
Hukuki Makaleler
Mamak Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Mamak Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı
Ankara’nın Mamak ilçesinde miras kalan konutların, hisseli arsaların ve eski tarihli taşınmazların paylaşılması, mirasçılar arasında çeşitli hukuki anlaşmazlıklara neden olabilmektedir. Özellikle Akdere, Tuzluçayır, Abidinpaşa, Hüseyingazi, Mutlu ve Derbent çevresindeki taşınmazlarda tapu kayıtları, yapıların mülkiyet durumu, geçmişte yapılan aile içi devirler ve kentsel dönüşüm süreçleri miras uyuşmazlıklarının kapsamını etkileyebilmektedir.
Miras bırakanın ölümünden sonra geride kalan malvarlığının tespit edilmesi her zaman kolay değildir. Tapuda yalnızca arsa olarak görünen bir taşınmaz üzerinde birden fazla yapı bulunabilir, miras bırakan sağlığında bazı mallarını devretmiş olabilir veya devam eden kentsel dönüşüm sürecinden kaynaklanan hakları mirasçılara geçebilir. Miras paylaşımı, tapu iptali ve tescil, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi ve vasiyetname uyuşmazlıkları bu nedenle birbirinden farklı hukuki incelemeler gerektirir.
Mamak Miras Avukatı arayışında olan kişilerin hangi malların terekeye dahil olduğunu, mirasçılık haklarını, başvurulabilecek hukuki yolları ve kanuni süreleri bilmeleri önem taşımaktadır. Bu yazımızda Mamak’ta miras hukukunun uygulamada karşılaşılan sorunlarını, Türk Medeni Kanunu hükümleri, Yargıtay kararları ve somut olay örnekleri üzerinden açıklıyoruz.
Mamak’ta Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Miras bırakanın ölümü üzerine taşınmazlar, taşınırlar, alacak hakları ve diğer malvarlığı değerleri kanuni veya atanmış mirasçılara geçer. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesi gereğince mirasçılar, mirası ölüm anında bir bütün olarak kazanırlar. Ancak mirasın kazanılması, terekeye dahil her malın doğrudan belirli bir mirasçıya ait olması anlamına gelmez.
TMK m. 640 uyarınca birden fazla mirasçı bulunduğunda miras ortaklığı meydana gelir. Paylaşma tamamlanıncaya kadar mirasçılar, tereke üzerinde elbirliğiyle hak sahibidir. Örneğin Mamak’ın Şahap Gürler Mahallesi’nde bulunan iki katlı bir evin dört kardeşe miras kaldığını düşünelim. Kardeşlerden birinin üst katta, diğerinin alt katta oturması, yalnızca bu kullanım nedeniyle katların hukuken ayrı ayrı mirasçılara ait olduğu anlamına gelmez.
Mirasçılar anlaşarak taşınmazların paylaşılmasına, satılmasına veya belirli bir mirasçıya bırakılmasına karar verebilirler. TMK m. 676 gereğince miras paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Örneğin Mamak’ın Boğaziçi Mahallesi’ndeki bir daire ile Karaağaç Mahallesi’ndeki arsanın iki kardeşe miras kalması halinde kardeşler, taşınmazların değerlerini dikkate alarak paylaşma yapabilir ve değer farkını parasal ödeme ile giderebilirler.
Miras paylaşımında yalnızca tapuda görünen taşınmazlar değil, miras bırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu alacak hakları da önemlidir. Özellikle kentsel dönüşüm projelerinde miras bırakanın bir idare veya yükleniciyle yaptığı sözleşmeden kaynaklanan hakları bulunabilir. Henüz teslim edilmemiş bir konuta ilişkin sözleşmesel talep hakkının veya taşınmazın devrinden kaynaklanan bedel alacağının terekeye dahil olup olmadığı, ilgili sözleşme ve hukuki düzenlemeler üzerinden değerlendirilmelidir.
Mamak açısından dikkat çeken konulardan biri de devam eden kentsel dönüşüm uygulamalarıdır. Ankara Büyükşehir Belediyesinin Yeni Mamak Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamında konut yapımı ve hak sahipliği işlemleri sürmektedir. Miras bırakanın bu projelerle bağlantılı bir hakka sahip olması halinde mirasçıların yalnızca eski tapu kaydını değil, hak sahipliği belgelerini, imzalanan protokolleri ve tahsis işlemlerini de incelemesi gerekir. Projenin genel kapsamı Ankara Büyükşehir Belediyesinin Mamak Kentsel Dönüşüm Projesi sayfasında açıklanmaktadır.
Kentsel dönüşüm sürecindeki bir hak sahibinin vefat etmesi, sözleşmeden doğan bütün hakların kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ancak hakkın mirasçılara hangi kapsamda geçeceği, işlemin dayanağına ve varsa özel hak sahipliği koşullarına göre belirlenir.
