Hukuki Makaleler

Yenimahalle Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Yenimahalle miras avukatı

Yenimahalle Miras Avukatı | Miras Davaları ve Miras Paylaşımı

Ankara’nın köklü yerleşim bölgelerinden Yenimahalle’de, miras yoluyla intikal eden konutlar, arsalar, iş yerleri ve ticari taşınmazlar mirasçılar arasında çeşitli hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. Özellikle Batıkent, Demetevler, Şentepe, Karşıyaka, OSTİM ve İvedik çevresinde bulunan taşınmazların paylaşımı, kullanım hakkı veya geçmişte gerçekleştirilen tapu devirleri, miras hukukunun farklı alanlarını ilgilendirebilmektedir.

Miras bırakanın ölümünden sonra yalnızca mirasçıların kimler olduğunun belirlenmesi yeterli olmayabilir. Terekeye dahil malların araştırılması, taşınmazların tapu kayıtlarının incelenmesi, miras bırakanın alacak ve borçlarının tespit edilmesi ve mirasçılar arasında uzlaşma sağlanamaması halinde uygun hukuki yola başvurulması gerekebilir. Miras paylaşımı, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve mirasın reddi farklı şartlara ve hukuki sonuçlara sahip işlemlerdir.

Yenimahalle Miras Avukatı arayışında olan kişiler açısından mirasçılık haklarının, dava açma koşullarının, görevli mahkemelerin ve kanuni sürelerin bilinmesi önem taşımaktadır. Bu yazımızda Yenimahalle’de ortaya çıkabilecek miras uyuşmazlıklarını, ilgili mevzuat hükümleri, Yargıtay kararları ve somut olay örnekleri çerçevesinde ele alıyoruz.


Yenimahalle’de Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Miras bırakanın ölümüyle birlikte geride bıraktığı malvarlığı, kanuni mirasçılara ve varsa atanmış mirasçılara geçer. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesinde düzenlenen külli halefiyet ilkesi gereğince mirasçılar, terekeye dahil hakları ve kural olarak borçları ölüm anında kazanırlar. Ancak bir taşınmazın mirasçılara geçmesi ile o taşınmazın mirasçılar arasında kesin olarak paylaştırılması aynı hukuki işlem değildir.

Birden fazla mirasçı bulunduğunda, paylaşma tamamlanıncaya kadar miras ortaklığı devam eder. TMK m. 640 uyarınca mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve tereke üzerindeki hakları kural olarak birlikte kullanırlar. Örneğin Yenimahalle’nin Kardelen Mahallesi’nde bulunan bir dairenin üç kardeşe miras kalması halinde kardeşlerin her biri miras payına sahip olsa da paylaşma yapılmadan dairenin belirli bir odasının veya bölümünün yalnızca kendisine ait olduğunu ileri süremez.

Mirasçılar anlaşarak taşınmazları paylaşabilir, belirli malları bir mirasçıya bırakabilir veya taşınmazların satılarak bedelinin bölüşülmesini kararlaştırabilirler. Örneğin Macunköy’de bulunan bir iş yeri ile Batıkent’teki iki daireyi miras alan kardeşler, taşınmazların değerlerini dikkate alarak aralarında paylaşma sözleşmesi düzenleyebilirler. TMK m. 676 gereğince miras paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Taşınmazların devrine ilişkin gerekli tapu işlemleri ise ayrıca yerine getirilmelidir.

Paylaşma sırasında mirasçıların yalnızca miras payları değil, terekeye karşı olan borçları ve alacakları da önem taşıyabilir. Örneğin mirasçılardan birinin miras bırakanın sağlığında aldığı borcu geri ödememesi veya terekeye ait bir alacağı kendi hesabına tahsil etmesi, paylaşmanın kapsamını etkileyebilir. TMK m. 646 ve devamındaki paylaşma hükümleri, mirasçıların tereke üzerindeki haklarının tasfiyesinde dikkate alınmalıdır.

Mirasçıların tereke mallarına ilişkin dava açma yetkisi de önemlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarihli, 2024/1910 Esas ve 2025/1033 Karar sayılı ilamında, terekeye ait bir alacağın tahsiline ilişkin davada miras ortaklığının elbirliği mülkiyeti niteliği vurgulanmıştır. Kararda, tereke adına ileri sürülen talebin gerektiğinde diğer mirasçıların katılımı veya muvafakati sağlanarak ya da terekeye temsilci atanarak yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla mirasçılardan birinin terekeye ait bir alacağın kendisine düşen kısmını tek başına tahsil etmek istemesi, her durumda usulen mümkün değildir. Talebin terekeye mi, yoksa mirasçının bağımsız kişisel hakkına mı dayandığının belirlenmesi gerekir.

