahibi olmayan bir mirasçı için terekeye ilişkin araştırma yapılması önem taşırken, miras bırakanın yaptığı taşınmaz devrine itiraz eden kişi açısından devir tarihindeki hukuki ve fiilî koşulların incelenmesi gerekebilir. Hukuki talebin yanlış belirlenmesi, kanuni sürelerin kaçırılması veya eksik taraf teşkili, hak kaybı riski doğurabilir.
Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte özellikle çok taraflı miras uyuşmazlıklarında hukuki sürecin usulüne uygun şekilde değerlendirilmesi önem taşır.
Keçiören Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular
1. Vefat Eden Kişinin Bankadaki Paraları Nasıl Öğrenilir?
Mirasçıların öncelikle mirasçılık belgelerini almaları gerekir. Ardından miras bırakanın banka hesaplarına ilişkin bilgiler, ilgili bankaların miras işlemleri kapsamında veya uygun hukuki yollarla araştırılabilir. Mirasçılık belgesi, miras bırakanın bütün banka hesaplarını kendiliğinden göstermez. Bankalar tarafından belge ve vergi ilişiğine ilişkin işlemlerin tamamlanması istenebilir.
2. Babasından Önce Vefat Eden Çocuğun Çocukları Mirastan Pay Alır mı?
TMK m. 495 uyarınca miras bırakanın kendisinden önce vefat eden çocuğunun yerini, halefiyet yoluyla kendi altsoyu alabilir. Örneğin dedenin dört çocuğu bulunduğunu ve çocuklarından birinin dededen önce vefat ettiğini varsayalım. Vefat eden çocuğun çocukları, kanuni koşullarda babalarının veya annelerinin miras payı üzerinden mirasçılık hakkı kazanabilirler.
3. Miras Bırakanın Üzerine Kayıtlı Olmayan Bir Taşınmaz Terekeye Dahil Edilebilir mi?
Taşınmazın miras bırakan adına tapuda kayıtlı olmaması, her durumda mirasla hiçbir ilgisinin bulunmadığı anlamına gelmez. Taşınmazın geçmişte miras bırakana ait olup olmadığı, başka bir kişiye hangi hukuki işlemle geçtiği ve ileri sürülebilecek hakların niteliği araştırılmalıdır. Ancak tapuda üçüncü kişi adına kayıtlı olan her taşınmazın doğrudan terekeye dahil olduğu da kabul edilemez. Gerektiğinde tapu veya diğer mülkiyet uyuşmazlıklarına ilişkin dava açılması söz konusu olabilir.
4. Mirasçılardan Biri Almanya’da Yaşıyorsa Miras Davası Açılabilir mi?
Bir mirasçının yurt dışında yaşaması, Türkiye’deki miras uyuşmazlığının yargı yoluyla çözülmesine tek başına engel değildir. Ancak yurt dışı tebligatı, temsil yetkisi, vekâletname ve gerektiğinde yabancılık unsuru taşıyan miras hukuku kuralları değerlendirilmelidir. Yurt dışında bulunan mirasçının işlemlerini uygun yetkilendirmeyle temsilci aracılığıyla yürütmesi de mümkündür.
5. İkinci Evlilikten Olan Çocukların Miras Payı Daha mı Azdır?
Hayır. Miras bırakanın soybağı hukuken kurulmuş çocukları, farklı evliliklerden doğmuş olmalarına bakılmaksızın kural olarak eşit yasal miras payına sahiptir. Ancak sağ kalan eşin kim olduğu, önceki eşlerin hayatta olup olmadığı ve mal rejiminden doğan haklar paylaşım sonucunu etkileyebilir. Bu nedenle ikinci evlilik bulunan ailelerde önce mirasçıların ve terekenin doğru belirlenmesi gerekir.
6. Mirasçılardan Biri Borçluysa Diğer Mirasçıların Paylarına Haciz Konulabilir mi?
Bir mirasçının kişisel borçları nedeniyle diğer mirasçıların kendilerine ait malvarlığı üzerinde kendiliğinden sorumluluk doğmaz. Bununla birlikte borçlu mirasçının miras hakkı, kanuni koşullarla alacaklılarının takibine konu olabilir. Miras ortaklığının devam ettiği durumlarda haczin konusu ve alacaklının başvurabileceği işlemler, mülkiyetin niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Keçiören Miras Avukatı İletişim
Keçiören’de miras paylaşımı, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, vasiyetname, saklı pay, tenkis ve mirasın reddi konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Mirasçılık belgeleri, taşınmaz kayıtları, vasiyetnameler ve diğer hukuki belgelerin somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi için iletişim sayfamız üzerinden başvuru yapabilirsiniz.
Avukat: Av. Muzaffer Demirsoy
Telefon: 0543 558 19 42
E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com
Web sitesi: https://muzafferdemirsoy.com
Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras hukukuna ilişkin hak ve yükümlülükler, her somut olayın özellikleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.