Mirasçılar paylaşma konusunda anlaşamıyorsa TMK m. 642 kapsamında mirasın paylaşılması talep edilebilir. Terekenin kapsamına veya mirasçıların haklarına ilişkin başka uyuşmazlıklar varsa bunların da uygun hukuki yollarla çözülmesi gerekebilir. Miras hukukunda açılabilecek farklı davalar hakkında Miras Davaları başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Mamak’ta Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?
Miras bırakanın ölümünden sonra resmî işlemlerde mirasçılık sıfatının gösterilebilmesi için veraset ilamına (mirasçılık belgesi) ihtiyaç duyulur. Bu belge, mirasçıların kimler olduğunu ve kanuni veya atanmış mirasçılık durumlarına göre paylarını gösterir. Ancak veraset ilamı, miras bırakanın sahip olduğu bütün taşınmazların, banka hesaplarının veya kentsel dönüşüm haklarının dökümünü içermez.
TMK m. 598 uyarınca mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir. Nüfus kayıtlarının açık ve yeterli olduğu durumlarda noterlik başvurusu mümkünken mirasçılık sıfatının mahkemece araştırılmasını gerektiren hallerde yargısal başvuru yapılması gerekebilir. Özellikle geçmiş tarihli nüfus kayıtları, soybağına ilişkin farklılıklar veya atanmış mirasçılık iddiaları, belgenin düzenlenme sürecini etkileyebilir.
Örneğin Mamak’ın Abidinpaşa Mahallesi’nde yaşamış bir kişinin ölümünden sonra, mirasçılardan birinin nüfus kayıtlarında yapılan düzeltme nedeniyle miras paylarının yeniden hesaplanması gerektiğini ileri sürdüğünü düşünelim. Böyle bir durumda mirasçılık belgesinde gösterilen kişilerin ve payların güncel hukuki duruma uygun olup olmadığı araştırılmalıdır. Nüfus kayıtlarındaki bir düzeltme, daha önce düzenlenen mirasçılık belgesinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Mirasçılık belgesi verilmesinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. HMK m. 384 kapsamında, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesine başvurulabilir. Bu nedenle gerekli koşulların bulunduğu durumlarda Mamak’ta yaşayan bir mirasçı, Ankara Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi talep edebilir.
Mirasçılık belgesi kesin hüküm oluşturmaz. TMK m. 598 uyarınca belgenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Ancak mirasçılık belgesinin düzeltilmesi ile terekeye dahil bir taşınmazın mülkiyeti hakkında uyuşmazlığın çözülmesi birbirinden farklı hukuki işlemlerdir.
Mamak Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri
Miras yoluyla kazanılan taşınmazların mirasçılar adına tapu siciline kaydedilmesi, mirasın paylaşılması veya taşınmazın satılması bakımından önemlidir. Miras yoluyla tapu intikali, miras bırakanın ölümünden kaynaklanan mülkiyet geçişinin tapu kayıtlarında gösterilmesini sağlar. Ancak tapu intikali yapılması, miras ortaklığındaki bütün uyuşmazlıkların sona erdiği anlamına gelmez.
İntikal işlemi için öncelikle mirasçılık belgesi alınır ve miras bırakan adına kayıtlı taşınmazlar belirlenir. Ardından ilgili tapu müdürlüğüne başvuru yapılır. İşlemin özelliğine göre mirasçılık belgesi, kimlik bilgileri, taşınmaz kayıtları, vekâletname ve diğer gerekli belgeler talep edilebilir. Elbirliği mülkiyeti şeklinde miras intikali yapılması için mirasçılardan birinin başvurması yeterli olabilir.
Mamak’taki bazı eski yapılarda tapu kaydında taşınmazın niteliği ile fiilî kullanımı arasında farklılıklar bulunabilir. Örneğin Tuzluçayır Mahallesi’nde tapuda arsa olarak kayıtlı bulunan bir taşınmazın üzerinde üç katlı bir bina bulunabilir. Bu durumda miras kalan hakkın değerlendirilmesinde arsanın kime ait olduğu, yapının hangi hukuki statüde bulunduğu, kat mülkiyeti kurulup kurulmadığı ve varsa yapı kayıt veya ruhsat belgeleri önem taşır.
Tapuda arsa olarak görünen bir taşınmaz üzerindeki her katın fiilen ayrı kişiler tarafından kullanılması, katların bağımsız mülkiyet olarak tescil edildiği anlamına gelmez. Kat mülkiyeti veya kat irtifakı bulunmayan yapılarda, mirasçılar arasında uzun yıllardır devam eden kullanım biçimi ile tapudaki mülkiyet durumu birbirinden farklı olabilir.