Mirasçılar paylaşma konusunda anlaşamıyorsa TMK m. 642 kapsamında paylaşma talebinde bulunulabilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre ortaklığın giderilmesi veya başka hukuki yollar da gündeme gelebilir. Mirasın paylaşılmasına ilişkin farklı dava ve talepler hakkında Miras Davaları başlıklı yazımızda ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.


Yenimahalle’de Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır?

Miras bırakanın ölümünden sonra tapu müdürlüğü, banka ve diğer resmî kurumlarda mirasçılık sıfatının belgelendirilmesi gerekir. Veraset ilamı, miras bırakanın kimlerin mirasçısı olduğunu ve miras paylarını gösterir. Ancak bu belge, terekenin bütün malvarlığını veya miras bırakanın borçlarını gösteren bir envanter niteliğinde değildir.

TMK m. 598 uyarınca mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir. Nüfus kayıtlarının mirasçılık durumunu açıkça ortaya koyduğu hallerde noterlik başvurusu yeterli olabilir. Buna karşılık soybağı, evlat edinme veya yabancılık unsuru gibi nedenlerle yargısal inceleme gereken durumlarda mahkemeye başvurulması gerekebilir.

Örneğin Yenimahalle’nin Demetevler Mahallesi’nde yaşayan bir kişinin ölümünden sonra, yıllar önce evlat edindiği çocuğun mirasçılık sıfatına ilişkin tereddüt yaşandığını düşünelim. TMK m. 500 uyarınca evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Bununla birlikte somut olayda evlat edinme kararının hukuki geçerliliği ve nüfus kayıtları incelenmelidir.

Mahkemeden mirasçılık belgesi talep edildiğinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Çekişmesiz yargı işlerinde HMK m. 384 kapsamında ilgili kişinin oturduğu yer mahkemesinin yetkisi önem taşır. Ancak özel yetki hükümlerinin uygulandığı durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Mirasçılık belgesinde bir mirasçının hiç gösterilmemesi veya miras payının yanlış hesaplanması mümkündür. Böyle bir durumda gerçek mirasçılık durumunun tespiti ve belgenin geçersizliğinin ileri sürülmesi gündeme gelebilir. Mirasçılık belgesi kesin hüküm niteliğinde olmadığından, TMK m. 598 gereğince geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.


Yenimahalle Tapu Müdürlüğü Miras İntikal İşlemleri

Miras bırakan adına kayıtlı taşınmazların mirasçılar adına tapu siciline geçirilmesi, mirasın kazanılmasından sonra gerçekleştirilen önemli işlemlerden biridir. Miras yoluyla tapu intikali, ölüm nedeniyle mirasçılara geçen mülkiyet hakkının tapu kayıtlarına yansıtılmasını sağlar. Özellikle taşınmazların satılması, paylaştırılması veya üzerinde başka bir tasarruf yapılması düşünüldüğünde tapu sicilindeki kayıtların güncel olması önemlidir.

İntikal başvurusunda genel olarak mirasçılık belgesi, başvuranın kimlik bilgileri, taşınmazın tapu kayıtları ve gerekiyorsa vekâletname gibi belgeler kullanılır. Başvurular ilgili tapu müdürlüğüne veya elektronik sistem üzerinden yapılabilir. Mirasçılardan birinin başvurusu, taşınmazın elbirliği mülkiyeti şeklinde mirasçılar adına intikali için yeterli olabilir. Ancak taşınmazın yalnızca bir mirasçı adına geçirilmesi, ayrıca geçerli bir paylaşma veya devir işleminin bulunmasını gerektirir.

Yenimahalle’de özellikle eski tarihli apartmanların bulunduğu bölgelerde, tapu kayıtları ile nüfus kayıtları arasında isim veya kimlik bilgisi farklılıklarıyla karşılaşılabilir. Örneğin Demetlale Mahallesi’nde miras kalan bir dairenin tapu kaydında malik adının eksik yazılması veya eski nüfus bilgileriyle kayıt bulunması, intikal sırasında ilave inceleme gerektirebilir. Tapu sicilindeki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi ile mülkiyet hakkının başka bir kişiye geçirilmesi birbirinden farklı işlemlerdir.

Bazı taşınmazlarda önceki mülkiyet kayıtları veya kadastro belgeleri de araştırılmalıdır. Örneğin Yenimahalle’nin eski yerleşim alanlarında bulunan bir arsaya ilişkin miras uyuşmazlığında, eski tapu kayıtlarının güncel parsel bilgileriyle ilişkilendirilmesi gerekebilir. Tarihî tapu kayıtlarına dayanan mülkiyet uyuşmazlıkları hakkında Osmanlı Tapu Davaları başlıklı yazımızda farklı hukuki sorunlar incelenmektedir.

Miras yoluyla ilk tapu intikali, kural olarak tapu harcından muaftır. Bununla birlikte döner sermaye bedeli ve veraset ve intikal vergisine ilişkin yükümlülükler gündeme gelebilir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamındaki beyanname verme süreleri ve vergisel yükümlülükler, ölümün gerçekleştiği yer ve mirasçıların bulunduğu ülkeye göre değişebilir. Konuya ilişkin ayrıntılar Gelir İdaresi Başkanlığının Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi üzerinden incelenebilir.

Miras kalan taşınmazın tapu kaydının hukuka aykırı olduğu veya taşınmazın geçmişte yetkisiz bir kişi tarafından devredildiği iddia ediliyorsa yalnızca intikal işlemi yeterli olmayabilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre Tapu Davaları kapsamında tapu iptali ve tescil veya sicil düzeltme talepleri değerlendirilebilir.

Yenimahalle Tapu Müdürlüğü İletişim Bilgileri

Adres: Barış Mahallesi, Barış Caddesi No:10, Yenimahalle–Demetevler/Ankara

Telefon: 0312 551 25 17 – 0312 551 25 51 – 0312 551 25 20 – 0312 551 25 41

E-posta: yenimahalle-tsm@tkgm.gov.tr

Müdürlüğün adresi, güncel telefon numaraları ve kurumsal bilgileri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün resmî müdürlük kayıtlarından kontrol edilebilir.


Yenimahalle Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası

Miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği taşınmaz devirleri, ölümünden sonra diğer mirasçıların haklarını etkileyebilir. Özellikle miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda satış olarak göstermesi ve bunu mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yapması halinde muris muvazaası gündeme gelir. Bu iddianın ispatlanması durumunda koşulları varsa tapu iptali ve tescil talep edilebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi, sözleşmelerde tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınmasına ilişkin genel düzenlemeyi içermektedir. Muris muvazaası davalarında da tapu işleminde kullanılan sözleşme türü kadar tarafların gerçekte ne yapmak istedikleri önem taşır. Ancak bir taşınmazın aile bireylerinden birine devredilmesi veya tapudaki satış bedelinin düşük olması, tek başına muvazaa bulunduğu anlamına gelmez.

Örneğin Yenimahalle’nin Çamlıca Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesinin, miras bırakan tarafından yeğenine devredildiğini düşünelim. Diğer mirasçılar satışın gerçekte yapılmadığını ve taşınmazın bağışlandığını iddia edebilirler. Buna karşılık yeğen, bedelin banka yoluyla ödendiğini ve devir tarihinde gerçek bir satış ilişkisi bulunduğunu ileri sürebilir. Bu uyuşmazlıkta ödeme belgeleri, taşınmazın devir tarihindeki değeri, miras bırakanın ekonomik koşulları ve tarafların davranışları birlikte incelenmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.10.2024 tarihli, 2023/348 Esas ve 2024/535 Karar sayılı ilamında, muris muvazaası davalarında miras bırakanın gerçek iradesinin belirlenmesi için satış ihtiyacı, devralanın ödeme gücü, devir bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark ve aile ilişkileri gibi olguların birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır. Kararda, muvazaa iddiasının ispat yükünün davacıda olduğu ve taşınmazın devrindeki gerçek amacın somut deliller üzerinden araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu nedenle muris muvazaası davasında yalnızca tapu kayıtlarının incelenmesi yeterli olmayabilir. Miras bırakanın başka malvarlığının bulunup bulunmadığı, taşınmazı devretmesini gerektiren ekonomik nedenler ve mirasçılarla ilişkileri de uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önem taşır.

Bazı durumlarda miras bırakan taşınmazını satış yerine ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında devredebilir. Gerçek bir bakım ilişkisinin bulunması ile mirasçılardan mal kaçırma amacıyla görünürde sözleşme yapılması farklı hukuki durumlardır. Bu sözleşmelerin geçerlilik koşulları ve hukuki sonuçları hakkında Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Bununla birlikte taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, tapu siciline güven ilkesi ve dava talebinin hukuki niteliği farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle muris muvazaası ile saklı payın ihlaline dayanan tenkis taleplerinin birbirinden ayrılması gerekir.