Özellikle imar uygulaması veya kentsel dönüşüm geçiren taşınmazlarda eski ve yeni ada-parsel bilgilerinin karşılaştırılması gerekebilir. Eski tapu kaydında miras bırakan adına görünen bir taşınmazın imar uygulaması sonucunda farklı bir parsele dönüşmüş olması, tapu geçmişinin araştırılmasını gerektirebilir. Tapu kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı veya mülkiyet hakkının tartışmalı olduğu durumlarda Tapu Davaları kapsamında hukuki başvuru yolları gündeme gelebilir.
Miras yoluyla ilk tapu intikali tapu harcından muaftır. Ancak döner sermaye bedeli ile veraset ve intikal vergisine ilişkin yükümlülükler ayrıca değerlendirilir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında beyanname verme süresi ve diğer vergisel işlemler, ölümün gerçekleştiği yer ve mirasçıların durumuna göre değişebilir.
Mamak Tapu Müdürlüğü İletişim Bilgileri
Adres: Hüseyingazi Mahallesi, Mamak Caddesi No:179, Kat:1, Mamak/Ankara
Telefon: 0312 551 26 58 – 0312 551 36 31
E-posta: mamak-tsm@tkgm.gov.tr
İşlem öncesinde müdürlüğün güncel iletişim bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Mamak Tapu Müdürlüğü sayfasından kontrol edilebilir.
Mamak Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası
Miras bırakanın hayattayken taşınmazlarını belirli kişilere devretmesi, ölümünden sonra diğer mirasçıların hakları bakımından uyuşmazlık yaratabilir. Muris muvazaası, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış veya başka bir işlem görünümü altında devretmesi halinde gündeme gelir. Bu tür uyuşmazlıklarda görünürdeki işlemin gerçek iradeye uygun olup olmadığı araştırılır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi, sözleşmelerde tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınmasına ilişkin genel hükmü içermektedir. Muris muvazaası iddiasında da yalnızca tapu senedinde yazılı işlem türü değil, taşınmazın hangi amaçla devredildiği önemlidir. Ancak aile üyeleri arasında yapılan her taşınmaz devri, mirasçılardan mal kaçırma niteliğinde değildir.
Örneğin Mamak’ın Natoyolu çevresinde taşınmazları bulunan bir annenin, evlerinden birini sağlığında oğluna satış olarak devrettiğini varsayalım. Annenin diğer çocukları satış bedelinin gerçekte ödenmediğini ve işlemin mirastan mal kaçırma amacı taşıdığını iddia edebilir. Davalı oğul ise taşınmazı kendi birikimiyle satın aldığını ve annesinin satış bedeline ihtiyaç duyduğunu savunabilir. Bu durumda tarafların iddiaları tapu kayıtları, banka hareketleri, ekonomik durum ve diğer delillerle değerlendirilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.10.2025 tarihli, 2024/5005 Esas ve 2025/4460 Karar sayılı ilamında, miras bırakanın taşınmazlarını oğullarına satış yoluyla devretmesi nedeniyle açılan muris muvazaası davası incelenmiştir. Yargıtay; miras bırakanın ekonomik durumunun iyi olmasını, taşınmaz satmaya ihtiyaç duymamasını, satış bedeliyle gerçek değer arasındaki önemli farkı ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacını gösteren delilleri birlikte değerlendirerek davanın reddine ilişkin kararı bozmuştur.
Kararda ayrıca davalıların geçmişte aile içinde paylaşma yapıldığına ilişkin savunmalarının yeterince ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle miras bırakanın geçmişte mallarını çocukları arasında paylaştırdığı iddiası, tek başına daha sonraki tapu devrinin muvazaalı olmadığı sonucunu doğurmaz. Geçmişteki paylaşma ve taşınmaz devrine ilişkin işlemler deliller üzerinden araştırılmalıdır.
Muris muvazaası davalarında taşınmazın devir tarihindeki değeri, satış bedelinin ödenip ödenmediği, miras bırakanın başka taşınmazlarının bulunup bulunmadığı ve aile ilişkileri önem taşır. Ayrıca miras bırakanın satıştan sonra taşınmazı kullanmaya devam etmesi veya devralan kişinin satın alma gücünün bulunmaması da diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir. Muris muvazaasının varlığı, bütün bu olguların birlikte değerlendirilmesiyle ortaya konulmalıdır.
Bazı durumlarda miras bırakan, malvarlığını kendisine bakım sağlanması karşılığında devretmiş olabilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapılan gerçek bir devir, yalnızca başka mirasçıların paylarını azalttığı için muvazaalı sayılamaz. Bununla birlikte sözleşmenin gerçek bir bakım ilişkisini gizleyip gizlemediği ve mal kaçırma amacıyla yapılıp yapılmadığı ayrıca araştırılabilir. Bu konudaki hukuki koşullar Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? başlıklı yazımızda ele alınmaktadır.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri kural olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere devredilmiş olması, tapu siciline güven ilkesi ve uyuşmazlığın farklı bir hukuki sebebe dayanması sonuçları etkileyebilir. Muris muvazaası ile saklı payın ihlaline dayanan tenkis taleplerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Miras bırakanın yaptığı devirlere karşı hangi koşullarda dava açılabileceği ve muvazaa iddiasının nasıl ispatlanacağı hakkında Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Yargıtay kararları da Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numaralarıyla araştırılabilir.
Mamak’ta Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası
Mirasçılar arasında anlaşmazlıkların önemli bir bölümü, miras kalan taşınmazın nasıl kullanılacağı veya paylaşılacağı konusunda ortaya çıkar. Özellikle birden fazla mirasçının bulunduğu arsalarda, bina ve eklentilerin kime ait olduğu konusunda farklı iddialar ileri sürülebilir. Ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu mal üzerindeki ortaklığın kanuni yöntemlerle sona erdirilmesini amaçlar.
Örneğin Mamak’ın Akdere Mahallesi’nde bulunan bir arsanın üç kardeşe miras kaldığını, ancak arsa üzerindeki dört katlı binanın yapım masraflarının kardeşlerden biri tarafından karşılandığının ileri sürüldüğünü düşünelim. Böyle bir uyuşmazlıkta arsanın tapudaki mülkiyet durumu ile binayı kimin yaptırdığı ayrı ayrı değerlendirilebilir. TMK m. 684 ve 718 gereğince yapılar kural olarak arazinin bütünleyici parçasıdır. Bununla birlikte muhdesatı meydana getiren kişinin hukuki talepleri, somut olayın şartlarına göre ayrıca incelenebilir.
Muhdesatın aidiyetinin tespiti, taşınmaz üzerindeki yapının veya başka bir bütünleyici parçanın kim tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesine yönelik bir taleptir. Özellikle ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm veya kamulaştırma işlemlerinde bu tespit önem taşıyabilir. Ancak yapıyı meydana getiren kişinin tespit edilmesi, yapının arsa mülkiyetinden bağımsız bir ayni mülkiyet hakkı olarak kendisine ait olduğu anlamına gelmez.
Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2024 tarihli, 2024/1018 Esas ve 2024/5567 Karar sayılı ilamında, devam eden bir ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunda taşınmaz üzerindeki yapının kim tarafından meydana getirildiğinin tespit edilmesinde hukuki yarar bulunabileceği açıklanmıştır. Yargıtay, somut olayda yapının farklı katlarına ilişkin iddiaların yalnızca belirli bir kat yönünden değerlendirilmesini yeterli görmemiş ve eksik incelemeye dayanan kararı bozmuştur.
Bu karar, miras kalan arsa üzerindeki binanın kim tarafından yaptırıldığına ilişkin anlaşmazlıkların, ortaklığın giderilmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinde önem taşıyabileceğini göstermektedir. Ancak muhdesatın aidiyeti iddiasının her olayda aynı şekilde ileri sürülebileceği kabul edilmemeli; hukuki yararın ve mülkiyet durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
TMK m. 699 uyarınca ortaklığın giderilmesi aynen bölüşme veya satış yoluyla gerçekleştirilebilir. Örneğin Mamak’ın Durali Alıç Mahallesi’nde birden fazla parselden oluşan miras taşınmazlarının aynen paylaşılması mümkün olabilirken tek parsel üzerindeki bölünmeye elverişli olmayan bir yapıda satış gündeme gelebilir. Taşınmazın hukuki ve teknik özellikleri mahkemece incelenir.
Ortaklığın giderilmesine ve taşınır veya taşınmazların paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesi uyarınca dava şartı arabuluculuk uygulanır. Taraflar bu aşamada taşınmazı satma, bir mirasçının diğerlerinin paylarını devralması veya farklı paylaşma yöntemleri üzerinde anlaşabilirler. Arabuluculuk sonucunda anlaşma sağlanamaması halinde görevli Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.
Mamak’ta Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras
Miras bırakanın ölümünden sonra geride kalan mallar kadar borçların da araştırılması gerekir. TMK m. 599 gereğince mirasçılar kural olarak miras bırakanın borçlarından da sorumludur. Miras bırakanın banka kredileri, vergi borçları, ticari borçları veya taşınmazlara ilişkin sözleşmesel yükümlülükleri bulunabilir. Bu nedenle terekenin ekonomik durumunun değerlendirilmesi, mirasın reddi bakımından önemlidir.
Gerçek reddi miras, mirasçının kanunda belirtilen usulle mirası reddettiğine ilişkin beyanda bulunmasıdır. TMK m. 606 uyarınca mirasın gerçek reddi için genel süre üç aydır. Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine kayıtsız ve şartsız olarak yapılır. Sürenin başlangıcı ve istisnaları, mirasçılık sıfatının öğrenilmesi gibi kanuni koşullara göre belirlenmektedir.