Miras bırakanın sağlığında yaptığı devirlerde muvazaa iddiasının nasıl ispatlanacağı ve hangi hukuki taleplerin ileri sürülebileceği konusunda Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) başlıklı kapsamlı yazımızı inceleyebilirsiniz. İlgili içtihatların esas ve karar numaralarıyla araştırılması için Yargıtay Karar Arama sistemi kullanılabilir.


Yenimahalle’de Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Miras kalan taşınmazın birden fazla mirasçısı bulunduğunda taşınmazın geleceği konusunda farklı talepler ortaya çıkabilir. Bazı mirasçılar taşınmazı kullanmak veya kiraya vermek isterken diğerleri ortaklığın sona ermesini talep edebilir. Ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu mal üzerindeki ortaklığın hukuken sona erdirilmesini amaçlar.

Yenimahalle bakımından bu uyuşmazlıklar yalnızca konutlarla sınırlı değildir. Örneğin OSTİM’de bulunan bir atölyenin üç mirasçıya kaldığını, mirasçılardan birinin atölyede faaliyet göstermeye devam ettiğini ve diğerlerinin taşınmazın satılmasını istediğini varsayalım. Taşınmazın ticari amaçla kullanılması, üzerindeki mülkiyetin tek bir mirasçıya ait olduğu anlamına gelmez. Taraflar anlaşamadığında ortaklığın giderilmesi talep edilebilir.

TMK m. 698 uyarınca paydaşlar, kanuni veya hukuki işlemden kaynaklanan sınırlamalar bulunmadıkça ortaklığın giderilmesini isteyebilirler. TMK m. 699 kapsamında ise ortaklığın aynen bölüşme veya satış yoluyla giderilmesi mümkündür. Mahkeme, taşınmazın niteliğini ve hukuken bölünüp bölünemeyeceğini inceleyerek uygun yöntemi değerlendirir.

Örneğin İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir iş yerinin teknik ve hukuki özellikleri, taşınmazın bağımsız parçalara ayrılmasına elverişli olmayabilir. Buna karşılık birden fazla parselden oluşan taşınmazlarda aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığı ayrıca incelenebilir. Taşınmazın mutlaka satılacağı veya her durumda mirasçılar arasında aynen bölüneceği önceden söylenemez.

Ortaklığın giderilmesi ile taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi gereğince dava şartı arabuluculuk uygulanır. Arabuluculuk aşamasında taraflar, taşınmazın mirasçılardan birine devri veya satış bedelinin paylaşılması gibi çözümler üzerinde anlaşabilirler. Anlaşma sağlanamadığında görevli Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulabilir.

Miras ortaklığının sona erdirilmesi için her durumda taşınmazın satılması gerekmez. TMK m. 644, kanuni koşullarla elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine imkân tanımaktadır. Ancak elbirliği mülkiyetinden paylı mülkiyete geçilmesi ile taşınmaz üzerindeki ortaklığın tamamen ortadan kaldırılması birbirinden farklıdır. Bu nedenle mirasçıların hangi sonucu istediklerinin başvuru öncesinde belirlenmesi önem taşır.


Yenimahalle’de Mirasın Reddi ve Hükmen Reddi Miras

Mirasçılık yalnızca malvarlığının kazanılmasını sağlamaz; miras bırakanın borçları da kural olarak mirasçılara geçer. Özellikle miras bırakanın ticari faaliyette bulunduğu, kredi borcu üstlendiği veya çeşitli kişilere borçlandığı durumlarda terekenin mali durumunun araştırılması önem taşır. TMK m. 605 ve devamındaki hükümler, mirasın reddini ve buna bağlı hukuki sonuçları düzenlemektedir.

Gerçek reddi miras, mirasçının mirası kabul etmediğini kanunda belirtilen usulle bildirmesidir. TMK m. 606 gereğince mirasın gerçek reddi için genel süre üç aydır. Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine kayıtsız ve şartsız olarak yapılmalıdır.

Örneğin Yenimahalle’de küçük ölçekli ticari işletmesi bulunan bir kişinin ölümünden sonra mirasçılar, işletmeye ilişkin kredi ve tedarikçi borçlarıyla karşılaşabilirler. Mirasçıların borç miktarını araştırmaları, mevcut malvarlığını belirlemeleri ve mirasın reddi konusunda kanuni süreleri dikkate almaları gerekir. Sırf miras bırakanın borçlu olması, mirasın otomatik olarak hükmen reddedildiği anlamına gelmez.