Örneğin Mamak’ta taşınmazı bulunan bir kişinin, devam eden konut edinme veya kentsel dönüşüm sözleşmesinden kaynaklanan ödeme yükümlülükleri bulunabilir. Miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılar, henüz tamamlanmamış sözleşmesel borçlarla karşılaşabilirler. Mirasçının gerçek ret hakkını kullanıp kullanamayacağı değerlendirilirken kanuni süreler ile terekeye yönelik davranışları dikkate alınmalıdır. Sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin kapsamı ise ilgili belgeler üzerinden ayrıca belirlenmelidir.
TMK m. 605/2 uyarınca miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Hükmen ret olarak adlandırılan bu durum, gerçek ret için öngörülen üç aylık süreye aynı şekilde bağlı değildir. Ancak hükmen reddin koşullarının oluştuğunun ispatlanması ve mirasçının mirası benimsediğini gösteren işlemlerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin Yeşilbayır Mahallesi’nde yaşamış bir kişinin ölümünden sonra, adına kayıtlı kayda değer bir malvarlığı bulunmadığı halde çok sayıda kesinleşmiş borçla karşılaşıldığını düşünelim. Bu durumda yalnızca borç miktarına bakılması yeterli değildir. Miras bırakanın ölüm tarihindeki aktif ve pasif malvarlığı araştırılarak ödemeden aciz koşullarının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Hükmen reddin tespiti davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Mirasın reddinin yanında terekenin resmî tasfiyesi ve terekenin korunmasına ilişkin hükümler de somut olayda önem taşıyabilir. Özellikle borçların, alacakların ve hak sahiplerinin belirlenmesinin güç olduğu durumlarda hangi hukuki yöntemin uygulanacağı önceden değerlendirilmelidir.
Mamak’ta Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları
Miras bırakanın sağlığında düzenlediği vasiyetname, ölümünden sonra malvarlığının belirli kişilere veya kuruluşlara bırakılmasını sağlayabilir. Ancak vasiyetnamenin geçerli şekilde düzenlenmesi ile içeriğinin mirasçılar üzerindeki sonuçları farklı konulardır. Vasiyetnamenin şekli, miras bırakanın ehliyeti, saklı pay hakları ve vasiyet edilen malın hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Türk hukukunda resmî, el yazılı ve sözlü vasiyetname türleri bulunmaktadır. TMK m. 531 ve devamında bu türlerin geçerlilik koşulları düzenlenmiştir. Örneğin Mamak’ın Bahçeleriçi Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin, belirli bir taşınmazını yeğenine bırakmak amacıyla vasiyetname düzenlediğini varsayalım. Vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı, miras bırakanın iradesi kadar kanundaki şekil ve ehliyet koşullarına da bağlıdır. Vasiyetname türleri hakkında Vasiyetname Nedir? Vasiyetname Türleri ve Şartları başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.
Saklı payın korunması, vasiyetnamenin geçerliliğinden farklı bir hukuki meseledir. TMK m. 505 ve 506, miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmının ve saklı payların belirlenmesi bakımından önem taşır. Miras bırakanın saklı payları aşan kazandırmalar yapması halinde, kanuni koşulların bulunmasıyla tenkis davası gündeme gelebilir.
Örneğin miras bırakanın Mamak’ta birden fazla taşınmazı bulunmasına rağmen bütün malvarlığını vasiyetnameyle yalnızca bir kişiye bıraktığını düşünelim. Bu tasarrufun diğer mirasçıların haklarını nasıl etkileyeceği, onların saklı paylı mirasçı olup olmadığına ve terekenin kapsamına göre değişir. Bir vasiyetnamenin saklı payları ihlal etmesi, her durumda vasiyetnamenin tamamının geçersiz olduğu anlamına gelmez. Bu konu Vasiyetname ile Tüm Malvarlığı Bir Kişiye Bırakılabilir mi? başlıklı yazımızda ayrıntılı ele alınmaktadır.
Vasiyetnamenin konusu olan malın sonradan hukuki veya fiziki durumunun değişmesi de ayrı sorunlar doğurabilir. Örneğin vasiyet edilen bir evin kentsel dönüşüm kapsamında yıkılması, yerine yeni bir taşınmaz tahsis edilmesi veya miras bırakanın yalnızca sözleşmesel bir hakka sahip olması halinde, vasiyetnamenin kapsamının nasıl yorumlanacağı önem taşır. Vasiyet edilen malın yerine başka bir taşınmaz verilmiş olması, bu taşınmazın kendiliğinden vasiyet alacaklısına ait olacağı anlamına gelmez. Vasiyetnamenin içeriği, dönüşüm işlemleri ve ilgili sözleşmeler birlikte incelenmelidir.
Vasiyetnamenin aslının kaybolması veya miras bırakanın ölümünden sonra bulunamaması durumunda da hukuki sorunlar ortaya çıkabilir. Bu uyuşmazlıklarda belgenin nasıl kaybolduğu, içeriğinin ispatlanıp ispatlanamadığı ve miras bırakanın iradesi önem taşımaktadır. Ayrıntılar için Vasiyetname Kaybolursa Ne Olur? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Vasiyetnamenin mahkemede açılması, vasiyet edilen taşınmazın hak sahibine doğrudan tapuda devredildiği anlamına gelmez. Belirli mal vasiyeti halinde vasiyet alacaklısının hakkını talep etmesi ve gerektiğinde yargı yoluna başvurması söz konusu olabilir. Bu sürece ilişkin açıklamalar Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi ve Tenfizi başlıklı yazımızda yer almaktadır.
Mamak’ta Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma
Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçının mirasçılık hakları üzerinde anlaşmasını sağlayan bir miras hukuku kurumudur. TMK m. 528 uyarınca feragat karşılık sağlanarak veya karşılıksız yapılabilir. Sözleşmenin kapsamı, feragat eden kişinin gelecekteki mirasçılık durumunu ve belirli koşullarda altsoyunun haklarını etkileyebilir.
TMK m. 545 gereğince mirastan feragat sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir. Bu nedenle aile üyelerinin kendi aralarında hazırladıkları her yazılı belge, geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi sayılmaz. Özellikle miras bırakanın sağlığında bazı çocuklarına taşınmaz veya para vermesi karşılığında mirastan vazgeçmelerini istemesi halinde, yapılan işlemin hukuki niteliği doğru belirlenmelidir.
Örneğin Mamak’ta yaşayan bir kişinin çocuklarından birine belirli bir arsa devrederek gelecekte diğer malvarlığından miras payı talep etmemesini istediğini düşünelim. Bu işlemde yalnızca taşınmazın devredilmiş olması, her durumda geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi yapıldığı anlamına gelmez. Taşınmaz devri, mirastan feragat ve mirasta denkleştirme birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Mirasçılıktan çıkarma ise miras bırakanın, kanunda belirtilen sebeplere dayanarak ölüme bağlı tasarrufta bulunmasıdır. TMK m. 510, saklı paylı mirasçıların hangi hallerde mirasçılıktan çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Çıkarma nedeninin kanuni koşullara dayanması ve gerektiğinde ispatlanması gerekir.
Bir mirasçının aile üyeleriyle görüşmemesi veya aile içi anlaşmazlık yaşaması, tek başına mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturmaz. Mirasçılıktan çıkarma içeren vasiyetnamenin geçerliliği de şekil koşulları ve diğer kanuni hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Vasiyetname düzenleme yöntemlerine ilişkin ayrıntılar Vasiyetname Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızda bulunmaktadır.
Mamak’ta Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?
Miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, ileri sürülen talebin niteliğine göre belirlenir. Mirasçılık belgesi alınması, mirasın paylaşılması, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve tapu iptali davaları aynı hukuki işlem değildir. Bu nedenle dava açılmadan önce görev ve yetki kurallarının doğru değerlendirilmesi gerekir.
Başlıca miras uyuşmazlıklarında görevli mahkemeler şöyledir:
| Dava veya işlem | Görevli mahkeme |
|---|---|
| Mirasçılık belgesi alınması | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Mirasın paylaşılması | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Ortaklığın giderilmesi | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Gerçek reddi miras | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Hükmen reddin tespiti | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Tenkis davası | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Vasiyetnamenin iptali | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Muhdesatın aidiyetinin tespiti | Kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi |
HMK m. 11, belirli miras uyuşmazlıklarında miras bırakanın son yerleşim yerini esas alan yetki kuralları düzenlemektedir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda ise HMK m. 12 kapsamında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi önem taşır. Ancak davanın konusu ve talep sonucu göz önünde bulundurulmadan her miras davası için aynı yetki kuralının uygulanması doğru değildir.
Örneğin miras bırakanın son yerleşim yeri Mamak olan bir terekenin paylaşılması talep edildiğinde Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi gündeme gelebilir. Buna karşılık miras bırakanın başka bir şehirde bulunan taşınmazının tapu kaydının muris muvazaası nedeniyle iptali isteniyorsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.
Miras uyuşmazlıklarında mahkemenin belirlenmesinin yanında, bütün gerekli kişilerin davaya dahil edilmesi ve terekeye ilişkin taleplerin usulüne uygun ileri sürülmesi de önemlidir. Eksik taraf teşkili veya yanlış hukuki talep, yargılamanın uzamasına ve usule ilişkin sorunlara neden olabilir.