Borç ve malvarlığı durumunun belirlenemediği hallerde terekenin resmî defterinin tutulması da gündeme gelebilir. TMK m. 619 uyarınca mirası reddetme hakkına sahip mirasçılardan her biri, kanuni sürenin başlangıcından itibaren bir ay içinde resmî defter tutulmasını isteyebilir. Resmî defter tutulması, terekeye ilişkin hak ve borçların belirlenmesinde ayrı bir hukuki yoldur ve gerçek reddi miras işlemiyle aynı değildir.

Hükmen ret ise miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasına dayanır. TMK m. 605/2 kapsamında bu şartlar mevcutsa miras reddedilmiş sayılır. Hükmen ret iddiasında miras bırakanın ölüm tarihindeki aktif ve pasif malvarlığı ile mirasçıların terekeye ilişkin davranışları önem taşır.

Örneğin Şentepe’de yaşayan bir kişinin ölümünden sonra mirasçılarına icra takipleri yöneltilmiş olabilir. Bu durumda hükmen reddin koşullarının bulunup bulunmadığı, yalnızca icra dosyalarının varlığına bakılarak değil, terekenin ölüm tarihindeki ekonomik durumu incelenerek belirlenmelidir. Hükmen reddin tespiti uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.


Yenimahalle’de Vasiyetname, Saklı Pay ve Tenkis Uyuşmazlıkları

Miras bırakanın sağlığında hazırladığı vasiyetname, ölümünden sonra malvarlığının kimlere bırakılacağını belirleyebilir. Bununla birlikte vasiyetnamenin geçerli biçimde düzenlenmesi, miras bırakanın hukuki işlem ehliyetine sahip olması ve saklı paylı mirasçıların haklarının dikkate alınması gerekir. Vasiyetnamenin geçerliliği, vasiyet edilen malın teslimi ve saklı pay ihlali birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

TMK m. 502 uyarınca vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş bulunmak gerekir. Ancak vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı somut olayın özelliklerine göre tartışılabilir. Özellikle sağlık kayıtları, vasiyetnamenin hazırlanma koşulları ve gerektiğinde uzman incelemesi önem taşıyabilir.

Örneğin Yenimahalle’nin Varlık Mahallesi’nde yaşayan ileri yaştaki bir kişinin vasiyetnamesiyle belirli taşınmazlarını bir yakınına bıraktığını düşünelim. Diğer mirasçılar, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın ayırt etme gücünün bulunmadığını iddia edebilirler. Yaşlılık tek başına vasiyetname yapma ehliyetinin bulunmadığını göstermez. Önemli olan tasarrufun yapıldığı tarihteki hukuki ve fiilî durumdur.

TMK m. 557, ölüme bağlı tasarrufların iptal sebeplerini düzenler. Ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırı içerik ve kanuni şekil şartlarına aykırılık bu kapsamda değerlendirilebilir. Vasiyetname türlerinin geçerlilik koşulları hakkında Vasiyetname Nedir? Vasiyetname Türleri ve Şartları başlıklı yazımızda ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.

Bununla birlikte geçerli bir vasiyetnamenin saklı payları ihlal etmesi mümkündür. TMK m. 506, saklı pay oranlarına ilişkin düzenlemeleri içerirken TMK m. 560 ve devamı, tenkis talebinin hukuki esaslarını belirler. Dolayısıyla saklı paylı mirasçıların haklarının ihlal edilmesi, vasiyetnamenin her durumda bütünüyle iptalini gerektirmez; koşullarına göre tenkis talebi gündeme gelebilir.

Miras bırakanın malvarlığının tamamını belirli bir kişiye bırakması halinde de bu ayrım önemlidir. Atanmış mirasçılık ile belirli mal vasiyeti farklı sonuçlar doğurabilir. Konuya ilişkin Vasiyetname ile Tüm Malvarlığı Bir Kişiye Bırakılabilir mi? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Vasiyetnamenin aslının bulunamaması, yırtılması veya kaybolması durumunda farklı ispat sorunları ortaya çıkabilir. TMK m. 543, miras bırakanın iradesi dışında yok olan vasiyetnamelerin hukuki sonuçlarına ilişkin özel düzenleme içermektedir. Bu konuda Vasiyetname Kaybolursa Ne Olur? başlıklı yazımızda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir.

Vasiyetnamenin mahkemede açılması ile vasiyet edilen taşınmazın hak sahibine geçirilmesi de farklı aşamalardır. Belirli bir mal vasiyet edilmişse vasiyet alacaklısının hakkını talep etmesi ve gerektiğinde yargı yoluna başvurması söz konusu olabilir. Bu sürecin ayrıntıları Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi ve Tenfizi başlıklı yazımızda açıklanmaktadır.