Miras Davaları Ne Kadar Sürer?
Miras davalarının sonuçlanma süresi, davanın niteliği ve araştırılması gereken hukuki meselelerin kapsamına bağlıdır. Mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz yargı işleri daha kısa sürede sonuçlanabilirken taşınmazların geçmiş mülkiyet kayıtlarının, aile içi devirlerin veya yapıların aidiyetinin incelendiği davalar daha uzun sürebilir.
Mamak’ta özellikle kentsel dönüşüm alanlarında bulunan taşınmazlar bakımından eski tapu kayıtları, yeni ada-parsel bilgileri, hak sahipliği belgeleri ve idarelerle yapılan sözleşmelerin birlikte incelenmesi gerekebilir. Örneğin Mutlu Mahallesi’ndeki dönüşümle bağlantılı bir miras uyuşmazlığında, miras bırakanın önceki taşınmazının durumu, imzaladığı protokoller ve hak sahiplerine ilişkin belgeler uyuşmazlığın kapsamını etkileyebilir.
Bilirkişi incelemesi, keşif, resmî kurumlardan belge temini, mirasçıların tespiti ve kanun yolu başvuruları yargılamayı uzatabilir. Ayrıca mahkeme kararının kesinleşmesi ile taşınmazın tapuda devredilmesi veya satış işlemlerinin tamamlanması farklı aşamalar olabilir. Bu nedenle miras davaları için kesin bir sonuçlanma süresi vermek mümkün değildir. Uyuşmazlığın kapsamına göre yargılama birkaç aydan birden fazla yıla kadar sürebilir.
Mamak Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları
Miras hukukuna ilişkin avukatlık ücreti, yürütülecek işlemin niteliğine, uyuşmazlığın ekonomik değerine ve hukuki çalışmanın kapsamına göre belirlenir. Mirasçılık belgesi başvurusu, paylaşma sözleşmesinin hazırlanması, muhdesatın aidiyetine ilişkin uyuşmazlık veya tapu iptali ve tescil davası farklı hukuki işlemler gerektirir. Ücretlendirmede 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınır.
2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde asliye hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 30.000 TL maktu ücret belirlenmiştir. Bununla birlikte para veya para ile değerlendirilebilen haklara ilişkin davalarda nispi ücret hükümleri uygulanabilir. Bu nedenle maktu tarife tutarları her miras davasında uygulanacak toplam ücreti göstermez.
Tarifenin ayrıntıları ve maktu ücretler Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi duyurusundan incelenebilir. Yeni dönem ücret tarifesi yürürlüğe girdiğinde güncel hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Miras davalarında avukatlık ücretinin dışında başvuru ve karar harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri, keşif masrafları ve kanun yolu giderleri ortaya çıkabilir. Yargılama giderlerinin kime yükletileceği, davanın niteliğine ve sonucuna göre değişmektedir. Ortaklığın giderilmesi davalarında giderlerin paydaşlar arasında dağıtılmasına ilişkin özel uygulamalar bulunurken çekişmeli tapu davalarında farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Avukat ile müvekkil arasında kararlaştırılan sözleşmesel ücret, mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle dava maliyetinin somut hukuki işlem üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Mamak Miras Avukatı Desteği
Miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde öncelikle miras bırakanın hangi haklara sahip olduğunun belirlenmesi gerekir. Özellikle kentsel dönüşüm sürecindeki taşınmazlar, eski yapılar, hisseli arsalar ve geçmiş tarihli tapu devirleri bakımından yalnızca mevcut tapu kaydının incelenmesi yeterli olmayabilir. Hak sahipliği protokolleri, belediye kayıtları, önceki tapu işlemleri ve terekeye ilişkin diğer belgeler de önem taşıyabilir.
Miras hukuku kapsamında miras paylaşımı, terekenin korunması, tapu iptali ve tescil, muris muvazaası, muhdesatın aidiyetinin tespiti, ortaklığın giderilmesi, tenkis, vasiyetname ve reddi miras işlemleri gündeme gelebilir. Bu işlemlerin her biri farklı kanuni şartlara ve ispat kurallarına tabidir.
Örneğin miras bırakanın kentsel dönüşümden kaynaklanan konut tahsis hakkının bulunduğu bir uyuşmazlık ile miras kalan arsa üzerinde başka bir mirasçının yaptırdığı binanın hukuki durumuna ilişkin uyuşmazlık aynı dava türüyle çözülemeyebilir. Dava öncesinde hukuki talebin, görevli mahkemenin, tarafların ve gerekli delillerin belirlenmesi önem taşır.
Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte özellikle birden fazla mirasçı, taşınmaz ve sözleşmenin bulunduğu uyuşmazlıklarda hakların ve yükümlülüklerin hukuken değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Mamak Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular
1. Kentsel Dönüşüm Anlaşması Yapan Kişi Vefat Ederse Konut Hakkı Mirasçılarına Geçer mi?
Miras bırakanın kentsel dönüşüm kapsamında yaptığı sözleşmeden kaynaklanan malvarlığı hakları, niteliklerine göre terekeye dahil olabilir. Ancak konut tahsis hakkının, bedel alacağının veya başka bir sözleşmesel talebin mirasçılara hangi kapsamda geçeceği, imzalanan protokole ve ilgili düzenlemelere göre belirlenir. Ölümün ardından hak sahipliği kaydının güncellenmesi için ilgili idareye başvurulması gerekebilir.
2. Tapuda Arsa Görünen Yerdeki Üç Katlı Bina Mirasçılar Arasında Nasıl Paylaşılır?
Öncelikle arsanın mülkiyet durumu, yapının hukuki niteliği ve bağımsız bölüm mülkiyeti kurulup kurulmadığı incelenmelidir. Kat mülkiyeti bulunmayan bir binanın katlarının fiilen farklı kişilerce kullanılması, bu katların hukuken ayrı mülkiyetlere konu olduğu anlamına gelmez. Yapıyı kimin meydana getirdiği konusunda uyuşmazlık bulunması halinde muhdesata ilişkin haklar ayrıca değerlendirilebilir.
3. Mirasçılardan Biri Ortak Arsa Üzerine Kendi Parasıyla Bina Yapmışsa Daha Fazla Hak Alır mı?
Bir mirasçının ortak taşınmaz üzerine kendi parasıyla bina yaptırması, tapudaki arsa payının kendiliğinden artmasını sağlamaz. Bununla birlikte binanın kim tarafından meydana getirildiği, yapılan harcamalar ve diğer mirasçıların rızası, somut olayda ileri sürülebilecek talepler bakımından önem taşıyabilir. Ortaklığın giderilmesi veya kentsel dönüşüm sürecinde muhdesatın aidiyetinin tespiti gündeme gelebilir.
4. Miras Bırakanın Belediyeden Alacağı Bulunuyorsa Mirasçılar Bu Parayı Talep Edebilir mi?
Miras bırakanın belediye veya başka bir idareden doğmuş, mirasçılara geçebilen bir malvarlığı alacağı bulunması halinde bu hak terekeye dahil olabilir. Ancak alacağın hukuki kaynağı, muaccel olup olmadığı, varsa sözleşmesel koşulları ve talep usulü ayrıca araştırılmalıdır. Hak sahipliği belgesi veya tahsis protokolü bulunması, her durumda doğrudan ve derhal ödenebilir bir para alacağı olduğu anlamına gelmez.
5. Miras Kalan Arsanın Satışı İçin Bir Mirasçı Tek Başına Müteahhitle Anlaşabilir mi?
Elbirliği mülkiyetinin devam ettiği miras ortaklığında, terekeye dahil taşınmaz üzerinde tasarruf yapılması kural olarak mirasçıların birlikte hareket etmesini gerektirir. Bir mirasçının diğer mirasçılardan yetki almadan bütün taşınmazı bağlayacak bir sözleşme yapması, kendiliğinden bütün mirasçılar açısından geçerli bir tasarruf sonucu doğurmaz. İşlemin niteliği, temsil yetkisi ve mevcut mülkiyet şekli ayrıca değerlendirilmelidir.
6. Miras Bırakanın Eski Vasiyetnamesinde Yazılı Ev Yıkılmışsa Vasiyetname Geçersiz mi Olur?
Vasiyet edilen taşınmazın daha sonra yıkılması, tek başına vasiyetnamenin tamamının geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak vasiyet edilen malın artık mevcut olmaması, yerine yeni bir taşınmaz verilmesi veya miras bırakanın farklı bir hak kazanması, belirli mal vasiyetinin ifası bakımından hukuki değerlendirme gerektirir. Vasiyetnamenin kapsamı, miras bırakanın iradesi ve yeni kazanılan hakkın niteliği birlikte incelenmelidir.
Mamak Miras Avukatı İletişim
Mamak’ta miras paylaşımı, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, kentsel dönüşüm kaynaklı miras uyuşmazlıkları, muhdesatın aidiyeti, ortaklığın giderilmesi, tenkis, vasiyetname ve mirasın reddi hakkında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Mirasçılık belgelerinizin, tapu kayıtlarınızın, varsa kentsel dönüşüm sözleşmelerinizin ve diğer hukuki belgelerinizin somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi için iletişim sayfamız üzerinden başvuru yapabilirsiniz.
Avukat: Av. Muzaffer Demirsoy
Telefon: 0543 558 19 42
E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com
Web sitesi: https://muzafferdemirsoy.com
Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras hukukundan kaynaklanan haklar ve yükümlülükler, her somut olayın koşulları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.