Yenimahalle’de Mirastan Feragat ve Mirasçılıktan Çıkarma

Miras bırakan ile mirasçı arasında sağlığında yapılan mirastan feragat sözleşmesi, ileride doğacak mirasçılık hakları üzerinde önemli sonuçlar meydana getirebilir. TMK m. 528 uyarınca mirastan feragat sözleşmesi, karşılık sağlanarak veya karşılıksız biçimde yapılabilir. Feragatin kapsamı, mirasçının hangi haklarından vazgeçtiğine ve karşılıklı edimlere göre değerlendirilir.

TMK m. 545, mirastan feragat sözleşmesinin resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesini gerektirir. Bu nedenle miras bırakanla mirasçı arasında adi yazılı bir belge hazırlanması, her durumda geçerli bir feragat sözleşmesi kurulması için yeterli değildir. Sözleşmenin şekli, tarafların iradeleri ve feragat eden kişinin altsoyuna etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin Yenimahalle’de bir kişi, sağlığında çocuklarından birine belirli bir para ödeyerek ileride mirasından pay talep etmemesi konusunda anlaşmak isteyebilir. Bu anlaşmanın geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi oluşturabilmesi için kanuni şekil koşullarına uyulmalıdır. Ayrıca karşılık sağlanarak yapılan feragatin, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragat eden kişinin altsoyuna da etkili olacağı dikkate alınmalıdır.

Mirasçılıktan çıkarma ise feragatten farklı olarak, miras bırakanın kanuni sebeplere dayanarak ölüme bağlı tasarrufta bulunmasıdır. TMK m. 510, saklı paylı mirasçıların hangi durumlarda mirasçılıktan çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Mirasçının miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Mirasçılıktan çıkarma için yalnızca aile içi anlaşmazlık veya kırgınlık bulunması yeterli değildir. Kanuni sebebin varlığı ve gerektiğinde ispatı önem taşır. Ölüme bağlı tasarrufların hazırlanmasına ilişkin şekil koşulları hakkında Vasiyetname Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.


Yenimahalle’de Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Miras hukukunda her uyuşmazlık aynı mahkemenin görev alanına girmez. Bir mirasçılık belgesi başvurusu, mirasın reddi işlemi veya terekenin paylaşılması ile taşınmaz devrinin muvazaa nedeniyle iptali birbirinden farklı hukuki taleplerdir. Davanın hangi mahkemede açılması gerektiği, öncelikle ileri sürülen talebin hukuki niteliğine göre belirlenir.

Başlıca miras uyuşmazlıklarında görevli mahkemeler şöyledir:

Dava veya işlemGörevli mahkeme
Mirasçılık belgesi alınmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Mirasın paylaşılmasıSulh Hukuk Mahkemesi
Ortaklığın giderilmesiSulh Hukuk Mahkemesi
Gerçek reddi mirasSulh Hukuk Mahkemesi
Hükmen reddin tespitiAsliye Hukuk Mahkemesi
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescilAsliye Hukuk Mahkemesi
Tenkis davasıAsliye Hukuk Mahkemesi
Vasiyetnamenin iptaliAsliye Hukuk Mahkemesi

HMK m. 11, miras hukukundan kaynaklanan belirli davalarda miras bırakanın son yerleşim yerini esas alan yetki kuralları düzenlemektedir. Buna karşılık HMK m. 12, taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisini düzenler. Görev ve yetki kuralları birbirinden farklı olup her ikisi de dava açılmadan önce değerlendirilmelidir.

Örneğin Yenimahalle’de yaşayan bir mirasçının, miras bırakanın Eskişehir’deki bir taşınmazının muvazaalı biçimde devredildiğini iddia ettiğini düşünelim. Taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil talebi bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi gündeme gelecektir. Buna karşılık miras bırakanın son yerleşim yerinin Yenimahalle olduğu tereke paylaşımı uyuşmazlığında Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi yetkili olabilir.

Miras uyuşmazlıklarında dava açılırken yalnızca mahkemenin görev ve yetkisinin değil, taraf teşkilinin ve dava ehliyetinin de doğru belirlenmesi gerekir. Terekeye ait hakların bazıları mirasçılar tarafından birlikte ileri sürülmeli veya gerektiğinde terekeye temsilci atanması yoluna başvurulmalıdır.


Miras Davaları Ne Kadar Sürer?

Miras hukukunda yargılama süresini belirleyen başlıca unsurlar, uyuşmazlığın niteliği ve araştırılması gereken hukuki meselelerdir. Örneğin nüfus kayıtları açık olan bir mirasçılık belgesi talebi ile çok sayıda taşınmazın geçmişteki devirlerinin incelendiği tapu iptali davası aynı kapsamda değildir. Benzer şekilde ortaklığın giderilmesi davasında mahkeme kararının verilmesi ile taşınmazın satış işlemlerinin tamamlanması ayrı aşamalardır.

Yenimahalle’de OSTİM ve İvedik’te bulunan ticari taşınmazların mirasa konu olması halinde, mülkiyet kayıtlarının yanı sıra kiracılık ilişkileri, taşınmaz üzerindeki takyidatlar ve gerektiğinde ilgili sözleşmelerin de incelenmesi söz konusu olabilir. Batıkent’te bulunan bir aile konutuna ilişkin uyuşmazlıkta ise mirasçıların payları, paylaşmaya ilişkin talepleri veya sağ kalan eşin hukuki hakları öne çıkabilir.

Bilirkişi incelemesi, keşif yapılması, yurt dışındaki mirasçılara tebligat çıkarılması, eksik belgelerin tamamlanması ve kanun yolu başvuruları yargılama süresini uzatabilir. Miras davalarında önceden kesin bir sonuçlanma tarihi verilmesi mümkün değildir. Çekişmesiz yargı işleri daha kısa sürede tamamlanabilirken kapsamlı miras uyuşmazlıkları birden fazla yıl devam edebilir.


Yenimahalle Miras Avukatı Ücretleri ve Dava Masrafları

Miras hukukuna ilişkin avukatlık ücreti, yürütülecek işlemin niteliğine ve kapsamına göre belirlenmektedir. Mirasçılık belgesi alınması, miras paylaşma sözleşmesinin hazırlanması, terekenin araştırılması ve yüksek değerli taşınmazlara ilişkin dava açılması farklı hukuki çalışmalar gerektirir. Ücretlendirmede 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınır.

2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, asliye hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 45.000 TL, sulh hukuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 30.000 TL maktu tarife tutarları belirlenmiştir. Ancak bu tutarlar her miras davasında uygulanacak toplam ücreti göstermez. Para veya para ile değerlendirilebilen uyuşmazlıklarda davanın niteliğine göre nispi ücret hükümlerinin uygulanması gerekebilir.

Tarife hükümleri ve maktu ücretler Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi duyurusundan incelenebilir. Yeni dönem tarifesi yürürlüğe girdiğinde güncel tutarların dikkate alınması gerekir.

Avukatlık ücretinin yanında dava açılması ve yargılamanın yürütülmesi sırasında çeşitli giderler ortaya çıkabilir. Başvuru ve karar harçları, bilirkişi ücretleri, keşif masrafları, tebligat giderleri ve kanun yolu masrafları bu kapsamda değerlendirilebilir. Avukat ile müvekkil arasında kararlaştırılan sözleşmesel ücret, mahkemece hükmedilen karşı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri birbirinden farklıdır.

Özellikle ortaklığın giderilmesi davalarında giderlerin paydaşlar arasında payları oranında yükletilmesi gibi özel uygulamalar söz konusudur. Buna karşılık muris muvazaası ve tenkis gibi çekişmeli davalarda talep sonucuna, davanın kabul veya ret durumuna ve ilgili usul kurallarına göre farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.


Yenimahalle Miras Avukatı Desteği

Miras bırakanın ölümünden sonra hangi malvarlığı değerlerinin terekeye dahil olduğunun, mirasçıların hangi haklara sahip bulunduğunun ve geçmişte yapılan hukuki işlemlerin değerlendirilmesi gerekebilir. Özellikle tapu kayıtlarının eski olduğu, terekeye ticari taşınmazların dahil bulunduğu veya mirasçılar arasında alacak ve borç ilişkilerinin mevcut olduğu durumlarda hukuki uyuşmazlığın doğru tanımlanması önem taşır.

Miras hukuku kapsamında; miras paylaşımı, terekenin tespiti, miras ortaklığının temsili, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, tapu iptali ve tescil, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasın reddi gibi konularda hukuki danışmanlık ve dava takibi gerçekleştirilebilir. Her talebin dayandığı kanun hükmü, dava şartları ve ispat gereklilikleri birbirinden farklıdır.

Örneğin miras bırakanın alacaklarının terekeye dahil edilmesi talebiyle geçmişte bir taşınmazı devretmiş olmasının iptalinin istenmesi, farklı hukuki yollar gerektirir. Yanlış dava türünün seçilmesi, eksik taraf teşkili veya hak düşürücü sürelerin kaçırılması hukuki hakların kullanılmasını güçleştirebilir.

Türkiye’de miras davalarının genelinde avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte uyuşmazlığın niteliğine uygun hukuki yolun belirlenmesi, delillerin usulüne uygun sunulması ve kanuni sürelerin takip edilmesi önemlidir.


Yenimahalle Miras Avukatına Sık Sorulan Sorular

1. Miras Kalan Tapuda Babamın Eski Soyadı Yazıyorsa Ne Yapılabilir?

Tapuda kayıtlı malik bilgileri ile nüfus kayıtları arasında farklılık bulunması halinde öncelikle hatanın niteliği araştırılmalıdır. Malikin kimliğine ilişkin kayıt yanlışlığının düzeltilmesi ile mülkiyetin başka bir kişiye geçirilmesi farklı işlemlerdir. Hata idari yoldan düzeltilemiyorsa uygun hukuki başvuru veya dava gündeme gelebilir.

2. Miras Kalan İş Yerindeki Makineler de Mirasa Dahil midir?

Miras bırakanın mülkiyetinde bulunan makineler, ekipmanlar ve diğer taşınırlar kural olarak terekeye dahil olabilir. Ancak iş yerinde bulunan her makinenin mutlaka miras bırakana ait olduğu kabul edilemez. Kiralama, finansal kiralama, şirket mülkiyeti veya üçüncü kişilere ait mallar bakımından mülkiyet ayrıca araştırılmalıdır.

3. Miras Payımı Başka Bir Kişiye Devredebilir miyim?

TMK m. 677 uyarınca miras açıldıktan sonra miras payının devrine ilişkin sözleşme yapılabilir. Mirasçılar arasındaki sözleşmeler yazılı şekle tabi iken mirasçı olmayan üçüncü kişiyle yapılan sözleşmenin noterlikçe düzenleme şeklinde yapılması gerekir. Üçüncü kişi, bu sözleşmeyle kendiliğinden mirasçı sıfatı veya paylaşmaya katılma yetkisi kazanmaz; kanunda öngörülen alacak hakkına sahip olur.

4. Terekeye Ait Malların Kaybolmasını Önlemek İçin Mahkemeden Tedbir İstenebilir mi?

Miras bırakanın ölümünden sonra tereke mallarının korunması veya hak sahiplerinin belirlenmesi bakımından mahkemeye başvurulabilir. TMK m. 589 ve devamı, terekenin korunmasına ilişkin önlemleri düzenlemektedir. Somut olayın koşullarına göre terekenin yazımı, mühürlenmesi veya diğer koruma tedbirleri değerlendirilebilir.

5. Annemin Sağlığında Kardeşime Verdiği Yüklü Para Miras Paylaşımında Dikkate Alınır mı?

Miras bırakanın sağlığında yaptığı her para transferi aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Verilen paranın borç, bağış veya başka bir işlem kapsamında olup olmadığı önem taşır. TMK m. 669 ve devamındaki mirasta denkleştirme hükümleri kapsamında belirli karşılıksız kazandırmaların paylaşımda hesaba katılması gerekebilir. Transferin amacı ve varsa belgeler incelenmelidir.

6. Babam Sözlü Olarak Bir Evi Bana Bıraktığını Söylediyse Ev Benim Olur mu?

Miras bırakanın yalnızca sözlü olarak bir taşınmazı belirli kişiye bırakacağını söylemesi, kural olarak tek başına geçerli bir vasiyetname oluşturmaz. Kanunda öngörülen vasiyetname türlerinin şekil koşullarına uyulması gerekir. Sözlü vasiyetname ancak TMK m. 539 ve devamında düzenlenen olağanüstü şartlarda ve özel usulle yapılabilir.


Yenimahalle Miras Avukatı İletişim

Yenimahalle’de miras paylaşımı, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, tereke uyuşmazlıkları, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve reddi miras konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için Avukat Muzaffer Demirsoy Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Mirasçılık belgeleri, tapu kayıtları, vasiyetnameler ve diğer hukuki belgelerin somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi için iletişim sayfamız üzerinden başvuru yapabilirsiniz.

Avukat: Av. Muzaffer Demirsoy

Telefon: 0543 558 19 42

E-posta: av.muzafferdemirsoy@gmail.com

Web sitesi: https://muzafferdemirsoy.com

Yazar: Av. Muzaffer Demirsoy

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras hukukuna ilişkin hak ve yükümlülükler, her somut olayın özellikleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir